Haftaya Merkez Bankası’nın önemli bir adımı ile başladık. 1 Mart’ta haftalık repo ihalelerine ara veren yani piyasa fonlama faiz oranını %37’den %40’a çıkarmak için adım atan Merkez Bankası neredeyse 6 ay sonra haftalık repo ihalelerine yeniden başladı. Açıkçası bugüne kadarki politikalar ışığında ben bu kadar erken bir adım beklemiyordum. Merkez Bankası’nın “normalleşme” adımı için en azından ağustos ayı enflasyonunu görmek isteyeceğini tahmin ediyordum. Zira öncü göstergeler ve özellikle akaryakıt fiyatlarındaki hareketlilik %2 civarında bir aylık enflasyona işaret ettiği için Merkez Bankası’nın daha yavaş hareket edeceğini öngörüyordum.
Elbette karardan kısa bir süre önce yıl sonu enflasyon tahmininin %26’dan %28’e güncellenmesi esasen normalleşme adımı için güçlü bir sinyaldi. Fakat adımın ne zaman olacağı konusunda benimki de dahil olmak üzere farklı görüşler vardı. Neyse ki benim tahminimin aksine süreç uzamadı ve TLREF’i 300 baz puan civarında hızla aşağı çekecek şekilde Merkez Bankası haftalık repo ihalelerine yeniden başladı.
Esasen piyasadaki aşırı fazla TL likiditesi nedeni ile hem haftalık hem de gecelik tarafta bir işlem olmasa da piyasa faizlerini aşağı çeken bu adım doğrudan mevduat faizlerine yansırken krediler tarafındaki yansıması her zaman olduğu gibi yavaş ve düşük olacak. Çünkü makroihtiyati tedbir adı altında sürdürülen kredi kısıtları halen devam ediyor. Yani Merkez Bankası’nın politika faizi tarafındaki normalleşme adımı henüz kredi tarafında yok. Bu da kredi faizlerinin kısmi düşecek olmasına rağmen krediye erişim konusunda bir rahatlama olacağı anlamına gelmiyor. Yani politika faizi normalleşse bile krediye erişimde bir normalleşmeden bahsedemiyoruz.
Peki Eylül ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında nasıl bir adım gelir? Zira reel sektör daha fazla faiz indirimi beklentisi içerisinde ancak enflasyon ve kur seviyesi konusunda Merkez Bankası’nın endişeleri yoğun. Bu bakımdan faiz indirimleri konusunda Merkez Bankası daha yavaş hareket ediyor. Fakat Merkez Bankası’nın bu haftaki hızlı adımı ve yıl sonu enflasyon tahminin yukarı yönlü revize etmiş olması 10 Eylül’deki PPK toplantısı için farklı finansal kurumların da faiz indirimi beklentisine girmesine neden olmuş görünüyor.
Hafta içinde farklı banka ve finansal kurumların raporlarında eylül ayı PPK’sında faiz indirimi geleceğine ilişkin daha fazla tahmin görmeye başladık. Daha önceki beklentiler genellikle ekim ayındaki PPK’da ilk faiz indiriminin yapılacağı yönündeydi.
Öte yandan bana göre ideal durum biraz daha farklı. Ben şu anda reel sektör için temel sorunun faizin seviyesinden daha ziyade finansmana erişim olduğunu yinelemek istiyorum. Çünkü devam eden kredi kısıtları yoğun kredi talebinin etkisi ile kredi faizlerinin gerilemesini engelliyor. Dahası reel sektörün iyice sıkıştığı bu dönemde nakit akışı bozulan işletmeleri bankaların taşıması da gün geçtikçe zorlaşıyor. Bu bakımdan yeri gelmişken her zamanki politika önerimi tekrar ediyorum: reel sektörün spot kredileri 6-12 ay ödemesiz dönem konularak hızla 24-36 aylık taksitli ticari kredilere çevrilmeli. Zaten firmalar konkordato ilan edince yapılmak zorunda kalınan bu uygulamayı firmaların piyasadaki diğer firmalara zarar vermesine engel olacak şekilde önceden ve ivedilikle hayata geçirmek gerekiyor.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.