İletişim cinayetleri…

04:0021/10/2023, السبت
G: 22/10/2023, الأحد
Ali Saydam

ABD Başkanı Biden , İsrail’in saldırısı sonucunda 500 kişinin hayatını kaybettiği Gazze’deki El-Ehli Baptist Hastanesi ’ne ilişkin açıklamasıyla tarihe geçmeyi garantiledi. Ne demişti… “Görünen kadarıyla hastanedeki patlamayı diğer taraf düzenledi, İsrail değil.” “Tarihe geçmek” derken öyle ölümsüz kahramanlar arasına değil tabii… Siyasi facialar listesine, bir de ‘En Sağlam Dezenformasyon Kaynakları’ listesine… Neil Postman , dezenformasyonu “Televizyon Öldüren Eğlence” adlı kitabında şöyle tanımlıyor:


ABD
Başkanı
Biden
, İsrail’in saldırısı sonucunda 500 kişinin hayatını kaybettiği Gazze’deki
El-Ehli Baptist Hastanesi
’ne ilişkin açıklamasıyla tarihe geçmeyi garantiledi.

Ne demişti… “Görünen kadarıyla hastanedeki patlamayı diğer taraf düzenledi, İsrail değil.”

“Tarihe geçmek” derken öyle ölümsüz kahramanlar arasına değil tabii… Siyasi facialar listesine, bir de ‘En Sağlam Dezenformasyon Kaynakları’ listesine…

Neil Postman
, dezenformasyonu “Televizyon Öldüren Eğlence” adlı kitabında şöyle tanımlıyor:

“Dezenformasyon, yanlış enformasyon demek değildir… Dezenformasyon, yanıltıcı (yersiz, ilgisiz, parçalı ya da yüzeysel) enformasyon, yani insanda bir şey hakkında bilgi sahibi olma illüzyonu yaratan, aslında insanı bilmekten uzaklaştıran enformasyon demektir.”

Kitleleri ikna etme konusunda olabilecek en etkili isimlerden birinden geldiği için Biden’ın bu sözleri, Postman’ın tanımı ışığında, dezenformasyon çukurunun en karanlık köşesi sayılabilir…

Üstelik bu, bir ABD Başkanı tarafından ortaya atılan ilk yalan da değil. ABD’deki “Kamu Dürüstlüğü Merkezi”nin tespitlerine göre 2003 Irak Savaşı’nda Başkan
Bush
ve ekibinin
935
yalan açıklamada bulunduğu da medyaya yansımış, bu haberleri en çok yayınlayan kanalın ise yine ABD’li
CNN
olduğu belirtilmişti.
Zaten savaşın ‘gerekçesi’ de yalandı… Dönemin ABD Dışişleri Bakanı
Colin Powell
, dünyayı Irak’ın işgaline ikna edebilmek için
BM Güvenlik Konseyi’
nde konuşmuş ve Irak’ta çok sayıda
kitle imha silahı
sakladığını savunmuştu. Powell Irak’ın BM müfettişleri ve diğer uluslararası kuruluşlara bağlı ekiplere yakalanmamak için kimyasal laboratuvarlarını, TIR kasalarında
seyyar
hâle getirdiğini de iddia ediyordu.
Dönemin
İngiltere
Başbakanı
Tony Blair
de İngiltere Parlamentosu’nda, Irak’ın kimyasal ve biyolojik silahlara sahip olduğunu, bu yıkıcı silahların Şii nüfus üzerinde kullanılacağını öne sürmüştü.
Sonra ne oldu? Irak’ta kimyasal silah falan bulunamadı. Powell 2005’te
ABC
televizyonuna verdiği röportajda, kimyasal silah iddiasının yalan olduğunu itiraf ederek “Kariyerimde utanç duyduğum kara bir leke” dedi. Konu onun açısından kapandı ama Irak yerle bir edildi, siviller öldü.

