Demirel"in kötü mirası boş vaatler

00:008/06/2011, Wednesday
G: 4/09/2019, Wednesday
Mehmet Ziya Gökalp

Demirel''den başlayalım. Yazık ki bu ülkenin siyasi hayatının en uzun süreli ve en kötü örneği olarak kendisinin hayatımızda önemli bir yeri vardır. Kapalı ülke, karanlık ilişkiler, çatışmalar, cinayetler, ekonomik felaketler vs vs. Bunlar elbette uzun uzadıya konuşulması gereken konular. Bunlara şimdilik girmenin gereği yok. Daha önce vaatlerden başlamıştık o minvalde devam edelim.Karşılığı olmayan vaatler aslında Türk siyasi hayatına konulmuş en büyük dinamitlerden biridir. Bunun da baş mimarı

Demirel''den başlayalım. Yazık ki bu ülkenin siyasi hayatının en uzun süreli ve en kötü örneği olarak kendisinin hayatımızda önemli bir yeri vardır. Kapalı ülke, karanlık ilişkiler, çatışmalar, cinayetler, ekonomik felaketler vs vs. Bunlar elbette uzun uzadıya konuşulması gereken konular. Bunlara şimdilik girmenin gereği yok. Daha önce vaatlerden başlamıştık o minvalde devam edelim.

Karşılığı olmayan vaatler aslında Türk siyasi hayatına konulmuş en büyük dinamitlerden biridir. Bunun da baş mimarı Demirel''dir. Bütün siyasi hayatını sadece ve ne pahasına olursa olsun kazanmak üzerine kuran ve her yolu mubah gören Demirel… Başkası ne verirse beş fazlasını veren, erken emekliliği getirerek ekonomiyi dinamitleyen ve iki anahtar gibi her seçimde abartılı bir vaat söylemi ile çıkıp, halkın duyguları ve beklentileri ile adeta alay eden Demirel. Hazretin ne vaatleri ne de 500 gün verin, 100 gün verin diye günleri biterdi.

Geçmişte bu vaatleri bolca yaşamış ve her seferinde aldatılmış seçmen kitlesi artık vaat politikası ile oy vermenin kendisine maliyetini net olarak biliyor. Dolayısıyla hem geçmişte kalmış hem de halkı fakirliğe ve ülkeyi krizlere sürüklemiş bir politik yaklaşıma halk artık prim vermiyor.

Bu aslında Demirel sendromu olarak Kılıçdaroğlu ve onun tarzı politika yapanlara bıraktığı en kötü miras bir bakıma.

Özal olayına gelince; daha uzun zaman ülkeyi dünyaya açan ve bugünkü gelişiminin öncüsü olan bir politik figür olarak kalacak. Neler yapmadı ki kısa siyasi hayatında. Buna rağmen çok acımasızca eleştirildi. Bir yandan geçmişte kalan siyasiler, diğer yandan basında, bürokraside ve diğer alanlarda destekçileri ile demediklerini bırakmamışlar, belli bir kesim halkı da etkilemişlerdi.

Bundan ders alarak Ak Parti''nin hizmetleri karşısında aynı hatayı yapmak istemeyen seçmen, küçük sorunların veya yalan yanlış dedikoduların geçmişte Özal''a ve kendilerine ölümünden sonra yaşananlarla, Özal''a sağlığında verilmeyen değerin pişmanlığını yaşayan bir halk var artık. Yaşadıklarından yaşattığı maliyeti dikkate alıyor. Aynı hatayı Erdoğan''da yapmak istemiyor.

Son olarak, her ne kadar başka Avrupa ülkelerinde de kriz halen ciddi şekilde yaşanıyor ve halk gelecekten ümitsiz bir yaşamın pençesinde çırpınıyorsa da Yunanistan''da yaşananlar bir başka etkiliyor bizleri.

Hemen yanı başımızda daha dünün örnek ekonomisinden sürekli gelen olumsuz sinyaller ve en son iflas etme riskinin yüzde elli olma ihtimalinin açıklanmış olması, çok doğal olarak ülkemizin yaşadığı bu ekonomik devrime, bazıları pek inanmasa da, halkın sahiplenmesine yol açıyor. Kılıçdaroğlu bunu görmüş olmalı ki “dayan Yorgo biz geliyoruz” diyecek kadar komik olabiliyor.

Görüyorsunuz geçmiş hiçbir şekilde peşimizi bırakmıyor, bırakmamalı. Hafızamız olmasa bu pek sevimsiz siyasi üslup ve kandırmacanın maliyetini yaşamaya devam ederdik.