Merkez Bankası Para Politikası Kurulu faiz kararını geçtiğimiz Perşembe günü açıkladı. PPK üyeleri aynı zamanda politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının %37’de sabit tutulmasına karar verdi. Diğer yandan gecelik borç verme faiz oranını %40’ta sabit tuttu. Yani oranlarda bir değişiklik yok. Dahası uygulamada da bir değişiklik yok zira Merkez Bankası politika faizinden işlem yapma anlamına gelen bir hafta vadeli repo ihalelerine uzun bir süredir ara vermiş durumda. Bu uygulama ise TLREF’in %37 yerine %40’ı yakınsamasına neden oluyor.
Bu konuyu geçtiğimiz yazılarımla defalarca kaleme almış ve Merkez Bankası’ndan bir faiz indirimi beklemek için öncelikle bir hafta vadeli repo ihalelerine başlaması gerektiğini ifade etmiştim. Karar öncesinde böyle bir adım görmediğimiz için de PPK kararı günü yayımlanan yazımda “Hem içerideki beklentiler hem de rapor adı altında yurtdışı finansal kurumlardan gelen yönlendirmeler ışığında bugün Merkez Bankası’ndan bir faiz indirimi beklemek pek akılcı görünmüyor.” cümlesini içeren bir yazı yazmıştım. Dolayısıyla Merkez Bankası’nın kararı beni şaşırtmadığı gibi yazılarımı sürekli takip edenleri de şaşırtmamıştır diye düşünüyorum.
Peki karar metninde bize hangi sinyaller verilmiş? Öncelikle karar metninde önceki metne görece olarak çok büyük değişiklikler yok. Enerji fiyatlarının “yeniden yükselme eğilimine girdiği” vurgulanırken öncü verilerin Temmuz ayında enflasyonun ana eğiliminde yükselişe işaret ettiği vurgulanmış. Ancak bu yükseliş geçici olarak nitelendirilmiş.
Bir diğer dikkat çekilen konu da iç talepteki zayıf seyrin “belirginleşmiş” olması. Zira bir önceki metinde iç talepteki zayıf seyrin “sürdüğü” ifade edilmişti. Bu konular dışında karar metninde yeni bir yönlendirme yok. Ancak bu ifadeler bile Merkez Bankası’nın bir süre daha haftalık repo ihalelerine başlamayacağı mesajı içeriyor. Yani Merkez Bankası tarafından yeni bir durum yok!
Zaten karar haftasında ardarda gelen yabancı finansal kurum raporları da Merkez Bankası’na “faiz indirmemesini salık verecek” ifadeler içeriyordu. Nasıl oluştuğu aşikar olan piyasa beklentileri de Merkez Bankası’nın “pas geçeceği” yönünde oluşmuştu.
Bana göre yakın dönemde faiz indirimine imkan tanıyacak dönemleri kaçırdık. Yabancıyı oldukça yüksek diyebileceğimiz carry trade getirisine alıştırdık. Mutlak butlan ve savaş döneminde rezerv kullanımına yoğunlaştık. Reel sektördeki hasarın kalıcı olma riskini göze aldık. Yani pek çok açıdan gelinen noktanın gözden geçirilmesi gerekiyor.
Reel sektördeki nakit akışı sorunu halka açık şirketlere bile yansımış durumda. Bu bakımdan daha önce getirdiğim öneriyi hatırlatarak yazımı sonlandırıyorum: reel sektörün kısa vadeli yüksek faizli kredileri uygun maliyetli uzun vadeli taksitli ticariler ile değiştirilmeli.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.