O nedenle yalnızca sosyal medyadaki troller, sütre gerisinden yazan ‘paralı askerler’, itibarını üçe beşe satmış popüler olma derdindeki kişilere karşı değil, devlet başkanlarının paylaştıkları açıklama ve belgelere karşı da son derece dikkatli olmak lazım…

Çünkü yıllar içinde bu belgeler
Körfez Savaşı
sırasında paylaşılmış, sonradan Fransa’da, üstelik savaştan önce çekildiği açıklanan petrole bulanmış
karabatak kuşuna
dönüşünce büyük pişmanlıklar duyulabilir…
Önceki gün
Zafer Şahin
, TV yayınında elindeki kalın dosyayı gösterdi: İsrail-Filistin çatışmasıyla ilgili bugüne kadar tespit edilen dezenformasyonlar 70 sayfa tutuyor dedi…
Cumhur-başkanlığı İletişim Başkanlığı
(CİB) “Dezen-formasyonla Mücadele Merkezi” de bültenleriyle yayılmaya çalışılan yalan, yanıltıcı, manipülasyon amaçlı bilgi ve haberleri deşifre ediyor. Şimdi de Filistin özel sayısı hazırlamışlar. Bazılarına bir bakalım:
ABD’li haber kuruluşu
NBC
’nin bir haberinde, öldürülen bir Hamas direnişçisinin üzerinden çıkan gizli belgelere göre 7 Ekim saldırısı sırasında kasıtlı olarak İsrail’deki ilkokulların ve çocukların hedef alındığı iddiası yer almış. Oysa 7 Ekim Cumartesi okullar tatil olduğu gibi İ
srail Savunma Kuvvetleri İç Cephe Komutanlığı, ardından da Millî Eğitim Bakanlığı,
7 Ekim’de İsrail’de okulların kapatıldığını açıklamış.

Bazı sosyal medya hesaplarında “Hamas’ın kaçırdığı çocuk” başlığıyla yayınlanan video, çatışmanın başlamasından 1 ay önce medyada yer almış başka bir olaya aitmiş.

ABD Başkanı Biden “Çocukların kafasının kesildiği fotoğrafları göreceğimi hiç düşünmezdim” demiş. Öte yandan Beyaz Saray yetkilileri ellerinde böyle bir bilgi ya da belge olmadığını belirtmişler.

Bir başka haberde “Hamas direnişçileri festivalde yakaladıkları kızı diri diri yaktı” deniliyormuş. Bu haberle servis edilen görüntü, Mayıs 2015’te
Meksika’da
yaşanmış bir olaya aitmiş.
The Times
“İsrail, ağır yaralanan bebekleri gösterdi” diye haber yapmış. Hâlbuki o görüntüler, İsrail bombardımanında yaralanan Filistinli çocuklara aitmiş.
İstanbul’daki İsrail Başkonsolosluğu önünde “Mehmetçik Gazze”ye sloganları atıldı yönündeki haber, 10 Mayıs 2021’de İsrail
Mescid-i Aksa’ya
saldırdığı sırada yaşanan olaydanmış.

“Savaştan kaçan 1671 İsrailli sığınmacı gemiyle Alanya’ya geldi” bir başka yalan habermiş. İddia doğru olmadığı gibi haberde kullanılan fotoğraf, 6 Ekim günü Alanya’ya gelen kruvaziyer gemisinden inen turistlere aitmiş…

“Dezenformasyonla Mücadele Merkezi”nin 94 sayılı Filistin özel sayısında bunlar gibi 25 iddia yer alıyor. Muhtemelen bu sayı daha da artacaktır. Bilindiği üzere yalan haberin yayılma hızının 6 kat daha fazla olduğu uzmanlarca ifade ediliyor. Peki bu yalan dolan yayılınca ne oluyor? Savaşlara zemin hazırlanıyor… Toplumsal çatışmalar ve nefret artıyor insanlar katlediyor. İşte bu nedenle dezenformasyonun yayılmasına aracılık etmemek çok önemlidir.


Günün sözü
“Allah’ım bana eşyanın hakikatini göster.”
Hz. Muhammed (sav)
#ABD
#Siyaset
#Politka
#Ali Saydam