
Geçtiğimiz 29 Mayıs günü “belde-i tayyibe”nin feth-i mübîninin sene-i devriyesini bir kez daha şükür ve gururla idrak ettik. Yahya Kemal’in ifadesiyle “Sene-i devriyeler, takvim oyunlarıdır. Ama yine insanın muhayyilesine zevk verir” (Aziz İstanbul, s. 62).
İslam tarihinin en önemli hadiselerinden biridir İstanbul’un fethi. Müslüman Türk tarihinin ise şüphesiz en mühim hadisesidir. Yahya Kemal’in ifadesiyle “Türklüğün ve İslam’ın hem en güzel hem de en büyük merhalesidir” (Aziz İstanbul, s. 63). İstanbul’un fethi, Hristiyan Bizans yıldızının sönmesi, onun yerine Müslüman Türk’ün yıldızının parlaması demektir; dünya tarihi açısından da şüphesiz en dikkat çekici olaylardandır. Stefan Zweig’in “İnsanlık Tarihinde Yıldızın Parladığı Anlar” isimli kitabında ilk ele aldığı hadise İstanbul’un fethidir.
Müslüman Türk’ün tarihteki en şanlı muzafferiyetinin eseri olan İstanbul’un fethinin en önemli simgesi ve nişanesi, Ayasofya’nın “teslis mabedinden tevhid mabedi”ne çevrilmesidir. Ayasofya’nın bu manevî fethi, İstanbul’un fethinin en büyük sembolüdür. Öyle ki İstiklâl harbini müteakip Türk ordusu İstanbul’a girdiği gün, İstanbul’un düşman işgalinden kurtuluşu “Ayasofya Kartpostalı” ile anlatılmıştır. Türk ordusunun İstanbul’a girmesi, İstanbul’un “ikinci fethi” olarak kabul edilmiş ve bu yeni fetih Ayasofya sembolüyle kutlanmıştır.
Nâzım Hikmet, “imanlı günlerinde” İstanbul işgal altında iken İstanbul’un fethini “mümince” anlatan “Sekiz Yüz Elli Yedi” başlıklı bir şiir yazmıştır. İstiklâl Marşı’nın kabulünden yaklaşık iki ay önce yazılan bu şiir İstanbul’un işgaline karşı Müslüman Türk’ün direniş ruhunu yansıtan ve Ayasofya’nın önemini anlatan güzel bir numunedir: “İslâm’ın beklediği en şerefli gündür bu/Rum Kostantiniyye’si oldu Türk İstanbul’u!/Cihana karşı koyan bir ordunun sahibi/Türk’ün genç padişahı, bir gök yarılır gibi/Girdi “Eğrikapı”dan kır atının üstünde/Fethetti İstanbul’u sekiz hafta üç günde!/O ne mutlu, mübarek bir kuluymuş Allah’ın/”Belde-i Tayyibe”yi fetheden padişahın/Hak yerine getirdi en büyük niyazını/ Kıldı Ayasofya’da ikindi namazını/İşte o günden beri Türk’ün malı İstanbul/Başkasının olursa yıkılmalı İstanbul!”
Ayasofya taş değil ruhtur, madde değil manadır. Onda Türklüğün ruhu, Müslümanlığın manası hâkimdir. Üstad’ın ifadesiyle “Ayasofya, ne taş, ne çizgi, ne renk, ne cisim, ne de madde senfonisi; sadece mâna, yalnız mâna... Ayasofya, bir mânanın, zıd mânaya taarruz ve onu zebun edişinin, bütün dünyada eşi olmayan âbidesidir.”
Dünyada çok az sayıda mabed, birden fazla dinin “sembol mabedi”dir. Bunların en önemlilerinden biri olan Ayasofya, İslam âlemi için olduğu kadar Hristiyan âlemi için de semboldür. Biri için galibiyetin diğeri için mağlubiyetin hatırlatıcısıdır. Yunanlılar ve Batılılar, Ayasofya’yı hiçbir zaman unutmamışlardır. Halil İnalcık, bir televizyon söyleşisinde şöyle demiştir: “Sizi uyarırım bir tarihçi olarak. Batı hiçbir zaman (Ayasofya’dan) vazgeçmedi. ‘Ayasofya’nın kubbesi üzerinde Hristiyanlığın yıldızı parlayacak!’ Bunu kim söyledi biliyor musunuz? Papa olacak olan Bavyera Kardinali. 1958’de Münih’teki Bizantinistler Kongresi’nde söylemiştir bu sözleri. Bunu söylediğinde tüm sözde ilim adamları ayağa kalkıp alkışladırlar.”
“Yarım asra yaklaşan ömrün içerisinde gördüğün en mühim hadise neydi?” diye sorulsa hiç tereddüt etmeden “Ayasofya’nın açılması” derim. Çocukluğum ve gençliğim “Zincirler kırılsın! Ayasofya açılsın!” sloganlarıyla geçti. Bir gün mutlaka bu zincirin kırılacağına inanıyordum ama itiraf etmeliyim ki benim neslimin bunu göreceğini pek sanmıyordum. Ama hamdolsun, bu günleri beklediğimizden erken gördük! Bir zamanlar, Ayasofya denince gözlerimizden hüzünlü yaşlar süzülüyordu. Şimdi ise onun yerine şükür dolu yaşlar dökülüyor. Ayasofya’nın zincirlerinin kırıldığını bizlere gösteren Mevlâ’ya nâmütenâhî şükürler olsun! Onun zincirlerinin kırılmasında, geçmişten bugüne emeği geçenlerin cümlesinden Hak Teâlâ razı olsun! Tarihin, o bahtiyarları “Ayasofya’nın fatihleri” olarak anacağında şüphe yoktur.
Ayasofya bizim için mana ve ruhtur, fetih ve kızıl elmadır, iman ve ezandır, şükür ve gururdur; şanlı bir mazi olduğu kadar umutlu bir gelecektir. Onun minarelerinden ezân-ı Muhammedî yükseldikçe Türklük yükselecek, onun kapıları müminlerin ibadetine açık olduğu sürece Türk’ün bahtı açık olacaktır inşallah!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.