Küresel kapitalizm evrensel bir değer mi?

Akif Emre
Akif EmreYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 19/05/2015, Salı • Yeni Şafak Haber Merkezi
Küresel kapitalizm evrensel bir değer mi?
Batı Bloku'nun, komünizmin türevi dünyaya (Sovyet Bloku) karşı zaferinden sonra kapitalizmin “insanlığın kaçınılmaz tekamülü” olduğu iddiası daha cesurca dile getirildi. Buna göre kapitalist sistem evrimsel çizgide ilerleyen insanlık tarihinin geldiği son noktayı temsil ediyordu. Kabaca “tarihin sonu” olarak ifade edilen bu zirve Batı merkezli bir medeniyetin insanlık tarihindeki en zirve noktayı işaret ediyordu.
Peki, kapitalizm nasıl olmuştu da başka coğrafyalarda çıkmamış Avrupa'da, daha sonra Kuzey Amerika'da gelişerek dünyaya refah, mutluluk (!) dağıtmaya başlamıştı? Kapitalizmin Avrupa merkezli çıkışından bugüne yaklaşık beş yüz senelik bir süreç geçmişti. Bu tarihi aralıkta Avrupalılar dünya tarihinde önemli işlere imza atmıştı. Tüm bunlara bakılarak bir yanda insanlığın ideal çizgisi Batı uygarlığı ve diğerleri vardı (West and rest). Kapitalizmin küreselleştiği, öteki dünyaların da sürece dahil olduğu bir dünyada eski açıklamalar ne kadar yeterliydi!
Avrupa merkezli tarih okumasına göre, kapitalizm Batı'da doğmuş, çekirdeğinde ulusdevletin olduğu “sömürge imparatorlukları”nın imkan ve gücüyle büyümüş, Batı'nın bilimsel ve entelektüel gelişimine paralel olarak, ticaret eksenli mal ve servetin tekelci birikime dönüşmesi için capital'e “izm” eklenmesi gerekmişti. Batı, insanın kazanma duygusunu kapitalizme dönüştürmeyi başararak kalkınma, refah, daha çok tüketme eksenli yeni bir hayat tarzını keşfetmişti...
Kapitalizmin insanlığa mutluluk mu getirdiği yoksa onun beşeri zafiyetlerine dayalı, “ekonomik hayvan” haline getirilmesinin düzeni mi olduğu bir tarafa neden dünyanın başka yerlerinde değil de ilk defa Avrupa da çıkmış olduğu sorusu Batı'nın üstünlüğü ve evrenselliği tartışmasından bağımsız olarak açıklanmadı bugüne kadar.
Buna göre üç türlü açıklama tarzı gelişti. Bu açıklama tarzlarının ilki materyalist açıklamadır. İnsanlık, paranın gücünü keşfetti ve kazanmanın ve tekelleşmenin ona açtığı yeni hedeflerde rasyonel biçimde ilerledi. İkinci açıklama kurumsal formülasyon; yani, Avrupa'da kapitalistleşmeye zemin hazırlayan hakların, yasal düzenlemelerin olmasıydı. Böylece mal edinme, servetin dokunulmazlığı, kazancın önündeki yasal engellerin kaldırılması yasalaşabilmişti. Bu da Avrupa'da vardı.
Bir üçüncü izah tarzı da Avrupa uygarlığının doğasında ortaya çıkan ve kaçınılmaz olarak buraya evrilen, bilim ve sanayi devriminin kendiliğinden kurumlarını ürettiği bir sistemdi. Hasılı, bir tür “ekonomik aydınlanma” yaşanmıştı ve insanlık daha önce denemediği bu sistemi geliştirmişti. Tabii burada “insanlık”, “tarihi başarı” gibi söylemlerden Batı'yı ve Batı'yla ilintili macerayı anlamak gerekiyor. Bu açıklamalar kapitalist dünyanın kendini izah etmeye yönelik çabalarıdır. Bunun alternatifi olarak ortaya çıkan sınıf temelli Marksist açıklama biçimleri de yine Batı merkezlidir.
