Osman Ismen’in bestelediği, “Böyle mi esecekti son günümde bu rüzgar” şarkısının sözleri tam da Trabzonspor’un büyük hedeflerle göreve getirdiği Fatih Tekke’ye uygun bir dizeydi. Dört yıllık planlamanın merkezine getirilen Tekke kardeşim, ne yazık ki rüzgarı kendisi ürettiği gibi, sürecini de kendisi belirledi. Geçen sezon yaş ortalaması düşük, gelişime açık oyuncularla bana göre geçiş döneminin en önemli başarısını Türkiye Kupası ile taçlandırdıktan sonra bu sezon yıldız savaşlarına girmesi en önemli hatasıydı.
Çevresinde oluşan birkaç dalkavuğun haber alma uğruna, ‘bizden başka herkes sana karşı’ söyleminden etkilenen ve yel değirmenlerine savaş açarken kendi merkezinden kopan Tekke, kendisi ile uzun vadeli projeyi hayata geçirdiği insanları yok sayarak bir tek mikrofona istifasını açıklamasıyla ipini çekmişti zaten.
Yalnızlığını kabul etmeyip, sadece kendi duygularını ve formasyonu dayatıp; başkalarının duygularını anlama, yönetme ve yönlendirme yeteneğini terk eden Tekke, son gününde rüzgar estirmeye çalıştı ama olmadı.
Fatih Tekke, kendisini imha etmemiştir. Bu genç kardeşimizin yolu mutlaka bir gün Trabzonspor ile yeniden kesişecektir. Umarım dalkavuklarla, gerçek anlamda kendi değerlerine değer katan insanlar arasında ki farkı fark edecek bilgi ve tecrübeyi edinerek yeni umutlara yelken açarak bir gün geri dönecektir.
Gelelim Başkan Ertuğrul Doğan’a…
Göreve geldikten sonra sıkça teknik adam değiştirmekle dikkat çeken Doğan’ın en büyük zaafı her teknik adamın her dediğini sorgusuz yerine getirmesidir. Son şampiyonluk sezonu dahil, kendi başkanlık sürecinin başlangıcından bu güne kadar onlarca oyuncunun alınması, o değişkenlik gösteren teknik adamların isteğini geri çevirmemekten kaynaklanıyor. Başka konularda ‘yok’ kelimesini kullanan Doğan, ‘Taraftara karşı mahcubum’ söylemine devamla taraftarı mutlu etmek için teknik adamların istediği oyuncular konusunda kayıtsız kalmıyor.
En azından bu mahcubiyetle beraberinde ki ekonomik tablonun elde edilmesine saygı göstererek kulübün ekonomik olarak yükselen performansına paralel takım performansının da artırılmasını beklemek bu camianın hakkı olduğu gibi Başkan Doğan’ın da hakkı.
Herkesin hakkı da, burada devreye girmem gerekirse; Yaşam nedeni futbol olan Trabzonspor'un, bu belirsizliklerden kurtulması için öncelikle sportif anlamda koordinasyonu sağlayacak ve teknik direktörün yükünü hafifletecek bir futbol adamına ihtiyacı olduğunu yazmam gerekir. Çünkü günümüz futbolu sadece bir teknik adama bırakılacak kadar basit bir organizasyon değildir.
Hal böyle devam ederse yel değirmenleri çok daha teknik adam yer. Bu nedenledir ki büyük fotoğrafta görünenler içinde yer alan Hüseyin Çimşir’in vekaleten mi yoksa asaleten mi göreve getirildiği net olarak ortaya koyulmalı.

