Yazarlar Almanyada kazananlar ve kaybedenler

Almanya’da kazananlar ve kaybedenler

Ali Saydam
Ali Saydam Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Belki birazcık bize ders çıkar ümidiyle cumartesi değindiğimiz konuya bu kez somut sonuçlardan yola çıkarak bir bakalım…

Dün sabah Almanya saatiyle 08.45’te Alman Sosyal Demokrat Partisi’nin (SPD) Şansölye (Başbakan) adayı Olaf Scholz, Parti’nin seçim merkezinde partililer ve Alman halkına hitaben bir teşekkür konuşması yaptı…

1949 yılından bu yana seçimlerdeki en kötü sonucu elde eden ‘Union’ (Birlik) partileri karşısında elde ettiği büyük zaferi kutlayan Scholz’un konuşmasının özeti şu:

Seçim öncesindeki siyasi iletişim sürecinde ‘kilit mesajlar’ını oturttukları ana stratejiyi bir kez daha tekrarladı. Almanya’nın yol ayrımında bulunduğunun altını çizdi. Tren raylarının kesişme noktasına Almanca'da ‘die Schere’ (Makas) deniyor. “Seçmenler bize bu yol ayrımında şu üç görevi yerine getirmemiz görevini verdi” diye söze başlayan Scholz vaatlerindeki 3 stratejik hedefi (yüzlerce değil, 3 tane) şöyle sıraladı:

1. Karşılıklı saygı anlayışı. Almanya’da toplumun %1,5’luk kesiminin Almanya’nın toplam varlığının %90’ına sahip olduğu ve bunun “saygısızlık” olduğu iddia ediliyor…

2. Çağdaşlaştırılmış sanayileşme… Dışarıdan pek anlaşılır gibi değil; ancak yüksek ve çağdaş teknolojinin ana vatanı kabul edilen Almanya’nın özellikle ağır sanayi sistemlerinin ve enerji politikalarının hayli demode ve verimsiz olduğu ileri sürülüyor…

3. Küresel ısınma ve iklim değişikliğine karşı mücadele… Canlılığın sürdürülebilirliği vaadi seçmen nezdinde önemli rol oynamış… Bu konudaki vaatlerini hayata geçirmenin kendileri için üç acil gündem maddesinden biri olduğunu vurgulayan Scholz, seçmenin, SPD gibi oylarını artırdığı Özgür Demokrasi Partisi (FDP) ve Yeşiller ile (Die Grünen) üçlü koalisyon yapma talimatını da kendilerine tevdi etmiş olduğunun altını çizdi…

Cumartesi günkü yazımızda belirttiğimiz gibi büyük olasılıkla hükûmet, Türkiye-Almanya ilişkileri açısından da en olumlu iktidar formülü olan Ampelkoalition (Ampül koalisyonu) ile Scholz’un başkanlığında teşkil edilecek.

Öte yandan Birlik partilerinin şansölye adayı Armin Laschet (ABD’de olduğu gibi Almanya’da da parti başkanı ile hükûmete liderlik edecek aday aynı kişi olmuyor), Jamaika’nın bayrak renklerinden yola çıkarak bir Siyah (Birlik partileri, Union)-Yeşil (Yeşiller, Die Grünen)-Sarı (Özgür Demokrasi Partisi, FDP) hayal ediyor. Bunun için diğer iki partiyi ikna edebileceğinin hayalini kuruyor…

İlkesiz birliklerin yürümeyeceğini bilen Almanlar (Bkz. bizdeki Millet İttifakı ve ‘dostları’…), seçimler öncesinde Şansölye adaylığını devraldığı günlerde oyları %37 civarında olan Birlik partilerinin %24’e düşmesine neden olduğu iddia edilen Laschet’e hiçbir şans tanımıyorlar…

Almanya’daki seçimlerin bir başka kazananı da araştırma şirketleri… Bu kez sonuçları neredeyse %0 yanılma payı ile tutturdular. İktidar yanlısı - Muhalefet yanlısı gibi karpuz efekti ile ortadan ikiye ayrılmayan ve sonuçları yandaş oldukları gruplardan yana çarpıtıp durmayan anket şirketleri büyük itibar kazandılar.

Bir başka kazanan ise körü körüne muhalefeti ya da iktidarı desteklemeyen, bağımsız ve tarafsız, daha doğrusu millî iradeden yana pozisyon alan medya organları oldular…

Sosyal medyanın ise siyasi tercih konusunda hiçbir manipülatif etkisi olmadığı -hiçbir güvenirliği ve saygınlığı olmadığı için- bir kez daha gözler önüne serildi…

Almanya seçimlerinin bize öğreteceği çok şey var… Acaba o nedenle mi bir ikisi hariç Almanya seçimleriyle bizim medyamız pek ilgilenmedi!?..

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.