|
Yazarlar

Vedanın usulü…

04:00 . 29/11/2022 Salı

Ali Saydam

1965 yılında İstanbul Erkek Lisesi’nden mezun oldu. 1965-1974 yılları arasında Bern Üniversitesi’nde Kimya okudu. 1978-1981 yıllarında Milliyet’te muhabir, Karacan Yayınları’nda (1982-1986), Sabah Gazetesi Dergi Grubu’nda (1986-1988) ve Güneş Yayınları’nda (1988-1990) Genel Yayın Müdürü olarak görev yaptı. 1990 yılında Bersay İletişim Danışmanlığı’nı kurdu. 25 yılı aşkın süre İstanbul Üniversitesi ve Bahçeşehir Üniversitesi’nin iletişim fakültelerinde dersler verdi. 2002’de köşe yazılarına başlayan Saydam, 2012 yılından bu yana haftada üç gün Yeni Şafak’ta yazmaktadır.

Ali Saydam

Türk Silahlı Kuvvetleri
’nin silah kullanmada gösterdikleri maharetin benzerini iletişim konusunda da gösterdiklerinden hiçbir şüphem yok… Yalnız bir iki naçizane önerimiz olabilir…
1.
“Şehitlerimizin kanı yerde kalmayacak” gibi açıklamalar tabii ki çok yerindedir. Ancak bu hesaplaşmayla ilgili bilgi karmaşasından da söz etmek maalesef mümkün. Etkisiz hâle getirilen terörist sayısına ilişkin çok sayıdaki açıklamanın, izleyici (halk) nezdinde birbirine karıştığı söylenebilir. Oysa can yakan bir terör saldırısı karşılığında verilen cevabın muhasebesi çok daha net ifade edilebilir.
2.
Savaşıyorsak şehit ve gazilerimizin az da olsa acı haberleriyle karşılaşabileceğimizi tabii ki biliyoruz. Türk halkı ve askerlerimizin yakınları gereken metaneti göstermektedirler. Ancak şehitlerimizin cenazelerinin medyaya veriliş biçiminin gözden geçirilmesinde de yarar olabilir. Günün duygusal ağırlığı tabii ki yaşanacaktır; fakat seremoni bir ağıttan çok gücün, dirayetin ve sarsılmaz inancın göstergesi olmalıdır. Örneğin bayrağımızın törenle katlanması ve şehit ailesine teslimi, merasim mangasının havaya ateş etmesi, dini törenden sonra şehidimizin kendi birliğinden bir subayın konuşma yapması vb. ritüeller, verilmek istenilen mesajların birer taşıyıcısı olarak işlev görebilirler.
3.
Tören sonrasında şehitlerimiz unutulmamalı. Yakınlarının ve ailelerinin nasıl bir metanetle ve gururla hayatlarını sürdürdüklerini anlatan belgeseller, haberler zaman zaman yayınlanmalı. Gazilerimiz için faaliyet gösteren rehabilitasyon merkezlerinin belgeselleri sık sık devreye alınmalıdır.
O nedenle hâlâ geçerli olduğunu anladığımız 29.9.1956 tarih ve 9420 no’lu
Resmî Gazete
’de yayınlanan “Askeri Merasim ve Protokol Talimatnamesi”nde gerekli değişiklik yapılarak yukarıdaki iletişim yaklaşımı güncellenebilir.

Bu ne işe yarayacak?

Dünyanın en güçlü ordusunun zaferleri gibi şehitleriyle ve gazileriyle de duyduğu gurur ve onuru dile getirmesi ve bunu nasıl yaptığı, hüznün ağırlığını ortadan kaldırmaz ama belki bir nebze olsun hafifletebilir. Çünkü; şehitlerimizin ölmediğine iman ediyorsak onlara vedanın da usulü bu inancımıza uygun olmalıdır.

Gözümüze takılanlar…

-
Borusan Holding
, “toplumsal cinsiyet eşitliği” konusunda 10 yıldır çalışmalar yürütüyormuş. Şimdi de
Toptalent
kariyer platformuyla birlikte
Borusan Eşitlik Okulu
’nu hayata geçirmişler.
Borusan
Grup
çalışanlarının gönüllü olarak yer aldığı projede konu farklı başlıklarla ele alınıyormuş. Cinsiyete dayalı adaletsizlik iş dünyasının da meselesi… Bu nedenle yapılan her çalışma değerli. Ancak, işe terminolojiden başlamak meselenin önce tanımlanması sonra da çözümü için kritik önem arz ediyor… Bilindiği gibi “Müslüman mahallesinde salyangoz” pek satılmıyor… Hani ‘
eşitlik
’ yerine ‘
adalet
’ kavramını kullansalardı daha doğru olmaz mıydı?.. (Kaan Kirişçioğlu, Ogilvy)
-
TÜSİAD
Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
Murat
Özyeğin
, Stockholm’deki “Avrupa İş Dünyası Konfederasyonu BusinessEurope” Başkanlar Konseyi toplantısına katılmış. Özyeğin şunları söylemiş: “Çoklu kriz ve belirsizlik ortamında kaybedilecek vakit yok. Avrupa’nın stratejik öngörü ile tasarlanmış, bütünleştirici politikalara ihtiyacı var. AB-Türkiye entegrasyon süreci bu çerçevede Avrupa için ortak bir fayda alanı olarak yeniden beliriyor. Ekonomik ve lojistik olarak Türkiye Avrupa’nın savaş sonrası yeni enerji sistemine önemli bir katkı sağlar.” Türkiye’nin dış politikadaki başarılarının, etkili hamlelerinin geri dönüşlerinden biri işte bu özgüvendir. İş dünyamızın elini kuvvetlendiren bu tutum ve davranış ülkemizin dış ticaretine ve istihdamına da kapı açacaktır. (Selda Siler, TÜSİAD)
-
Acun Ilıcalı
’nın sahibi olduğu “İngiltere Champions League”de mücadele eden
Hull City Futbol Takımı
ve yüzlerce taraftarı, seyahat sponsorları
Corendon Airlines
ile Antalya’ya gelmiş. Takım, yarın
Başakşehir
FK
ile 3 Aralık’ta da
Trabzonspor
ile hazırlık maçı yapacakmış. Ilıcalı, futbol takımını Ocak ayında satın almış, ardından bir Türk firması olan Corendon ile anlaşma yapmıştı. Biz de bunu “Yurt dışındaki yatırımların nasıl bir domino etkisine yol açmaya başladığına şahit oluyoruz” diye yorumlamıştık. Hull City hamlesiyle Türkiye’nin ve markalarının
bilinirliği
için açılan bu kapıdan şimdi de turizm kentimiz Antalya geçiyor…
Müşteri
memnuniyeti
de sağlanırsa ‘
tavsiye edilen marka
’ hâline gelmemek için bir sebep yok. (Yasin Yasemen, ON İletişim)
#TSK
#Şehit
#Resmi Gazete
2 ay önce
default-profile-img
Vedanın usulü…
Başıboş köpek saldırıları siyasi bir tepkiye dönüşürken…
AK Parti için ‘büyük’ fırsat!
Özür ve yıkım mutabakatı
Kötümserlik ve iyimserliğe dâir bâzı notlar..
İnsanın derinlikleri