Yazarlar Sabır hem can yakar hem tedavi eder

“Sabır hem can yakar hem tedavi eder”

Ali Saydam
Ali Saydam Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Ülkemizdeki yangınlar, hayatını kaybedenler, ormanlık alanların tahribatı, kaybedilen hayvanlar, evler içimizi cayır cayır yaktı… Biz uzaktakileri bir şey daha yaktı; çaresizlik… Yangına su, insanların yaralarına merhem olamamanın çaresizliği…

Fakat öyle bir durum ki bu; bizi çaresizliğin yüküyle yanlış yola sokabilir, mantıktan uzaklaştırıp birilerinin oyunlarına alet edebilir…

Nitekim öyle de oldu…

Birkaç gün önce sosyal medyadan bir kampanya ‘patlayıverdi’! Türkiye’den kullanıcılar Twitter’a, Instagram’a sarılarak, yurt dışından Türkiye’ye yardım gelmesi için İngilizce bir metni paylaştılar…

Üzerinde yazı olan, insanın içini acıtan bir yangın görseli ve ‘post’ metni de belli ki hazır hâlde iletilmişti. Çünkü işin sonunda 2,5-3 milyon kişinin paylaşımıyla sonuçlanan kampanyadaki(!) mesajlar bire bir aynıydı.

Fotoğrafın üstündeki iki satır iri puntolarla: “Küresel Çağrı!” ve “Lütfen Türkiye’ye Yardım Edin” diyordu. Bu ikisinin arasında yangın uçaklarına ihtiyacımız olduğu belirtiliyordu. Post metni de “Bize yardım edebilecek bütün ülkelere sesleniyorum” diye başlıyor ve aynı talebi tekrarlıyor, #helpturkey (Türkiye’ye yardım) etiketi (hashtag) ile bitiyordu.

Olağanüstü durumların her türlüsüne tamamen hazırlıklı olmak her zaman mümkün değildir. O nedenle gerektiğinde yardım da istenebilir… Pandeminin ilk aylarını hatırlayalım… Aralarında pek çok gelişmiş Avrupa ülkesi de olan yüzlerce devlete yardım etmedik mi?

Ancak burada durum farklıydı… Evet, yangınların kontrol altına alınması son derece zor bir süreçti ama burada yardıma ihtiyacımız olup olmadığını, varsa neyin gerektiğini bilecek ve organize edecek yetkililerin böyle bir talebi yoktu. Yalnızca Türk Hava Kurumu üzerinden ortaya atılmış ve Cumhurbaşkanı dâhil en üst düzeyden yalanlanmış bir iddianın körüklenmesi söz konusuydu…

Bu kampanya da yangını, toplumsal zemine yaymak amacıyla ‘benzin’ işlevi görmesi için tasarlanmıştı. Çağrıcısı belli olmadığı gibi, kime seslendiği de meçhul, sadece “Lütfen bize yardım edin” diye yalvaran bir mesaj… Yangının toplum üzerinde uyandırdığı infial ve çaresizlik hissinden yararlanmak, durumu maniple etmek isteyen bir kampanyaydı söz konusu olan…

Nitekim, sosyal medya analisti Dr. Marc Owen Jones, bu kampanyanın ‘dijital analizini’ yaptı ve “manipülasyon dolu bir dezenformasyon kampanyası” kanaatiyle Twitter hesabından yayınladı.

Jones, ‘Help Turkey’ etiketiyle yapılan 160 bin etkileşimi ve 46 bin hesabı kapsayan çalışmasında, “Bu kampanya Türkiye’yi zayıf göstermeyi hedefleyen bir algı operasyonuydu… Sahte ve bot hesaplarla dezenformasyon yapıldı” sonucuna varmış. FETÖ’cü Bülent Keneş gibi isimlerin bu etiketle yaptıkları Türkiye karşıtı paylaşımları da örnek göstermiş.

Ayrıca, bu etiket altında en çok etkileşim gösteren ve sadece iki takipçisi olan @ege20281770 hesabının 2 Ağustos’ta açıldığını, normalde birçok tweet bulunması gereken hesapta şu anda hiçbir tweet bulunmadığını, çünkü ‘kara propaganda’ amacıyla etikete yazdıktan sonra tespit edilmeyi önlemek için hesap sahibinin tweetleri sildiğini belirtiyor. Kullanılan başka bir yöntem de 15 bin takipçisi olduğu görülen @Badboy2147 gibi hesaplar, “sıra dışı bir durum” olarak, kullanıcı adlarını değiştirmiş; dahası, ‘Help Turkey’ ile ilgili tweetlerini de silmişler.

Jones, bu kampanya için en çok paylaşım yapan 7400 hesaptan oluşan ‘şüpheli grubun’ çoğunun aynı şekilde kullanıcı isimlerini ve uzantılarını değiştirdiğini veya hesabını tamamen sildiğini yazmış. Analizde bu işin bir ‘aldatmaca’ olduğunu gösteren başka detaylar da var. Bunlara Jones’un Twitter hesabından ulaşmak mümkün…

İşin en hafif tabirle ‘kötü niyet’ kısmı ortaya serilmiş durumda… Öte yandan yangınların ve çaresizliğin getirdiği karışık duygularla klavyeye sarılmış çok sayıda insan söz konusu… Onlara Mevlânâ’nın şu sözünü hatırlamakta fayda var: “Sabır, ağrıları dindiren acı bir ot gibidir. Hem can yakar hem de tedavi eder.”

Her zaman ama özellikle de böyle olağanüstü durumlarda sabırlı olmak, resmi ve doğrulanmış bilgilerle hareket etmek gerekiyor. İyi niyetinden şüphe edilmeyecek davranışlar bile bazen karmaşaya, hasara neden olabilir. Afet bölgelerine gönderilen yardımları hatırlayalım… Koordinasyon içinde yapılmadığı, gerekli olmayan malzemeler iletildiği zaman sahadan yükselen “Lütfen bunları göndermeyin, başka yerlere yönlendirirken bile vakit kaybediyoruz” sözlerini duymadık mı? Bunlardan hiç mi öğrenmedik?..

Çaresizlikle başa çıkmak için uzmanlar başka yollar da öneriyor. Mesela akademik yayınları, konuyla ilgili bilgilendirici içerikleri okumak, sivil toplum örgütlerine, gönüllülük projelerine katılmak, güvenilir kurumlara bağış yapmak ya da bunlar için bağış toplamak gibi… Yeter ki iyi niyetimizi, iyi yollara sevk edelim…

Ancak, sosyal medyadaki sözel terörü ve itibar suikastlarını engellemenin yolu tüm gelişmiş ülkelerde olduğu gibi yasal düzenlemelere gitmektir.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.