Başlıktaki iki kavram, Türkiye siyasi iletişim tarihinde, bir araya hiç bu yoğunlukta gelmemişlerdi.Muhalefet bloku aynı anda ‘ikisinden birden’ mustaripken, iktidar bloku ikincisiyle nasıl baş edebileceğini ortaya koyabilmiş değil.İletişimin ana hedefi ‘ikna’dır; ikna ise iki sağlam ayak üzerinde durmak zorundadır: 1.Vaat, 2.Güven. Belirsizlik, bu ikisinin de sarsılmasına, yani iknanın hasar görmesine, iletişim sürecinin isezehirlenmesineneden olur.Belirsiz bazı durumlardan örneklerle devam edelim:“Partili
Başlıktaki iki kavram, Türkiye siyasi iletişim tarihinde, bir araya hiç bu yoğunlukta gelmemişlerdi.
Muhalefet bloku aynı anda ‘ikisinden birden’ mustaripken, iktidar bloku ikincisiyle nasıl baş edebileceğini ortaya koyabilmiş değil.
İletişimin ana hedefi ‘
’dır; ikna ise iki sağlam ayak üzerinde durmak zorundadır: 1.
, 2.
. Belirsizlik, bu ikisinin de sarsılmasına, yani iknanın hasar görmesine, iletişim sürecinin ise
neden olur.
Belirsiz bazı durumlardan örneklerle devam edelim:
“Partili Cumhurbaşkanı olmaz” diyen ana muhalefet partisi lideri,
tarihli deklarasyonda “Cumhurbaşkanı’nın -var ise- siyasi parti üyeliğinin güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş sürecinin tamamlanmasıyla sona ereceği” maddesinin altını imzalamış. ‘Perhiz ve lahana turşusu’ metaforunu hatırlatmıyor mu?..
’nın, iki büyükşehir belediye başkanının “Yetkili, icracı cumhurbaşkanı yardımcıları” olarak atanmaları koşuluyla ‘
’ya döndüğü söylendi. Oysa imzaladığı deklarasyona göre; “Cumhurbaşkanı’nın uygun gördüğü zamanda ve tanımlanmış görevlerle atanacaklar”. Bunun için mi İYİ Parti Genel Başkanı adeta ortalığı ateşe vererek ‘
’e neden olmuştu?..
Bir başka belirsizlik de hükûmetin nasıl karar alacağı konusunda… Cumhurbaşkanı adaylarını belirlemede bunca tenakuz (çelişki) yaşayan 6’lı Masa, bakın deklarasyonun 8. maddesine göre hangi durumlarda tartışarak ‘
’ alacaklarmış: “Seçimlerin yenilenmesi, OHAL ilanı, millî güvenlik politikaları, Cumhurbaşkanlığı Kararları, Kararnameler ve genel nitelikteki düzenleyici işlemler ile üst düzey atamalar.” Acaba hangi konuda Cumhurbaşkanı resen karar alabilecekmiş? Bilen beri gelsin… Ayrıca bir gün Cumhurbaşkanı’nın
kullanıp bu maddeyi yok saymayacağını kim bilebilir?...
Müphemiyetin (belirsizliğin) diğer hususlarını ayrıntısıyla yazmaya gerek yok… Başlıkları sıralasak yeterli…
Kendisiyle resmen diyalog kurulmasını isteyen
…
Yüzde 1’ler civarında oy potansiyeli olan partilerin Meclis’te yüzde 3,34 oranında temsil edilerek grup kurmalarını sağlayacak sayıda milletvekiline hangi partiden kimleri listede aşağı iterek ulaşacakları hususu...
Dış politikada alınacak pozisyonlar…
Hangi bakanlıklar kimlere/hangi partilere teslim edilecek?.. Madde 5: Cumhurbaşkanı bir bakanı görevden almak isterse ve o bakanın partisinin genel başkanı bu karara karşı çıkarsa ne olacak?.. O cumhurbaşkanına oy vermiş kitle, oy oranı yüzde 1’lerin altında kalan bir partinin başkanının iradesinin kendisininkinin üstünde konumlanmasından rahatsız olmayacak mı?
“Güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçildikten sonra yeni bir seçime gerek olmaksızın 13. Cumhurbaşkanı ve TBMM görev süresini tamamlayacaktır” denilmiş. Yani Anayasa değiştirilecek, ancak sistem eski Anayasa’ya göre çalışacak. Öyle mi?..
Bunlar, ortadan kaldırılması hiç de kolay olmayan ‘
’ belirsizliklerdi… Şimdi gelelim
(“wishfull thinking”)…
Muhalefet bloku ‘
ilkesiz ve belirsizliklerle dolu birlikteliklerini
’ yeniden sağlayabildikleri için çok mutlu… Bu sayede, yani tabiri caizse eşeği önce kaybedip sonra buldukları için seçimleri yüzde 100 kazanacaklarına iman etmişler…
İktidar bloku ise muhalefetin bu dağınık ve belirsiz, güven unsuru ciddi hasar görmüş hâline bakıp, seçim zaferini
gibi görme temayülünde… Sanki Cumhurbaşkanı’nın ‘
şapkadan tavşan çıkarmasını
’ beklemelerine, seçim zaferi için koşturmalarına gerek kalmamış gibi...
Bilindiği üzere
ne kadar büyük olursa
da o denli şiddetli olur… Belirsizlik de ‘çarpan etkisi’ yapar…
Tavsiyemiz hüsnükuruntu, vehim, hissiyat gibi soyut kavramlara sığınmak yerine,
ve
siyasi iletişim kuram ve uygulamaları doğrultusunda planlamalarla yola devam edilmesidir…
“Belirsizlik, en kötü ihtimalden daha acı vericidir.”
*
Kelebek Mobilya, Türk Eğitim Vakfı
iş birliği ile
8 Mart Dünya Kadınlar Günü
’nde deprem bölgesindeki ailesini kaybetmiş kızların eğitimleri için “Kızlarımıza Kelebek Bursu”nu hayata geçiriyormuş. 200 lise, meslek okulu ve üniversite öğrencisi kız çocuğuna destek olacak projenin, TEV Kelebek burs fonuna yapılacak bağışlarla daha da genişlemesi hedefleniyormuş. Kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarını ‘dikkate değer’ kılacak pek çok unsur arasında etki alanı da yer alır. Bu bağlamda 200 kişi biraz az gibi görünse de dalga dalga büyümesini dileriz… (Şafak Bakşi, Brand&More)
*
maçında tribünlerde açılan pankartlar ve olanlar malumunuz… Buradaki provokasyonun toplumsal zemine yayılması için başka hareketler de göze çarptı… “The Yeşil” isimli posterin
’nde satışa sunulması, bir
de yol açmak üzereydi ki bu durum, hızlı aksiyon alınarak engellendi. Çiçeksepeti hiç gecikmeden hem ürünü satıştan kaldırmış hem de satıcı ile ticari ilişkisini sonlandırmış. Böylece
başarmış.
Krizin iletişiminin yönetimini
de ihmal etmeyerek, Twitter’dan yayınladıkları açıklamayla hem son durumu anlatmış hem özür dilemiş hem de bundan sonrası için daha özenli olma sözü vermişler… Acil müdahale hayat kurtarır…
*
dergisi deprem için özel sayı hazırlamış. Derginin ikonik mavi çerçevesi bu kez siyah basılmış. “Yer demir gök bakır” başlıklı dosyanın içeriği İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Jeoloji Mühendisliği’nden
’ün bilimsel danışmanlığında, dünya çapındaki yer bilimciler ve uzmanların katkılarıyla hazırlanmış. Derginin geliri de depremzede öğrenciler adına bağışlanacakmış.
#Altılı Masa
#İYİ Parti
#muhalefet
#HDP
#hüsnükuruntu