‘Hürriyet’in kara haberi ak haber gibi muştulayan manşetleri her gün daha göz kamaştırıcı oluyor. Yalnız, kamaşan göz ‘okuyabiliyor mu’ bilinmez…
“F-35’ler derin uykuda: ABD, uyandırıp gönderecek”…
Amerika’nın kimseyi uyandırdığı görülmemiştir ama manşet dediğim kadar var, değil mi?
Amerika’da mukim, 34 yıldır Pentagon’la çalışan, F-35’leri görünmez hale getiren, uçakların bu alandaki tek tedarikçisi, işinsanı Ergün Kırlıkovalı, Türkiye’nin parasını ödediği 6 adet F-35’in son durumunu ve nasıl getirileceklerini anlatmış gazeteye. (Hürriyet, 22/07) Gerçekten ilginç bilgiler var…
Birincisi, Türkiye-ABD hemen anlaşsa bile uçaklar uçacak durumda değil. ‘
Derin uyku
’dalarmış. Özel koruyucu sıvılarla doldurulmuş, hassas sistemleri de mühürlenmiş. Mumya gibi. Yani önce uyandırılmaları gerekiyor. Takiben bir seri malzemesi yenilenecek. Yıllardır bekledikleri için mikroskobik testlerden geçirilecekler. Deformasyonları varsa yenilenecek, görünmezlik boyası kontrol edilecek. Aradan geçen zamanda teknoloji de ilerlediğinden elektronik donanım sökülüp, değiştirilecek, yazılımları da baştan yüklenecek.Sonra da Türk pilotlara ‘tazeleme eğitimi’ verilecek. Biraz iş var yani…
***
Tabii asıl konu,
Türkiye’nin F-35 programına dönmesi
. Kırlıkovalı’nın söylediklerinden şunu çıkarabiliriz; o zor. Bir kere ‘emsali görülmemiş’. İkincisi, başı-sonu belli olmayan dipsiz kuyu gibi bürokratik safahat var; ‘çok katmanlı, bürokratik, hukuki ve teknik bir operasyona dönüşecek’. Anladığımız, yıllar sürebileceği…
Biliyorsunuz, 1.4 milyar dolarlık paramıza da çökmüştü Amerika. Bir mahsuplaşma yaşanacak, ‘uçakların yıllardır biriken hangar ve bakım masraflarından’ düşülecekmiş. İnsanın tüyleri diken diken oluyor;
uluslararası hukuka ve anlaşmalara tamamen aykırı olarak hem uçaklarımıza hem paramıza çöküyorlar, ‘çöküş’ masrafını da bizden çıkarıyorlar
. Allah’tan Hürriyet, Kırlıkovalı’ya yine fikrini sormuş; ‘bu paranın 7 yıllık faizini isteyebilir, masrafları oradan çıkarabiliriz’ diyor.Kimsenin sebep-sonuç ilişkisi kurma derdi yok maşallah. İşin başında, 90’ların ikinci yarısından itibaren hangi tedbiri almadık da şimdi bu kazıkları çıkarmaya çalışıyoruz acaba?
***
İşlemler yine bitmiyor; malûm, F-35’ler ‘uçan veri merkezleri’ olduğundan, “
Türk Hava Kuvvetleri’nin siber altyapısının uçağın küresel lojistik ağı ODIN’a yeniden bağlanabilmesi için Pentagon tarafından denetlenip akredite edilecek
”miş…Gözlerinizin kamaşması ne durumda bilmiyorum ama benim dişlerim bile kamaşıyor…
Neyse.. Sonra ABD pilotları uçakları deneyecekler, “ok” derlerse, Türk pilotlarına teslim edeceklermiş. Hamaliyesi bitmiyor ve en kolayı görünen 6 uçağın alınması bile belki yılı bulacak…
***
Gelelim siyasi meselelere…
Amerika’nın çıkardığı yasanın bir hükmü açık şekilde S-400’lere sahip olunmaması gerektiğini söylüyor. Ya ABD yasası gidecek ya S-400’ler.
S-400’ler
hakkında ne düşünülüyor, ne yapılıyor, iyi fikir mi, değil mi, doğru mu değil mi, takip ediyoruz
, olgunlaşınca bakacağız. Fakat, bahis bu başlıktan açıldığında, “KAAN projesini
engeller, engellemez” tartışmaları çıkıyor. Mesele bu değil. Yerli ve milli savunma konusunda Türk kamuoyunun hassasiyetleri yerindedir. Tecrübeleri, geçmişte dışarıdan alınan her işin bağımsız üretimleri sakatladığı noktasından gelir ve haklıdır. Devrim arabaları dahil dersler çıkarılmıştır. Hükümet de aynı yerdedir. Bu yüzden F-35’lerin gelmesinin KAAN’ı yavaşlatacağına dair kaygıya, yapılan ikazlara kimse bir şey diyemez ama ben buna fırsat verileceğini sanmıyorum. Türkiye bunu yutmaz. Yutarsa da dışarının suçu olmaz artık…Tersine, F-35’lerin ve KAAN’ların birbirinden faydalanacağı yönündeki okumalara da yüz vermem.
Çünkü aralarında kurulacak teknik alış-verişin, zamanla kaygan zeminler, tuzaklı geçişler yaratacağından korkarım…
***
F-35’ler, daha önce satın alınmış diğer tüm eski-yeni ABD savaş uçaklarında olduğu gibi bir ‘sistem’ kuruyor. Sizi de sisteme bağlıyor. Orada da tartışmalı konular var ama
teknik bağdan bahsetmiyorum
. Bir tür yaşam formu bu. On yıllar sürüyor. Sonra üst modeli geliyor, yeni on yıllar başlıyor. Türkiye’ye ilk Amerikan savaş uçağının girişi 1948! Pilotların eğitim için ABD’ye ilk gidişi 1950. Milyarlarca doları geçtim, eğitim süreçleri başka bir dünya yaratıyor. Yüzlerce subayınız tekrar tekrar bu tedrisattan geçiyor. Dil değişiyor. Kültür değişiyor. Lojistik, mühimmat, bakım-onarım, satın alma, yedek parça, motor, aklınıza ne gelirse devasa bir müktesebat oluşuyor. Bürokrasiniz de buna göre şekilleniyor. Masada hep bu silahlar bulunduğundan uzmanlarınız da onları çalışıyor. Değişiklik ihtimalinde uzmanlıkları havaya gidecekmiş gibi reaksiyon gösteriyorlar…Bu konuları ve örneklerini S-400 sürecinde çok konuştuk. Gerekirse yine tartışırız ama meselenin özü şu kadardır;
Doğal bağışıklık sistemleri, ilaç dışarıdan alındığında körelir…
***
Şunu kabul edebiliriz; yaklaşık 80 yıldır aldıklarınızı bir anda keserseniz komplikasyonlar olur. İlaç örneği sadece metafor, kolay anlatım içindir. Düşüncenizi, kararınızı belirleyemez; savunma sanayinizin milli ve yerli olması için bu işlerin bir yerde sonlandırılması gerekiyor…
F-35’lerimizin ‘derin uykuda’ olduğunu ilk okuduğumda aklıma, dedektiflik romanları yazarı Raymond Chandler’in meşhur ‘Big Sleep-Büyük Uyku’ romanı geldi. Filmi de çekilmişti. Büyük uyku ölümün metaforudur. Biz, “milli ve yerli” mottosunu üzerimizdeki ölü toprağını silkmek için hayata geçirdik. Şükür, diriyiz. ‘Uyanık’ yani. Öyle de kalalım…


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.