Yunan medyası yazmasa haberimiz olmayacaktı. MİT Başkanı İbrahim Kalın Atina’ya sürpriz bir ziyaret gerçekleştirmiş. Yunanistan Ulusal İstihbarat Teşkilatı (EYP) Başkanı Themistoklis Demiris ile bir araya gelmiş. Zamanlama açısından oldukça dikkat çekici bir gelişme bu. İçeriğine ilişkin medyaya yansıyan genel bir çerçeve var. Bahsedeceğiz. Öte yandan… Medyaya yansımayan, duyanlara “Kalın açık ve net konuşmuş” dedirten kulis bilgileri de var. Anlatacağız. Ama önce bu ziyaretin ayaklarını bastığı konjonktüre ilişkin kısa bir çerçeve çizelim.
Türk-Yunan ilişkileri, komşuluk ilişkileri hasebiyle çok boyutlu ve inişli çıkışlıdır. İlişkileri kimi zaman kriz boyutuna getiren, çözümsüz başlıklar vardır. Bunlar Ege’de kıta sahanlığı meselesi, adaların silahlandırılması, Kıbrıs, FIR hattı, gri bölgeler olarak sıralanabilir. İki ülke bu başlıkları yıllardır tartışıyor. Ancak son yıllarda bu tartışmaları başkalaştıran önemli değişiklikler yaşanıyor. İlişkiler geriliyor. Sebebi, aşağıda sıralayacağım yeni gelişmelerdir.
***
Bir. Yapısal sorundur: Soğuk Savaş’ın bitmesiyle Türk-Yunan ilişkilerini bir kulvarda tutan zorlayıcı şemsiye ortadan kalktı. Küresel ve bölgesel yeni düzen kurulamadı. Geçiş dönemindeyiz. Bu belirsizlik ve yeni konumlanma arayışları stres üretiyor.
İki. Yunanistan, Türkiye ile ilişkilerinde “AB kaldıracını” sıklıkla kullanıyor. AB dengesi Atina’yı “cesaretlendiriyor.”
Üç. Doğu Akdeniz’de keşfedilen hidrokarbon yatakları yeni gerilim alanıdır. Türkiye, geçtiğimiz on yılda, Doğu Akdeniz’de oluşturulan koalisyonla çevrelenmeye çalışıldı, bu çaba Ankara’nın Libya müdahalesiyle akamete uğratıldı.
Dört. Bu beraberinde Münhasır Ekonomik Bölge tartışmalarını getirdi, Yunanistan’ın hazırlattığı Sevilla haritaları gibi maksimalist yaklaşımlar, Ankara’nın Mavi Vatan doktrinini ortaya koymasına sebep oldu.
Beş. Soğuk Savaş boyunca Yunanistan da Türkiye de savunmada dışa bağımlıydı. ABD, bu iki ülke ile kurduğu savunma ilişkisinde bir denge gözetiyordu. İki ülke arasında simetri vardı. Türkiye, yerli savunma sanayiinde yaptığı hamleyle dışa bağımlılığını azalttı, asimetri oluştu.
Altı. Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesi uluslararası sistemde “sınırların değişmezliği” kabulünü yıktı. Atina bu gelişmeden endişe duyuyor.
Yedi. Türkiye, bölgede güç temerküzü elde ediyor. Geçmişten kalan sorunlu dosyalarını (PKK terörü, Suriye, Ermenistan vb.) sert güç ve yumuşak güç unsurlarını birlikte kullanarak tek tek kapatıyor. Geriye Türkiye’nin enerjisini ayıracağı Yunanistan’la bağlantılı Kıbrıs ve Ege meselesi kalıyor.
Sekiz. Türkiye Batı ile yeni bir dil yakaladı. İlişkiler ortak çıkarlar çerçevesinde onarılıyor. Bu durum Yunanistan’ın elindeki “Batı kaldıracını” zayıflatıyor. Atina, Türkiye-Batı ilişkilerinin gelişmesinden rahatsız. Bu iklimi zehirlemek için tansiyonu yükseltecek açıklamalara başvuruyor, deniz parkları gibi yeni sorun alanları oluşturuyor. Aynı zamanda Türkiye’nin savunmasına destek olacak tüm programlardan (SAFE kredileri, F-35 programı vb) dışlanması için lobi gücünü kullanmaya çalışıyor.
Dokuz. Atina ne AB ne de NATO güvenlik şemsiyesini yeterli görüyor. Bu yüzden İsrail’in kayığına binmiştir. Tel Aviv, Atina’yı kışkırtıyor. Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi’ni Türkiye’ye karşı bir üs haline getiriyor. Aşil Kalkanı hava savunma anlaşması, Kıbrıs’ın statüsünün değiştirilmesi çabası, Yunanistan ve Rum Kesimi’nin Avrupa Parlamentosu’nda Türk askerini hedef alan girişimleri (Bu İsrail’in Türkiye’nin Gazze itirazlarına verdiği dolaylı yanıttır) bunun parçasıdır.
Tablo özetle böyle. Buna rağmen… Ankara, Atina’dan gelen tüm “ileri-geri” açıklamaları soğuk kanlı bir şekilde karşılıyordu. Yunanistan’ın “Batı ile yeni iklimi zehirleme” çabasını gördüğü için dikkatli davranıyordu. Ancak İran krizini fırsat bilerek Kıbrıs’ın statükosunu değiştirme çabaları ve İsrail’le kurulan ittifak Ankara’da kaşların çatılmasına neden oldu. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kırgızistan dönüşü yaptığı “adalar” vurgusu ve “Tarih, ibret alanlar için çok çok iyi bir yol göstericidir” mesajı oldukça çarpıcı.
***
İşte MİT Başkanı Kalın bu konjonktürde Atina’ya gitti. Yunan basınına ve daha sonra Türk medyasına görüşmenin içeriğine ilişkin yansıyan bilgilere göre iki ülke istihbarat başkanı; ikili ilişkiler ve bölgesel meseleleri ele aldı. Sorunlar ve çözüm yolları konuşuldu. İkili ve bölgesel konularda servisler arasındaki yakın iş birliğinin güçlendirilmesi konusunda mutabık kalındı.
Bunlar basına yansıyanlar. Peki, yansımayan ne var? MİT Başkanı Kalın Atina’da hangi mesajları verdi? Kulisler ne diyor? Aktarayım…
Bir. Türkiye, Yunanistan’la ilişkilerinde iyi niyetli ve yapıcı yaklaşımını sürdürmek istiyor. Ancak; hak ve menfaatleri konusunda kararlı duruşunu muhafaza edecek.
İki. Türkiye, İki ülke arasında iş birliği alanlarının geliştirilmesini istiyor. Ancak; Ege ve Doğu Akdeniz’de tek taraflı adımlarla oldubitti yaratılmasına müsaade etmeyecek. Ege’deki statükonun adaların silahlandırılması yoluyla bozulmasını kabul etmeyecek.
Üç. Yunanistan’ın İsrail üzerinden bölgede yeni bir güvenlik hattı oluşturmaya çalışması “yanlış yoldur.”
Dört. Türkiye Yunanistan için bir tehdit değildir. Ancak… İyi niyetini korurken hak ve menfaatlerini zedeleyecek gelişmelere de izin vermeyecek.

