
BYD’nin kararı bir şirket tercihi olmanın ötesinde, küresel sermayenin artık hangi ülkelere ve hangi kriterlerle yöneldiğini gösteren yeni dönemin işaretlerinden biri.
BYD’nin Türkiye yatırımına ilişkin belirsizlikler yeniden gündemde:
Reuters’ın geçtiği haber, şirketin daha önce açıkladığı yatırım planının beklemeye alındığını ortaya koydu. Ancak bu tabloyu Türkiye ile Macaristan arasında basit bir rekabet olarak okumak eksik kalacaktır.
Çünkü bugün yatırım kararlarını etkileyen faktörler yalnızca teşvikler veya maliyet avantajlarından ibaret değildir. Jeopolitik dengeler, enerji güvenliği, ticaret bloklarına erişim ve hukuki öngörülebilirlik, küresel sermayenin tercihlerini giderek daha fazla belirlemektedir.
5 Haziran tarihli yazımızda Çin’in yurtdışı yatırımlarının artık yalnızca şirketlerin ticari tercihleriyle açıklanamayacağını, stratejik sektörlerde yatırım kararlarının giderek daha fazla jeopolitik öncelikler doğrultusunda şekillendiğini ifade etmiştik.
Yazımızın yayımlanmasından yalnızca birkaç gün sonra ortaya çıkan gelişmeler, bu değerlendirmeyi yeniden doğrular nitelikte oldu.
Bugün sorulması gereken soru yalnızca BYD’nin ne yapacağı değildir. Asıl soru şudur:
Küresel sermaye yeni dönemde yatırım yapacağı ülkeleri hangi kriterlere göre seçmektedir?
Çin’in yurtdışı yatırımları artık yalnızca iş gücü maliyeti veya teşviklerle şekillenmiyor.
Özellikle otomotiv, batarya, enerji ve ileri teknoloji gibi stratejik sektörlerde siyasi uyum ve jeopolitik güven de en az ekonomik göstergeler kadar önem taşıyor.
Macaristan bu noktada Çin açısından özel bir konuma sahip. Viktor Orbán yönetimi uzun yıllardır Çin yatırımlarına açık bir politika izliyor. Pekin açısından Macaristan; Kuşak ve Yol Girişimi’ne olumlu yaklaşan, Çin sermayesini stratejik bir fırsat olarak gören ve uzun vadeli öngörülebilirlik sunan bir ülke görünümünde.
Türkiye Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği içerisindedir. Ancak karar alma mekanizmalarının dışındadır. Buna karşılık Macaristan hem Avrupa Birliği içerisinde yer almakta hem de karar alma süreçlerine katılabilmektedir. Büyük ölçekli sanayi yatırımlarında mesele yalnızca bugünkü pazar erişimi değil, gelecekteki erişimin ne kadar öngörülebilir olduğudur.
Macaristan’ın diğer AB ülkelerine nazaran yatırım başarısında enerji faktörünü de göz ardı etmemek gerekir. Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa’nın önemli bölümü Rus enerji kaynaklarından uzaklaşırken Macaristan farklı bir yol izledi ve enerji ilişkilerini büyük ölçüde korudu. Bu tercih enerji yoğun sektörlerde önemli avantajlar sağladı.
Türkiye’nin Çinli otomotiv üreticilerine yönelik yatırım stratejisinin uluslararası düzeyde dikkat çektiğinin göstergelerinden biri, Çin’in Dünya Ticaret Örgütü nezdinde açtığı DS629 dosyasıdır; davaya AB, ABD, Japonya, Birleşik Krallık, Kanada ve Güney Kore üçüncü taraf olarak katılmıştır. Bu dava dosyası bile bir örnek vaka olarak Çin Halk Cumhuriyeti’ne karşılık ortaya çıkan yeni düzen arayışının taraflarını meydana çıkarmaktadır.
Bugün mesele yalnızca BYD’nin yatırım kararından ibaret değildir. Asıl mesele, küresel yatırım düzeninin yeniden yazılıyor olmasıdır.
Uzun yıllar boyunca yatırım kararlarında maliyet ve teşvikler belirleyici olurken, artık jeopolitik uyum, enerji güvenliği, ticaret bloklarına erişim ve hukuki öngörülebilirlik en az ekonomik göstergeler kadar önem taşımaktadır.
Dünya, küreselleşmenin “en verimli yere yatırım yap” anlayışından, jeopolitiğin “en güvenli ve en uyumlu yere yatırım yap” anlayışına doğru geçmektedir.
Dolayısıyla BYD örneği, Türkiye’nin kaybettiği bir yatırım yarışından çok, dünyanın yeni bir yatırım çağına girdiğini göstermektedir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.