Geçtik beş artı biri, stereo bile değil artık

İsmail Kılıçarslan
İsmail KılıçarslanYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 20/07/2024, Cumartesi • Yeni Şafak Haber Merkezi
Geçtik beş artı biri, stereo bile değil artık

Leman dergisinin sokak köpekleri tartışmaları bağlamında yayımladığı “Patili Devrim” kapağı, uzun süredir üzerinde düşündüğüm bir konuyu dağınık da olsa yazma şansı verdi bana.

Uzun süredir meclislerde mahfillerde önemli bir konu olarak konuşulan “kaht-ı rical, adam yokluğu, insan kalitesinin yetersizliği” başlıkları bence bizatihi insanla değil, dünyanın ve Türkiye’nin atmosferiyle ilgili.

Basitçe örneklendirmek isterim şu kaht-ı rical işini. AK Partili yöneticilerle konuştuğumda duyduğum şey şu: “Adam yok adam. Müthiş bir insan kaynağı yetersizliği yaşıyoruz.” Her fraksiyondan ülkücülerle konuştuğumda duyduğum şey şu: “Yahu elimizde biraz daha nitelikli bir insan kaynağı olsa var ya…” Marksist arkadaşlarımla konuştuğumda duyduğum şey şu: “Yahu bu işler kimlere kaldı. Teori bilmez, pratik bilmez adamlar baş oldu.” İslamcı kardeşlerimle konuştuğumda duyduğum şey şu: “Abicim, meseleyi bilen adamımız kalmadı. Meseleyi bilen adamlarımız olsa 90’lardaki havayı bir yakalasak olacak aslında.”

Bütün bu samimi itirafların ortaklaştığı gerçek “insan yokluğu, irtifa kaybı, insani kalite yoksunluğu” başlıklarıyla izah edilebilir ama bu izah çok ama çok yanlış bir noktaya götürür bizi. Asıl problem, Türkiye’yi içine alan küresel atmosferde düğümlü çünkü.

Biraz daha dağıtayım meseleyi.

İşçi haklarıyla, gelir adaletsizliğiyle, mülteci haklarıyla asıl bugün uğraşması gereken Marksist düşünce geleneği LGBT, öğretilmiş çevre duyarlılığı ve sokak hayvanları mücadelesini Marksizm sanma derdine duçar olmuş durumda.

Türklerin politik birliği, İslam ile Türklüğün meczedilmesi, Sünni siyasal aklın Türkler açısından imkânı gibi başlıkları asıl bugün açması gereken Ülkücü-milliyetçi düşünce geleneği mültecilere ve İslam’a düşmanlık üretecek savrulmalar yaşıyor.

İslam dünyasının ortaklaşa hareket etmesinin yolları, mazlumların mazlumluğunun giderilmesi, sosyal adalet, açık düşünsel tartışmalar gibi konularla asıl bugün uğraşması gereken İslamcı düşünce geleneği politik iktidara yanlama, STK’cılık oynama ve adam devşirme sektörüne kapılmış durumda.

AK Partiyi hiç zikretmeyeyim bile de kimseyi boşuna kızdırmayayım. 22 yıllık iktidar tecrübesinin geldiği nokta “siyaseten ne söylediğini bilmediğimiz, ne söyleyeceğini de kestiremediğimiz bir eklektik şebeke”ye dönüştü çoktan. Ve görünen o ki bu sarmaldan çıkış da yok artık.

Şurası önemli. Büyük okumalar devri de, büyük adamlar devri de kapanmış görünüyor. Dünyayı “mono” bir yaklaşımla dizayn eden küresel kültür endüstrisi, çoğunlukla duyarlılık yönetimi yaparak, bazen de doğrudan sosyoekonomik yahut politik müdahalelerle dünyadaki hemen herkesi, hemen her aklı birbirine benzetmeyi başardı. Turbosundan vahşisine her çeşidiyle azgın kapitalizmin askeri halinde herkes. Çin’de de böyle durum, Rusya’da da böyle, Türkiye’de de böyle.

Bu atmosferden düşünce değil “düşünce zannettiğimiz öğretilmişlikler” dışında hiçbir şey çıkmıyor, çıkamıyor.

Tam “bu adam doğruyu söylüyor” diyoruz biri için, herif internet fenomenine dönüşüyor. Tam “yahu şu düşüncenin peşine düşmek lazım” diyoruz, altından politik yahut ekonomik bir çıkar neşet ediyor.

90’larda Türkiye’ye her zorluğa rağmen hâkim olan düşünsel çeşitlilik kendini küresel kültür endüstrisi eliyle (ve aslında bir miktar da AK Parti iktidarlarının bu küresel kültür dayatmalarıyla mücadele etmeyi hiç aklına getirmemesiyle) “mono” bir şekle büründürdü.

Öyle bir noktaya geldik dayandık ki örneğin ne Marksistlerin ne İslamcıların herhangi bir şekilde “faizi ortadan kaldırma” ajandası kalmadı. Küresel kültür dayatması, teorik planda bile bu tartışmayı yürüttürmüyor kimseye.

Söylemek istediğim şu aslında. Esasen bizim “insan yokluğu, kaht-ı rical” zannettiğimiz şey tam olarak atmosferin geldiği bu hal. Elbette gözü olan için bu hal, muhal. Sürdürülebilir değil. Fakat bu muhal hali nasıl ortadan kaldırabileceğimize dair ufukta en küçük bir fikir kırıntısı bile görünmüyor. “En küçük” demeyelim de cidden bu işlere kafa yoran “geçen yüzyılın insanları”na haksızlık etmemiş olalım yine de. Allah başımızdan eksik etmesin hiçbirini ama birer birer ayrılıyorlar onlar da aramızdan. “Özgünlük”, Everest’te bile değil artık.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026