
Geçtiğimiz hafta Venezuela’da yaşananları sadece “beklenmedik bir operasyon” olarak okumak, yakın tarihi ıskalamak olur. Devlet Başkanı Maduro’nun Karakas’taki evinden kaçırılarak New York’a götürülmesini, Trump’ın açıklamasından sadece birkaç saat sonra canlı yayınlarda izledik.
Amerika’nın dünya kamuoyuna “narko-terörle mücadele” kılıfıyla sunduğu bu el koyma girişimi; aslında 22 yıl gecikmiş bir darbenin, yarım kalmış bir enerji gaspının son perdesiydi.
Şahit olduğumuz bu hibrit işgali anlamak için, emperyal sistemin 2002 ve 2003 yıllarında Venezuela’da nasıl bir duvara çarptığını hatırlamak gerekiyor. Çünkü “Venezuela dosyası”, Amerika için hiçbir zaman kapanmadı. Sadece uygun zaman beklendi. Ve nihayetinde Donald Trump, ülkenin liderini devre dışı bırakmak için yöntem değiştirerek politik sınırları aştı ve tüm dünyayı şoke etti.
***
Dünyanın tam ortasında duran ve yanıtı paha biçilemeyen bu sorunun cevabını, yaşanmışlıklarıyla veren bir isim var: John Perkins.
Kendisi ABD’nin ekonomik tetikçilerinden. İş tanımını şöyle yapıyor: “Ekonomik tetikçiler (ET) tüm dünyada çeşitli ülkeleri trilyon dolar dolandıran ve bu işten hayli iyi para kazanan profesyonellerdir. Dünya Bankası’nın, Birleşik Devletler Uluslararası Kalkınma Ajansının (USAID) ve başka uluslararası ‘yardım’ kuruluşlarının hesaplarından gezegenin doğal kaynaklarını kontrol eden dev şirketlerin kasalarına ve birkaç zengin ailenin ceplerine para akıtırlar. Bunu yaparken düzmece finans raporları, hileli seçimler, rüşvet, haraç, seks ve cinayet gibi araçlardan faydalanırlar. Oynadıkları oyun imparatorluklar kadar eskidir ama günümüzün küreselleşme sürecinde çok daha yeni ve ürkütücü boyutlara ulaşmıştır.”
Perkins’in yolculuğu, 1968 yılında kredi ve tasarruf kooperatifleri kurmak üzere Ekvador’un Amazon ormanlarına gönderilmesiyle başlıyor. Akabinde, Dünya Bankası, BM, IMF, ABD Maliye Bakanlığı ve Fortune 500 şirketleri adına kritik görevler üstleniyor. Afrika, Asya, Latin Amerika ve Ortadoğu’da yürüttüğü danışmanlık faaliyetleri, aslında ülkesi adına planladığı ekonomik darbelerden ibarettir. 2000’lerin başında tecrübelerini kaleme alarak yazarlık sıfatı kazanan Perkins, bugün “Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları” isimli kitap serisiyle tanınıyor ve analizleri dikkatle takip ediliyor. Perkins’in Türkiye’de yayımlanan beş kitabını -ki biri ilk kitabın güncellenmiş edisyonudur-, Amerika’nın Venezuela’yı siyaseten gasp ettiği günden beri yeniden okuyorum. 40’tan fazla ülkede satış rekorları kıran ve listeleri altüst eden bu kitaplarda, küresel krizlerin nasıl çıkarıldığı, Amerika’nın yıkıcı “ölüm ekonomisinin” kodları, ülkelerin ve şirketlerin rolleri tek tek ifşa ediliyor. John Perkins, satır aralarında bugün Venezuela’nın başına gelenlerin neden sürpriz olmadığını da gözler önüne seriyor.
***
Petrol varlıklarına sahip ülkeleri borç batağına saplayan “Ekonomik Tetikçiler” (ET) başarısız olduğunda, sahneye siyasi suikastçılar veya darbe tertipçileri çıkıyor. Perkins bu mekanizmayı “şirketokrasi” kavramı ile tanımlıyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra “paranın sahibi” olduğunu ilan edenlerin darbeler tarihinden kanlı örnekler taşıyor:
Bu kanlı tablonun ortasında, dünyanın en büyük beşinci petrol üreticisi Suudi Arabistan’a ise “kimse” dokunmaz. Rejim hep güvendedir; çünkü petrol “dolarize” edilerek “doğru adrese” akmaktadır.
***
Venezuela ise bu zincirin “direnen halkası” oldu. 1998’de Hugo Chavez iktidara geldiğinde ülke IMF reçeteleriyle yoksullaştırılmıştı. Chavez, devrimci bir çıkış yapmıştı ancak daha çok, ülkesinin gasp edilen hakkını geri almaya çalışıyordu. Washington için sorun tam olarak buydu. Perkins’in anlattığı mekanizma Venezuela’da birebir işledi: Önce ekonomik baskı, ardından medya ve algı operasyonları, sonra siyasi hamleler.
Perkins’in Venezuela kronolojisinden yola çıkarak 22 yıla sığan darbe girişimlerini şöyle özetleyebilirim:
***
2003 yılına gelindiğinde Washington’un önünde üç dosya vardı: Afganistan, Irak, Venezuela. 11 Eylül krizinin üzerine aynı anda üç cephede savaşacak güçleri yoktu. Venezuela’daki “sonuçlanamayan darbe” donduruldu.
Ta ki 2019’a kadar. Amerika bu sefer Juan Guaido hamlesini yaptı. Kendini “geçici devlet başkanı” ilan eden Guaido’yu ilk tanıyan da dönemin ABD Başkanı Donald Trump’tı. Ancak halkını arkasına alan Maduro direndi. Trump’ın 2020’de seçimi kaybetmesi, Guaido’nun da sonu oldu.
Fakat dosya kapanmamıştı. Trump 2024’te geri geldi ve Bush yönetiminin 22 yıl önce başaramadığı, kendi ilk döneminde ise piyonla denediği darbeyi, bu kez doğrudan “başkan kaçırma” eylemiyle tamamladı. Perkins’in dediği gibi: “Yöntemler değişse de petrolün laneti ve şirketokrasinin hedefi asla değişmiyordu.”
Amerika ve emperyal zihniyeti ise asla değişmiyor! Petrolün laneti, harita üzerinde devletleri, liderleri ve masum halkları bulmaya, yakmaya, yıkmaya devam ediyor.
Sıranın yanı başımızdaki İran’a geldiği ise aşikar!

BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.