|
Yazarlar

Memleket meselelerine hilal cephesinden iki parti

11:41 . 15/06/2015 Monday

Kevser Topkar

1966 yılında İstanbul’da doğdu. Kuzguncuk İlkokulu ve Üsküdar Kız Lisesini bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümüne girdi. 1987’de mezun olacakken başörtüsü yasağından dolayı üniversiteye ara verdi. Fakülteyi iki sene sonra bitirebildi. 1998-2000 tarihleri arasında Sudan’da bulundu. Bu esnada Afrika Üniversitesinde Arap dili eğitimi aldı. Türkiye’ye döndüğünde özel sağlık alanında yöneticilik yaptı. Fide Yayınlarının kuruluşundan itibaren editörlüğünü üstlendi. Öykü, çocuk hikayeleri ve derlemelerden oluşan kitapları yayınlandı. TC. Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde özel araştırmacı olarak Filistin’e Yahudi göçlerini araştırdı. Başörtüsü yasağı kaldırıldığında Marmara Üniversitesi Yakınçağ Tarihinde yüksek lisansını tamamladı. Aynı üniversite halen doktora yapmaktadır. Üsküdar Belediyesi’nde 6 senedir sosyal projelerden sorumlu Başkan Danışmanı olarak çalışmaktadır. Almanca, Arapça ve İngilizce bilmektedir. Evli ve dört çocuk annesidir.

Kevser Topkar
Gündemimiz seçim sonuçlarına takıldı kaldı. Neredeyse tek mevzumuz hükümetin nasıl kurulacağı ile ilgili tahminler yapmaktan ibaret. Aritmatiği tutan her olasılık üzerinde kritik yapmak mümkün. Değerlendirmelerde bulunurken gözardı edilmemesi gereken bir nokta ''seçmen ne demek istedi?'' sorusunun doğru cevabını bulmakta. ''AK Partiden kaçan oylar nereya gitti?'' sorusu bizi daha doğru bir istikamete yönlendirebilir.

Oyların bölgesel dağılımlarına baktığımızda Kürtler AK Parti demekten vazgeçmişler. Bu siyasi tavrın bir sonucu olmaktan ziyade AK Partinin tercih ettiği milletvekili adaylarının bölgede karşılık bulmamalarından kaynaklandı. Genel kaymaya, tercih değiştirmeye baktığımızda AK Parti oyları MHP'ye kaydı. Geçen seçimlerde AK Parti diyen seçmen, bu defa MHP'yi seçti.

Yakın siyasi tarihimizde MHP-AK Parti seçmeninin bu iki parti arasında gidip gelmesi yeni bir hadise değil. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde MHP seçmeni cumhurbaşkanımız lehinde oy kullanmışlardı. Karşı blokta yer almayı reddetmişlerdi. İki parti seçmenini dairesel olarak şekillendirirsek kesişme alanlarının genişleyip daralarak ama hep mevcut olduğunu görebiliriz.

Aslında siyasi söylem farklılıkları olsa da milli ve manevi değerlerin ortak olduğu, ortak bir dünya görüşünün paylaşıldığı iki siyasal parti tabanından bahsetmek mümkün. Memleketin meselelerine haçlı gözüyle değil hilal cephesinden bakan iki parti de diyebiliriz. Ayrıştıkları nokta meselelerin çözüm metoduna dair olanlar ki bu da son derece doğaldır.

Bu ortak seçmenin tercihleri de dikkate alındığında ''seçmen ne dedi'' sorusunun cevabı, AK Parti-MHP koalisyonudur. Memleketi siyasi darboğazdan çıkaracak önünü açacak, dış mihrakların oyunlarını bozacak koalisyon, AK Parti ile MHP nin oluşturacakları hükümettir. Oysa muhalif odağın olması için pompaladığı iktidar ortaklığı CHP-AK Parti iktidarıdır. Malum sermaye çevreleri ve dış bağlantıları bunu gerçekleştirmek için gayret sarfedeceklerdir.

Seçim sisteminin bir sonucu olarak, siyasi partiler aldıkları oy oranıyla orantılı milletvekiline sahip olamamışlardır. HDP'nin yüzde 13 ile sahip olduğu milletvekili sayısı MHP'nin yüzde 16 oya sahip olduğu milletvekili sayısına eşit. Aradaki 1 milyon 500 bin kişiyi temsil edecek milletvekili bulunmuyor. AK Parti'nin yüzde 41 ile iktidar olamaması da aynı garaiblikten kaynaklanıyor.

Eğer mümkün olursa, hükümet kurulduktan sonra oluşturulacak yeni kadroların, MHP dışında her partiye sızmış veya sızma ihtimali olan paralel uzantıları olacağı muhakkaktır. Şu anda bulunmadıkları yerlere bile HDP ve CHP kadrolarından rahatça dahil olabilirler. MHP'nin kendine özgü yapısı içinde hayat bulamayacakları kesin olan ABD-İsrail uzantılı şebekenin devlet kademelerinde tekrar yuvalanmamaları için de bu koalisyon gereklidir.

Çözüm sürecinde iki parti arasında meydana gelen karşıt tutumu anlamak zor değil. Yine de ortak bir çözüm üretilebileceğine inanıyorum. Toplumun gerildiği krıtik durumlarda sayın Devlet Bahçeli son derece sorumlu bir tavır sergileyerek milliyetçi gençleri itidalli davranmaya çağırmıştı. Bu çağrısı Türkiye genelinde körüklenen, kışkırtılan olası çatışma potansiyelinin ateşini düşürmüş, dar bir geçitten selametle geçmemize büyük katkı sağlamıştı. Bugün de aynı sağduyu ile hareket edilebileceğine dair inancım tam. Ayrıca meclisin yeni dizaynında son derece demokratik bir temsil kabiliyeti olduğunu söyleyebiliriz. Kürtlerin mecliste 80 milletvekili ile temsil ediliyor olması çözüme büyük katkı sağlayacak ve terörü durdurabilecek bir dinamiğe sahip.

HDP veya CHP ile yapılacak bir koalisyonda AK Parti'nin büyük darbeler alarak çıkma olsılığı yüksek. Başlattığı her hareket kesintiye uğrayacağı gibi diğerlerinin Türkiye hedeflerinde kendine ait bir yol haritası bulunmamaktadır. Ahenksiz bir meclis iki gün sonra kendiliğinden tıkanacak ve yine erken seçimden başka çıkar yol bulunamayacaktır.

Bunlar temennilerim. Sanırım seçim sonrası tabloda pek çok kişinin de aklına gelen makul çözüm yolu buydu. MHP lideri sayın Bahçeli'nin ilk açıklamaları olmasaydı daha çok dillendirilebilirdi. Yolun henüz başında bulunuyoruz. İki partinin uzlaşmayı en azından deneyeceklerine inancım tam. Ve umarım bu diyaloglar sonrasında milletin menfaatleri için her iki taraf da ortak bir çizgide buluşabilirler.
#7 Haziran seçimleri
#AK Parti-MHP Koalisyonu
#CHP
#HDP
8 years ago
default-profile-img
Memleket meselelerine hilal cephesinden iki parti
Kasabaya ne oldu?
Bugünden itibaren Türkiye’nin tek gündemi depremdir
Deprem ve uluslararası yardım
Bunu da aşacağız…
Yüzyılın felâketi