Siyasette ve sosyal medyada bir süredir ‘gurbetçi sağlaması’ diye yeni bir durum var. Avrupa’da yaşayan Türk vatandaşları çok çarpıcı gözlemler yapabiliyorlar. Özellikle de
son dönemin kontrolsüz sokak röportajları furyasında
bu durumlaçokça karşılaşıyoruz. Türkiye’nin dününü ve bugünü dışarıdan bir gözle analiz eden Almancıyı da izliyoruz, Türkiye’nin çok geriye gittiğini, doksanların aranır olduğunu Belçika’dan gördüğünü söyleyeni de. Son 20 yılı, yani AK Parti dönemi Türkiye’sini olumlu yönde gözlemleyenler sosyal medyada genellikle linç ediliyor. Ya karikatürize ediliyor ya da ‘gel o zaman Türkiye’de yaşa’
deniliyor. Fakat gurbetçi gözleminin, değişim, dönüşüm, ilerleme, gerileme notunun toplumda bir karşılığı var. İzleniyor, okunuyor, paylaşılıyor.Ekrem İmamoğlu’nun Twitter’dan yaptığı bir paylaşıma gelen
gurbetçi övgüleri
de sosyal medyada hayli gündem oldu. Güya Fransa’da yaşayan
bir gurbetçi şunları yazmış: “Ben Arjantin de yaşayan AK Partili bir gurbetçiyim İstanbul’a en son AK Parti döneminde gelmiştim bugün tekrardan İstanbul’a ayak bastım gözlerime inanamadım İstanbul 3 yılda adeta bambaşka şehir olmuş güzelleşmiş şehrin havası bile değişmiş! Allah sizden razı olsun başkanım.”
AK Partili olsa da CHP’li belediye başkanının hizmetlerini görmezden gelmeyen ve hakkını teslim eden samimi, içten bir yorum değil mi? Fakat şunu gördük ki
aslında yazmamış, kopyalayıp-yapıştırmış.
Bir tek ülke değiştirmiş. Çünkü bu metnin; İtalya, Almanya, Amerika, Pakistan, Arjantin, Afganistan, Afrika hatta Antarktika uyarlamaları da
aynı Tweetin altında sıralanmış. Belli ki bir bottan yapılmış bu paylaşımlar. A
klına hangi ülke geldiyse yaza yaza Antarktika’ya kadar gitmiş.
Bot bile olsa “ben Fransa’da yaşayan bir AK Partiliyim”
diye başlayan cümlenin, sosyal medya jargonu ile ‘gideri’ vardır.
Etkileşimi yüksek olur. Tepki de alır destek de.Ekrem İmamoğlu’na yazılan bir şablon mesaj daha var. 7 Şubat’taki
paylaşımın altına onlarca farklı hesaptan
şu metin kopyalanmış: “Başkanım 1 senedir beraber olduğum AK Partili kız arkadaşım ya ben ya da İmamoğlu diye tercih yapmamı istedi ben de sizi seçtim. Sizi seçince benden direkt ayrıldı. Kız arkadaşım olmadan yaşarım ama sensiz yaşayamayız, tek başıma kalsam bile her zaman yanında olacağım Başkanım.”
Hikayeden vıcık vıcık sahtekârlık akıyor değil mi?
Bu mavrayı kimse ciddiye almamıştır diye düşündüm ama yanılmışım.
Bir kopyasının
üzerinden yürüyen tartışmayı okudum. 'Kurgu' diyen birkaç kişi vardı. Fakat tebrik edenler, delikanlıya destek olanlar, yol yordam öğretenler, AK Partili kızlara nefret kusanlar,
eşiyle yaşadığı sorunu anlatanlar, ailenin önemine değinenler ciddi ciddi yazmışlardı. Tüm bu hesaplar da bot mu diye şüphe ettim ama değiller.
Adı, sanı ve fotoğrafıyla yazanlar da var.Peki, bu mesajlar neden yazılıyor? Kimler, neden sistematik şekilde böyle bir çalışmayı yürütüyor?
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı
Hamza Dağ’ın bir tespiti var.
Bahsi geçen paylaşımların ekran kaydını şu ifadelerle yayınladı: “İstanbul’un ve İstanbulluların yaşanabilir bir şehirde ideal belediye hizmetlerini almaları için ayrılan kaynak, işte bu çocukça işlere aktarılıyor.”
Hamza Dağ’a göre İBB’nin paraları böyle saçma sapan şablon algı mesajlarına gidiyor. Yani 'birileri İmamoğlu’nu İBB’nin parasıyla rezil ediyor'
da diyebiliriz.Paylaşımları tespit etmek çok zor değil aslında. Bahsi geçen hesaplar; ortak takip ettikleri, ortak RT ettikleri, birbirlerini takip etme durumları, hesap açılış tarihleri,
ID sorgulamaları, paylaşım saatleri ve Tweet atma sıklıkları gibi başlıklarda analiz edilebilir.
Manuel incelemede çok farklı detaylar da elde edilebilir. İşi bilen cevval bir sosyal medyacı incelese
birçok farklı bilgiye de ulaşabilir.Herkes biliyor ki Ekrem İmamoğlu ve ekibi göreve geldikleri 2019 yılından beri
sosyal medyaya çok emek verdiler. Ekipler kurdular.
Çok büyük paralar harcadılar
ve daha da harcamaya devam edecekler. Öyle ki İBB’nin 2022 bütçesinde; tanıtım, reklam ve organizasyona ayırdığı para, sosyal konut ve deprem bütçesinin iki katı. Lakin bu paylaşımlar bir iletişim çalışması ve algı yönetimi operasyonu ise büyük rezalet.
Skandal. Bir ajanstan hizmet alımı ise de büyük vurgun. Alay konusu olan şablon Tweetler, İstanbul’u sosyal medyadan yönetmeye çalışan ekibin enerjisinin bittiğinin ilanı
aslında. İstanbul’a hizmet etmek için tüketilmesi gereken enerjinin Twitter’da harcanıp bittiği demektir. Bu nedenle de son aylarda dağılmış bir görüntü veriyorlar. Krizleri artık yönetemiyorlar.
Sürecin kendilerine yönelik itibar yönetimi başarısızlığına
evirildiğinin de farkında değiller anlaşılan.

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.