Tarihin sonunun ilan edilmesi bu Avrupa merkezli açıklama biçimlerinin daha uzun süre inandırıcılığını sürdürmesine yetmiyor.
Burada iki sorun var: Birincisi; Avrupa'nın artık insanlık tarihindeki merkezi rolüne vurgu yapan bir tür kutsanmışlık misyonu inandırıcılığını kaybetmesi. Pek çok alanda biricikliğini yitirmiş durumda. Henüz miras aldığı askeri, teknolojik vb üstünlüğünü sürdürüyor olsa da artık bu alanlarda tek değil. Oryantalist kibirle küçümsediği öteki dünyalı Doğulular, Asyalılar artık en az Avrupalılar kadar kapitalist üretim biçimlerine katılabiliyorlar. Japonların gösterdiği performans, Çin'in ekonomik potansiyeline karşı Avrupalılar ancak çok stratejik belli bir birikimin korunmasıyla direnebiliyor.
Kapitalizmin küreselleştiği bir dünyada özellikle finans kapitalizmi sanayi ve ticaret kapitalizminden farklı olarak sınırları aşındırmıştı. Daha da önemlisi kapitalizmin bizzat kendisi dönüşüm geçirerek ulusdevleti aşan bir mahiyet kazanmaya başlamıştı. Bu durumda Batı merkezli kapitalizmi sabitlemek ne kadar mümkün olabilirdi?
İşte tam bu noktada ikinci temel soru gündeme geliyor: Kapitalizm küreselleştiğine, insanlığın ulaşabileceği en üst sistem olduğuna göre bunun Avrupa merkezli açıklamasının gözden geçirilmesi gerekmez mi?
Kapitalizm doğası gereği eklemlenerek, yeni şekiller alarak, farklı kültürleri bünyesinde eriterek ve o kültürlere uyum sağlayarak küreselleşiyor. Bu tanım aslında kapitalizme zımnen evrensellik iddiası da yüklüyor.
Ne var ki, yeni durumda artık ulusdevleti sırtında yük görmeye başlayan, gerektiğinde kendi çıkarı için küresel politikalar üretmeye cüret eden ve dönüşmekte olan bir kapitalist sistemle karşı karşıyayız. Sovyet coğrafyasından sonra farklı alan ve kültürleri de eklemlemeye başlayan küresel yayılmacı sistem var artık.
Bu yeni durum Batı dışı kültürlerin kapitalist dünyaya katılması için yeni bir tarih okumasını gerektiriyor. Nitekim Foreign Affairs'in internet sitesinde çıkan bir makalede Jeremy Adelman kapitalizmin doğuş hikayesine Doğuluları, ötekileri de katan yeni bir tarih okuması yapmış.
Batı merkezli tarih okuması yetersiz kalınca Doğu'nun aslında bu sisteme ne büyük katkılarının olduğu, onlar olmadan bu yapının gelişmeyeceği izahı ilginç! Mesela Hindistan'ı merkeze alan pamuk ticareti ile Afrika'yı merkeze alan köle ticaretini olmazsa olmaz sayıyor. 12 milyon siyahi kölenin katkısı olmasaydı ya da İngilizlerin sömürge yönetiminde Hint pamuğunun artı girdisi gerçekleşmeseydi kapitalizm rekabet edemez, bu seviyeye gelemezdi.
Bir tür ironi içeren bu tarih okuması doğru bir tespiti de içeriyor. Hindistan'ın üretimi, emeği, Afrikalıların alın teri ve insan gücün öteki dünyanın katkısıydı. Yani emperyalizm olgusu, savaş kapitalizmi olmasaydı Batı bugünkü seviyeye gelebilir miydi? Bu soruyu atlayıp sömürüyü masumlaştırarak, Batı dışı toplumlara kapitalizmi evrensel değer olarak benimsetme, meşrulaştırma amaçlı yeni bir ekonomik tarih okuması bu.
Kapitalizm Avrupa'yı da aşan bir sömürü sistemi haline geldi ama daha ikna etmeleri gereken büyük bir insanlık kitlesi ve insanlık hafızası var.
Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026