|
Yazarlar

“Yakınma, yekin”

04:00 . 26/11/2022 Cumartesi

Ali Saydam

1965 yılında İstanbul Erkek Lisesi’nden mezun oldu. 1965-1974 yılları arasında Bern Üniversitesi’nde Kimya okudu. 1978-1981 yıllarında Milliyet’te muhabir, Karacan Yayınları’nda (1982-1986), Sabah Gazetesi Dergi Grubu’nda (1986-1988) ve Güneş Yayınları’nda (1988-1990) Genel Yayın Müdürü olarak görev yaptı. 1990 yılında Bersay İletişim Danışmanlığı’nı kurdu. 25 yılı aşkın süre İstanbul Üniversitesi ve Bahçeşehir Üniversitesi’nin iletişim fakültelerinde dersler verdi. 2002’de köşe yazılarına başlayan Saydam, 2012 yılından bu yana haftada üç gün Yeni Şafak’ta yazmaktadır.

Ali Saydam
Ekonomiden biraz anlamak başka, ‘
ekonomist
’ olmak bambaşka…
Arkadaşının canı sıkıldığında ya da depresif göründüğünde ona biraz nasihat etmeye çalışmak başka, ‘
psikolog
’ ya da ‘
psikiyatrist
’ olmak bambaşka…
Ben her ikisinde de birinci gruptayım. Daha çok ‘
,
ilişki
ve
iletişim
’ kavramlarının birbirleriyle bağına ve etkileşimine odaklandığımdan ekonomiyi ancak fenomeniyle (görüngü) ve biçimiyle algılayabiliyorum; içerik ve özüyle değil…
Merkez Bankas
ı’nın politika faizini 9’a çekmesini de bu bağlamda okuyorum.
Cumhurbaşkanı’nın, ABD ve Avrupa’yı örnek ve düstur olarak alan pek çok ekonomi gazetecisine rağmen ısrar ettiği ‘
düşük
faiz
’ stratejisinin bir yansıması olan bu karar, bazılarının iddia ettiği gibi bir ‘
inat
’ ürünü değil, ‘
tutarlılık
’ göstergesi olabilir.

Öyle bir tutarlılık ki; eğer tutmazsa bedeli ağır olur…

Ancak tutar ve ülke bu darboğazı atlatırsa da şu sıra kimsenin izlemediği, anlamadığı, bol ödüllü sanat filmlerinde saatlerce uzaklara bakan bezgin ve depresif tiplemeler gibi sürekli karamsar tablolar çizen ekonomistler kaçacak delik arayabilirler.

Çok değil, en geç 7 ay içinde “ak koyun, kara koyun” belli olacak… Otel, turizm ve enerji grubunun kurucusu
Mehmet Kemal Dedeman
’ın o yalın ve çok anlamlı sözünü zaman zaman hatırlamakta yarar var: “Yakınma, yekin!..”
  • Algılar gerçektir…
  • Terörün amacı nedir? Tedirgin etmek, toplumsal huzuru bozmak, korku yaratmak gibi yollarla kendine bir etki alanı açmak…
  • Duyduk ki
    İstiklal
    Caddesi’ndeki
    yaşamla ilgili bazı kararlar alınmış… Deniyor ki:
  • “Herhangi bir amaçla cadde üzerindeki işletmeler tarafından caddeye masa, sandalye, pano, seyyar tabela vb. konulmasına, stant kurulmasına, sergi açılmasına, seyyar satış yapılması ve satış tezgâhı konulmasına, sosyal, kültürel veya ticari etkinlikler düzenlenmesine, toplu veya bireysel sokak müzisyenliği ve performans gösterileri yapılmasına, hanutçuluk (komisyonculuk) faaliyetlerine ve benzerlerine kesinlikle izin verilmeyecek.”
  • Şimdi ne oldu? Halk nezdinde bunun algılaması nedir? Şudur: “Tehlike var. Önlem alıyoruz. İstiklal Caddesi’ndeki hayatın akışına çeşitli kısıtlamalar getiriyoruz.”
  • Yani İstanbul’un simgelerinden biri olan, tarihi, bugünü ve geleceği kucaklayan, her sosyal tabakaya, sınıfa hitap edebilen, dünyaca ünlü Cadde’miz, canlılığını ciddi ölçüde yitirecek…
  • Bu sütunları takip edenler gayet iyi biliyorlar ki; “Algılar gerçektir. Çünkü insanlar ona inanırlar.”
Gözümüze takılanlar…
Kasım ayında bir indirim furyasıdır gidiyor ama kendisini ‘döngüsel dönüşüm hareketi’ olarak tanımlayan Nivogo bazı vahim gerçekleri açıklamış: Meşhur Kasım ayı indiriminde alınan ürünlerin %80’i çöpe atılıyor veya yakılıyormuş. Bir tişört ortalama yalnızca 7 kez giyiliyor, onun üretimi için ise 2700 litre su harcanıyormuş. Sorumsuz üretimin ve tüketimin dünyaya verdiği zararı engellemek için çalışan Nivogo da ürünleri yeniliyor, kalite kontrolünden geçirip fiyatlandırıyor ve yeni kullanıcılarla buluşturuyormuş.
Boyner, Decathlon, ebebek, Jack&Jones, Jimmy Key, Koton, Lacoste, Morhipo, Nautica ve New Balance
da bu harekete destek vermiş ve ürünlerini ‘
döngüsel
ekonomiye
’ kazandırmışlar. (Ayşenur Sarıaslan, Gravital)
*
LC Waikiki
, “Masallı Pijamalar” adıyla bir çocuk koleksiyonu hazırlamış. Pijamalara yerleştirilen kare kod okutulunca firmanın web sitesindeki masal sayfasına yönlendiriyormuş. Pazarlama faaliyetlerinde
‘f
arklılaştırılmış ürün
’ şirketlerin elini epeyce güçlendirir, tabii ürüne ve hedef kitleye yönelik doğru, sistematik ve sürdürülebilir iletişim yapılabilirse… Yani, ürün kadar iletişimine de yatırım yapmak gereklidir. (Sinem Semerci, Excel İletişim)
* El sanatlarının sektörel gelişimine önem verdiğini açıklayan
Elizi
Kuyumculuk
, el emeğiyle üretilen Trabzon hasır bileziklerini daha da ‘
özel
’ kılmak için bir uygulama başlatmış. Müşteriler, örme işlemi bitmek üzere olan hasır bileziklerin son ilmeklerini kendileri atabiliyorlarmış. Kurumsal hediye önerisi soranlara önerimiz çok nettir: “Kişiye özel olmalarını sağlamalısınız.” Aksi takdirde, hediyeyi alan kişi standart bir muamelenin parçası olduğundan başka bir şey düşünmez. Bu aksiyonun da markanız için hiçbir katma değeri olmaz… Elizi Kuyumculuk hem hediyeyi veren hem de alan için tam bir ‘
hoşluk
’ yapmış, hedefi de 12’den vurmuş. (Berna Ersöz, Niş PR)
#yakınma
#merkez bankası
#istiklal caddesi
#faiz
2 ay önce
default-profile-img
“Yakınma, yekin”
Avrupa’nın korkusu boşuna değil: Avrupa, İslâm’a gebe…
Enerjide Türkiye Yüzyılı Zirvesi
Kafkasya ısınıyor
Beyaz bir kağıt
Kılıçdaroğlu’ndan SADAT’A Goebbels teknikleri ile seçimler öncesi ortalığı karıştıracak KAOS suikastlar uyuyan hücreler iftirası mı?