Ünlüler… Neden korkmuyorlar?

04:0012/06/2026, Cuma
G: 12/06/2026, Cuma
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
Ersin Çelik

Ünlülere yönelik uyuşturucu operasyonlarına ilişkin haberler artık neredeyse rutin hale geldi. Bir gün bir oyuncu, ertesi gün bir menajer, birkaç hafta sonra aynı çevrelerden başka isimler... Daha dün 22 isim gözaltına alındı. Aralarında yıllardan beri işleriyle nam salmış kişiler var. Gözaltılar yapılıyor, kan, saç ve idrar örnekleri tahlil ettiriliyor, ifadeler alınıyor ve tutuklamalar yaşanıyor. Sonra bir sabah yeni adreslere operasyonlar yapılıyor. “Uyuşturucu madde kullanma” iddiasıyla ünlülere

Ünlülere yönelik uyuşturucu operasyonlarına ilişkin haberler artık neredeyse rutin hale geldi. Bir gün bir oyuncu, ertesi gün bir menajer, birkaç hafta sonra aynı çevrelerden başka isimler...

Daha dün
22 isim gözaltına alındı.
Aralarında yıllardan beri işleriyle nam salmış kişiler var.

Gözaltılar yapılıyor, kan, saç ve idrar örnekleri tahlil ettiriliyor, ifadeler alınıyor ve tutuklamalar yaşanıyor. Sonra bir sabah yeni adreslere operasyonlar yapılıyor.

“Uyuşturucu madde kullanma” iddiasıyla ünlülere yönelik ilk operasyon 8 Ekim 2025’te yapılmıştı. Kasım ve aralık ayları ise çok hareketli geçmişti. Sanat, medya, spor camialarından, iş dünyasından çok bilindik isimler dalga dalga operasyonlarla gözaltına alındı.

Aradan geçen zamanda belli ki teknik ve fiziki takipler sürüyor. İtirafçıların verdiği bilgiler doğrultusunda soruşturmalar genişliyor. Dosyalara yeni isimler ekleniyor.

Geride kalan mayıs ayı ve içinde bulunduğumuz haziran ayında polis yeni adreslerin kapısını çalıyor.

İsimleri konuşmadan, popülerlik seviyelerine bakmadan bir meseleye dikkat çekmek istiyorum.

Edindiğim bazı verilere göre; yalnızca bu yıl gözaltına alınan ünlü isimlerin adli tıp muayenelerinde yaklaşık
yüzde 65’inde uyuşturucu veya türevi yasaklı madde kullanımı tespit edildi
.
Daha da dikkat çekici olanı şu: Bu isimlerin önemli bir bölümünün geçmişte değil,
yakın zamanda ya da halen kullanım içerisinde olduğunun anlaşılması.

Kamuoyu da artık ezberledi. Uyuşturucu kullanan kişiden alınan kan örneklerinden son birkaç saat ile 1-7 gün arasındaki yakın dönem madde kullanımını tespit ediliyor. İdrar örnekleri 1-2 hafta arasındaki geçmiş kullanımları gösterebilir ve saç örnekleri ise yaklaşık son 3 ila 6 aylık uzun süreli ve geriye dönük kullanım geçmişini ortaya çıkarıyor.

Bu, şu anlama geliyor:

Türkiye’de son 8 aydır belli aralıklarla ünlülere yönelik uyuşturucu operasyonları yürütülüyor. Sektörün içindeki insanlar da bunu herkesten daha iyi biliyor. Kimlerin gözaltına alındığını, kimlerin tutuklandığını, hangi soruşturmaların sürdüğünü görüyorlar. Dün aynı masada oturdukları arkadaşları bugün tutuklanıyor.

Buna rağmen tablo değişmiyor. Belli ki “camia” mercek altına alınmış. Belli ki torbacılar konuşuyor. Belli ki alan, satan ve aracı olan herkesin attığı her adım kaydediliyor.

İşte bu noktada insan ister istemez şu soruyu soruyor:
Bu nasıl bir psikoloji?

“Kafaları gerçekten iyi” olabilir, çünkü bazılarının idrar örneklerine bakılırsa polis kapıyı çalana kadar o zehri almaya devam etmişler.

O halde bu bir “özgüven” veya “bana bir şey olmaz” rahatlığı da söz konusu. Şöhretin ve görünürlüğün oluşturduğu “
dokunulmazlık hissi
” de olabilir. Yahut artık irade gösteremeyecekleri tam anlamıyla
birer bağımlıya dönüşmüşler
. Ayık vakitlerde ise dizilerde filmler oynuyorlar.
Bir kısmı gerçekten yakalanmayacağını, kendilerine bir şey olmayacağını düşünüyor olabilir. Yıllardır ekranlarda olan, milyonlar tarafından tanınan insanların bazılarının zamanla kendilerini kuralların üzerinde görmeye başladıkları aşikar. Bir kısmı da itiraflarına veya ifadelerine yansıdığı gibi çevrelerinin etkisi altında kullanmaya devam ediyorlar. Yani birçok kişi kullanmaya devam ediyorsa, “
kaygılanacak bir durum olmadığı
” anlamına geliyor.

Operasyonlar büyüyerek devam ediyor fakat Adli Tıp’tan yansıyan bilgilere göre büyük bir kısmı kullanmayı bırakmıyor.

Polis ve savcılıklar şahıslara yönelirken; RTÜK, televizyon kanalları, yapım şirketleri ve uyuşturucuyla mücadele eden kuruluşlar ise meselenin
“normalleşme”, hatta giderek “sektörleşme” boyutuna
odaklanmalı.
Uyuşturucu, ekranlarda, sahnelerde boy boy gördüğümüz isimlerde
bir yaşam biçimine, var olma sistematiğine dönüşmüş.

Roller, hayatlar, karakterler birbirine karışmış durumda. Bu çarpık yönelimlerin, ekran başındaki izleyicileri ve özellikle de taklit etme yaşlarındaki gençleri ne kadar hızlı ve derinden etkilediğini sanırım yeniden anlatmaya gerek yok.

O halde soruları tekrar soralım: Onlar neden korkmuyor? Korkmuyorlar mı?
Yoksa artık korkacak durumda değiller mi?
Belki de daha ürkütücü olan şudur: Korkulması gerekenin uyuşturucu değil,
“sektörün de dayatmalarıyla” uyuşturucusuz bir hayat olmadığına inanmaya başlamış
olabilirler
.
#uyuşturucu
#toplum
#Ersin Çelik