Varlığım Türkiye Varlığına Armağan Olsun

00:0018/10/2008, Cumartesi
G: 2/09/2019, Pazartesi
Mehmet Ziya Gökalp

Aslında bu başlık konunun çok iyi bir özetini tek cümlede aktarıyor dersek, umarım çok iddialı bir yaklaşım sergilememiş oluruz. Tabi bu başlığa eklenecek iki kelime “bedeli karşılığında” olurdu herhalde.Bir yandan tasarruflarının düşüklüğünden yakınan bir Türkiye, diğer yandan yıllardır yaşadığı ekonomik krizlerden, siyasi belirsizliklerden, sermaye piyasalarına yerli tarafta uygulanan vergilerden ve daha başka kişisel, mevzi nedenlerden dolayı, çok miktarda kaynağını, yurt dışına tabir caiz ise

Aslında bu başlık konunun çok iyi bir özetini tek cümlede aktarıyor dersek, umarım çok iddialı bir yaklaşım sergilememiş oluruz. Tabi bu başlığa eklenecek iki kelime “bedeli karşılığında” olurdu herhalde.

Bir yandan tasarruflarının düşüklüğünden yakınan bir Türkiye, diğer yandan yıllardır yaşadığı ekonomik krizlerden, siyasi belirsizliklerden, sermaye piyasalarına yerli tarafta uygulanan vergilerden ve daha başka kişisel, mevzi nedenlerden dolayı, çok miktarda kaynağını, yurt dışına tabir caiz ise kaptırmış ve diğer ülke ekonomilerine destek sağlamış bir Türkiye var.

Şimdi yeni ve yerinde bir çalışma ile bu birikimlerin ülkemize geri getirilmesine, hatta dışarıda yerleşik vatandaşlarımızın da birikimlerinin bir kısmının ülkeye ve ekonomimize kazandırılmasına çalışılıyor.

Yurt dışındaki yerli tasarruf rakamlarının 80 ile 150 milyar dolar arasında olduğu konuşuluyor. Bunu tahmin etmek son derece zor, çünkü işin içine bavul ile gelecek parayı ve yurt dışında yerleşikleri de kattığınız zaman ne miktarda gelebileceğini kestirmek güçleşiyor. Kimi beklentiler bu rakamların yarısının, kimisi de çok daha azının geleceğini beklese de, bunun çok önemli olacağını sanmıyorum. Bir şekilde beklenenlerin altında da olsa en kötü ihtimalle gelebilecek 15-20 milyar doların kalıcı olarak ülke ekonomisine kazandırılmasından bahsettiğimizi de unutmayalım.

2000-2001 krizinde en küçük tasarruf sahibi yatırımcıların bile on binlerle ifade edilebilecek dolarlarını yurt dışına nasıl çıkarabileceklerini araştırmaları ve birçoğunun bu işlemi yapmış olması rakamın beklenenden büyük olabileceğinin bir başka göstergesi denebilir.

Bu çalışmanın hükümet tarafından oluştuğu ve başladığı gibi bir hava var ise de, bir başka açıdan bakıldığında, talebin kaynağının tasarruf sahipleri olmasının da mümkün olabileceği ihtimali son derece yüksek.

Yani daha önce birikimlerini yurt dışına çıkaran tasarruf sahiplerinden böyle bir talep gelmiş ve hükümet bununla ilgili çalışmayı yapmış, miktarın tatmin edecek oranda olduğunu gördükten sonra işe koyulmuş olabilirler.

Çünkü son dönemlerde, uluslar arası sermaye, baş döndürücü bir hızla yatırım araçları vasıtasıyla veya güven kaygısından dolayı ülkeden ülkeye geçti. Ancak küresel kriz en büyük ve yıkılmaz ekonomileri, bankacılık merkezi ülkeleri sarsınca yeni arayışlar başladı. Ve bu arayışlar içinde bankacılık ve finans sektörünün en sağlam olan ülkelerin başında olan ülkemize yönelik ilgi arttı.

Şimdi bu varlık transferi barışı olarak adlandırılabilecek yaklaşımın başarılı olup olmayacağı veya bu başarının tatminkâr olup olmayacağı tartışılıyor. Son derece yerinde bir tartışma eğer yapıcı ve yol gösterici olursa tabi.

Tek başına bu uygulama elbette belli başarılara yol açar. Ancak gelecek tasarruflar içinde, bıyıklı yabancı adı altında sermaye piyasalarına ve özelde İMKB''ye aktarılmış olan veya yeni aktarılmayı isteyen ancak içerde yerli yatırımcı muamelesi yüzünden vergi verme durumunda kalabilecekler için çözüm düşünüldü mü?

Çünkü bu yüzde onluk stopajın 2006 yılının ikinci yarısından itibaren yabancı yatırımcılara uygulanmaması birçok yerliyi yurt dışına çıkarak yabancı fonlar üzerinden ülkemizde yatırım yapmak zorunda bıraktı.

Gelen paraların bir kısmı reel sektörde ya kendi işlerinde ya da yeni ortaklıklarla değerlendirileceği beklenebilir. Bu hem mevcut şirketlerin sermaye yapılarını güçlendirmek açısından özellikle bu dönemde önemli olduğu gibi, yeni istihdam olanaklarının devreye girmesi açısından da ümit verici olabilir.

Peki, bunun dışında kalan ve daha büyük bir oranı ifade eden rakamın tamamına yakınının kısa vadeli enstrümanlarda pozisyon alan sermaye olduğu düşünüldüğünde, beklenenin üzerinde bir para girişi ile karşılaşırsa sermaye piyasası araçları yüksek miktarda bir talebi karşılayabilecek büyüklükte mi? Sorusunu düşünmek gerekiyor.

Bunun için Sermaye Piyasası Kurulu ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsasına bundan sonra çok iş düşebilir ki, şimdiye kadar bazı alanlarda hareket etmiş olmaları gerekirdi.