‘Uzun vade ve düşük faiz’ aslında mümkün

04:0021/04/2018, Cumartesi
G: 21/04/2018, Cumartesi
Levent Yılmaz

Bir süredir yazılarımda bankaların politika tercihleri ile dönem dönem faizi ve kuru nasıl yukarı yönlü tetikleyecek işlemler yaptıklarını anlatmaya çalışıyorum.Bu köşede defalarca; kamu bankalarının da içinde bulunduğu “mevduat yarışının” mevduat faizlerini nasıl yükselttiğini, mevduat faizlerinin üzerine eklenen “net faiz farkının” da kredi faiz oranlarını nasıl artırdığını buna ilave olarak döviz mevduat alıp TL ile kredi kullandırmak için yapılan kur takası (swap) işleminin kredi faizlerini

Bir süredir yazılarımda bankaların politika tercihleri ile dönem dönem faizi ve kuru nasıl yukarı yönlü tetikleyecek işlemler yaptıklarını anlatmaya çalışıyorum.


Bu köşede defalarca; kamu bankalarının da içinde bulunduğu “mevduat yarışının” mevduat faizlerini nasıl yükselttiğini, mevduat faizlerinin üzerine eklenen “net faiz farkının” da kredi faiz oranlarını nasıl artırdığını buna ilave olarak döviz mevduat alıp TL ile kredi kullandırmak için yapılan kur takası (swap) işleminin kredi faizlerini nasıl yukarı yönlü ittiğini anlatmaya çalıştım. Bu şekilde ortaya çıkan yüksek finansman maliyetlerinin de Yİ-ÜFE adını verdiğimiz Yurt İçi Üretici Fiyatları Endeksini yükselttiğini ve 2016 Kasım ayından bu yana Yİ-ÜFE’nin Tüketici fiyat endeksinden daha yüksek çıkmasının nedenlerinden birisi olduğunu da izah ettim.

Öte yandan Türkiye’deki işletmelerin bankalarla olan ilişkisinde yönetmekte zorlandığı en önemli sorun olarak karşımıza “yüksek faiz, kısa vade ve yüksek teminat” çıkıyor. Bu durum işletmelerin ellerindeki varlıkların; bankaların kendilerinin seçtikleri kurumlar tarafından yapılan değerlemelerin çok çok altında bir oranla krediye dönüşmesi anlamına geliyor. Bankaların işletmelere kredi kullandırırken genel eğiliminin de bir an önce riski kapatmak üzerine kurulu olması da işletmelerin kredi geri ödemelerinde zorlandığı “kısa vadeli yüksek faizli” bir finansmanın doğmasına neden olduğu da bir piyasa gerçeği. Bu şekilde işleyen bir mekanizmanın kısa vadede bazı ihtiyaçları karşılasa da uzun vadede başarılı olmasının mümkün olmadığı konuşulmaya başlamışken hemen hemen herkesin çözüm olarak önerisi şuydu: faizlerin düşürülüp, vadelerin uzatılması…

İMDADA KGF YETİŞTİ

Türkiye ekonomisi bir yandan Gezi Olayları, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimi gibi stres testlerini başarılı bir şekilde atlatmışken öte yandan tüm bu saldırılar neticesinde yükselen kur ve faiz oranları ile zorlanmaya başlamıştı ki imdada KGF yetişti. Peki KGF’nin ne gibi bir faydası oldu?

Bu noktada Merkez Bankası uzman yardımcısı Tuba Pelin Sümer ve uzmanı Gülcan Yıldırım Güngör’ün KGF’nin etkisini analiz ettikleri çalışmasına başvurmakta fayda var. Sümer ve Güngör’ün “KGF Kefaletli Kredilerin Krediye Erişim, Maliyet Ve Vade Açısından Rolü” başlıklı çalışmasında öne çıkan tespitler aslında işletmeler için “uzun vade, düşük faiz” ortamının sağlanabilmesinin mümkün olduğunu göstermek açısından da önemli.

2017 sonu itibariyle KGF kefaleti ile kredi kullanan işletme sayısı yaklaşık 323 bin olmuş. Bu firmalardan 111 bini ilk kez kredi imkanına erişen firmalardan oluşuyor. Her ne kadar bu 111 bin firmanın toplam krediler içindeki payı düşük olsa da söz konusu firmaların daha önceden kredi kullanamamışken KGF ile finansmana erişim imkânı bulmuş olmaları son derece önemli bir durum.

Diğer taraftan yaklaşık 212 bin firmanın da daha önceden KGF kefaletsiz kredisinin var olduğunu görüyoruz. Ancak burada en önemli nokta şu; bu firmalar KGF kefâletli krediler sayesinde eskiye oranla krediye yüzde 0,9 ila 1,5 puan arasında daha ucuz ulaşmış.

VADELER DE UZAMIŞ

Söz konusu çalışmada dikkat çeken bir diğer durum, işletmelerin kullandığı kredilerin vadelerinin uzaması. İşletmelerin daha uzun vadelerde kredi kullanması aylık veya çeyreklik taksit tutarını düşük tutmaları ve borç servis oranlarını iyileştirmeleri açısından son derece önemlidir.

KGF teminatlı kredilerden önce 2016 yılsonunda TL ticari kredilerde ağırlıklı ortalama orijinal vadenin 2,6 yıl ve kalan vadenin de 1,7 yıl olduğunu görüyoruz. KGF teminatlı en çok 5 yıl vadeli kullandırılan krediler ile bu vadenin 3,4 yıla çıktığını görüyoruz. Öte yandan KGF’nin hayata geçmesi ile beraber kullandırılan kredilerde KGF teminatlı olanların ortalama vadesi 3,4 yıl iken teminatsız olanlarınki 2,4 yıl olarak gerçekleşmiş. Özetle bu durumun TL cinsinden kredilerde işletmelerin vadesinin 1 yıl uzamasına yardımcı olduğu görülüyor.

DEMEK Kİ MÜMKÜNMÜŞ

Türkiye’deki yatırım atmosferinin iyileştirilmesinin yolunun kredi faizlerinin düşmesinden ve vadelerinin uzamasından geçtiği konusunda sanırım herkes hem fikir. Ancak bankaların kamusal bir görev yaptıkları gerçeğini göz ardı ederek uyguladığı bazı politikaların işletmeleri “kısa vade, yüksek faiz” girdabına sokuyor olduğu da bir piyasa gerçeği. Bu durum bir dönem bize telafisi mümkün olmayan bir gerçek olarak dayatılmıştı. Ancak görülüyor ki; KGF gibi gerçek bir finansal mühendislik ile çok büyük miktarda ek kaynağa ihtiyaç duymadan zaten var olan kaynaklarla hem faizleri düşürmek hem de vadeleri uzatmak mümkün oluyormuş.

#Bankacılık
#Faiz