Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar İmansız dünya, Allahsız cennet

İmansız dünya, Allahsız cennet

İsmail Kılıçarslan
İsmail Kılıçarslan Gazete Yazarı

Komik olmadığı garanti fıkra şu: Cemil Kılıç, Bülent Şahin Erdeğer ve İhsan Eliaçık oturmuşlar, Allah hakkında konuşuyorlar.

Bu üçlü, kendilerinden bekleneni yapıp “biri Allah’ı inkâr etse bile dürüstse, yalan konuşmuyorsa falan cennete gider” şeklinde, bizim cennetimizi bile bize bırakmayan bir performans gösteriyorlar. Yani şu. Adamların cennet hayali bile bizi, bizim inandığımız cennete sokmayıp kendilerine VIP köşkler edinmek. “Bari cennetimizi bize bırakın ulan” da diyemiyoruz zira hep haklılar, aşırı haklılar, ölecekler haklılıktan.

Geçenlerde kendini sürekli haklı, hep haklı, her daim haklı kabul eden bir zırtapoza telefonda da dediğim gibi: “Öleceksiniz abi politik doğruculuktan.”

“Politik doğruculuk” denen illetin çürütücü bir yanı var. Dünyanın verili kültürünün “doğru” ve “duyarlık” geliştirilebilir kabul ettiği her maydanozu ekmeklerin arasına koyarlarken kendilerinde olana hiç bakmıyorlar. Daha doğrusu kendilerini hep o “haklı pozisyonda” tutabilmek için savruldukları yer hakkında hiçbir fikir geliştirmiyorlar. Sonunda vara gide “Allah bizim O’na inanıp inanmamamıza değil, davranışlarımıza bakacak” noktasına böyle geliyorlar işte. Kabaca şuraya yani: “İnanmadığın Allah’ın cennetine girebilme üstünlüğü.” Ve buradaki oksimoron sakatlığı görmeye yanaşmıyorlar bile.

Olan yine biz gariban Sünnilere, biz gariban Ortodokslara oluyor iyi mi? Namaz kılan biz, oruç tutan biz, zekât veren biz, dünyaya yardımlaşma dersi veren biz, Allah’a inanan biz, faiz yemeyen biz; ama gelin görün ki bizim cennetimize bile kendilerinin gireceğini, bizim de oraya fersahlarca öteden bakacağımızı düşünüyorlar.

Amerika dönüşü “eee, bana ne vazife veriyorsunuz bakalım” diye soran dangalağın istediği koltuğu alamayınca en azılı muhalif kesilmesi örneğinde olduğu gibi aslında… Uzun süren AK Parti iktidarı bu adamların sadece toplumla değil, Allah’la kurdukları ilişkiyi de kökünden sakatladı. İnsan gerçekten hayret ediyor. Tayyip Erdoğan’a kızıp Allah’ı inkâr etmenin manası nedir birader? Allah’la, seni yaratanla, seni cennete koyabilecek olanla, seni cehennemde yakabilecek olanla ilişkini “politik düzlem üzerinden” belirleyip onu inkâr etmenin aptalca, hem de çok aptalca bir insani zaaf olduğunu fark etmeden ölecek ve ölürken “nasılsa iyi biriydim, bekle beni cennet” mi diyeceksin? Bu kadar mı yedin kafayı? Madem inanmıyorsun, bari cennet hayalimizi bize bırak yahu.

Ama yok. Asla bırakmaz. Hem inanmaz, hem dinin hiçbir gereğini yerine getirmez, hem de cenneti sadece kendisi için ister. Şu selamette bir kafaya erişemedik, akıldan şu derece müsellah olamadık gitti.

Bir dakika. Yerini, yurdunu, ederini bilme iddiasında bir Müslüman olarak Allah adına söz almayı doğru bulmadığımı ifade etmeliyim. Yani şu: Allah’ın vaadi haktır ve Allah vaadinden dönmez. Kimi cennetine koyacağına, kimi cehennemde yakacağına sadece O karar verir. Şuna “cennetliktir”, berikine “cehennemliktir” demeye başladığımızda “Ehl-i Sünnet’in kalesi” pozlarında gezen bir takım adamlara benzerim ki bu benzeyişten Allah’a sığınırım.

Ne var ki kimin cennetlik, kimin cehennemlik olduğunu bilmiyor oluşum Eliaçık ve benzerlerinin ne numara çektiğini görmeme engel teşkil etmiyor. Kabaca, “dilediğin naneyi yiyebilirsin, dilediğin günaha girebilirsin, başkasına zarar vermeyen iyi bir insansan korkmana gerek yok” deseler aslında diyeceğiz ki “beş bin yaşında sefil bir düşüncenin sözcülüğünü yapıyorlar kendilerince.” Fakat bundan daha büyük bir hinlik yapıyor, bundan daha büyük bir numara çekiyorlar. Zımnen diyorlar ki hitap ettikleri kitleye “Bu Türkiye’deki dindar vasat ahlaksız, yalancı, hileci, hurdacı olduğu için onlar değil, siz gideceksiniz cennete.”

Ben de diyorum ki “Türkiye’deki dindar vasatın ahlaki seviyesi bu Eliaçık gibilere biraz kalın gelir. İşte bu mübarek Ramazan günü milyonlarca dindar, zekâtlarını kıtı kıtına hesaplayıp dağıtmakla meşguller. İnfak, sadaka ve benzeri yöntemlerle ihtiyaç sahiplerinin ihtiyacına koşmak da cabası. Yani Eliaçık’ın “anti-kapitalist” diskurunu Türkiye’deki dindar vasat, sıfır beklentiyle hayata geçiriyor. Eliaçık gibiler işin edebiyatını yapıp sekülerlere lazım olan dini imal etmeye uğraşırken Türkiye’deki dindar vasat dünyaya insanlık dersi vermeye devam ediyor.

Dolayısıyla şudur diyeceğim. Allah’ı bu işe alet etmeyi bir kenara bırakıp delikanlı gibi cevap versinler ve de uzun etmesinler: Hevalarına ve heveslerine uyup şeytanın yolunu yol edinenler hakkında ne diyor Kitap?

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.