
Eyüp Sultan’da Sadrazam Ferhat Paşa’nın türbesini ziyaret ediyorum.
Türbe harap. Camlar, açık, her yan pislik içinde. Meşruta yıkıldı, yıkılacak. İçeride üzerleri tozdan görünmez olmuş sandukalar. Avluda yazıları neredeyse silinmiş koca mezar taşları, kavuklar, sarıklar. Avlu duvarlarının bir yanı yıkılmış. Galiba burasını, diğer türbelerle birlikte onarım için yeniden ele alacaklar. Yıkılmış avlu duvarından geçiyorum. Türbenin köşesinde bir dede. Asırlar öncesinden çıkıp gelmiş, beyaz sakallı, gözlüklü, elinde baston. Yanı başında bir bacaklı sehpa, sehpada bir beyaz tavşan. Niyet çektiriyor tavşana. Bir iki konuşuyoruz. Yıllarca gemilerde gezmiş, kimi kimsesi yok. En büyük dostu tavşanı, ekmek kapısı. Kırk yıl sonra bir niyet de ben çektireyim diyorum. Tavşanı okşuyor, niyet kutusunu burnuna yaklaştırıyor. İşte bana çıkan niyet: “Aşk neticesinde bir izdivaç sizin için muhakkaktır. Fakat buna nail oluncaya kadar epeyce zahmet çekeceksin. Cefayı çekmeyen âşık, sefanın kadrini bilmez”.
Buyurun bakalım. Gazetelerin fal köşesine benzemiyor tabii. Biraz eskilerde kalmış bir dil. Çekelim bahtımıza düşen cefayı, bakalım sürebilecek miyiz sefayı.
Diyerek çarşıyı geçiyorum. Son dükkân dikkatimi çekiyor. Defler, darbukalar, daireler. Kim alıyor bunları. Tabii turistler. Bir daire soruyorum. 12.000 TL. Eh, fena değil. Demek turizm Eyüp ve çevresini de ziyaret etmeye başlamış.
Şeyhülislâm Üryanizâde Ahmed Esad Efendi (1814-1898) ve yanı başında Sadrazam Siyavuş Paşa (1601) türbeleri arasından Eyüp Sultan Camii önündeki meydana bakıyorum.
Meydana girmemiz mümkün değil, çünkü inşaat var. “Eyüp Meydanı ve Çevresi Tanzim İnşaatı-I” başlamış, bütün hızı ile devam ediyor.
Dozerlerin sesi, kompresörün gürültüsüne karışıyor. Eyüp Sultan’ın komprador güvercinleri değil kompresör sesinden, havan topundan bile korkmuyorlar artık. Yemlenmeye alışmışlar.
Kalabalık İstanbul’u sıkıştırıyor. Turistler sıkıştırıyor. Bir türlü bitmeyen büyük şehre akın sıkıştırıyor.
Eyüp semti artık nohut oda-bakla sofa küçük ahşap evleri ile bu akını durduramaz. Ne olacak? İnşaat faaliyetlerini seyreden bir iki yaşlı semt sakinine soruyorum. Meydanı çevreleyen eski binaları yıkacaklarını söylüyorlar. Hatta Ramazan’a yetişebileceği iddia ediliyor.
Vay be... Demek artık Lokmacı İbrahim Sokağı kalmayacak, sokak içindeki o küçümen “Küçük Saray Lokantası” yıkılacak. Son bir kez olsun yemeklerinden tatmak için giriyorum lokantaya. Bir sütlaç istiyorum. Lokanta sahibi yıkım işine pek inanmıyor, umutsuz bir gülümseme ile “Bakalım” diyor sadece...
E.F. Schumacher’in “Küçük güzeldir” tezi burada sökmemiş anlaşılan. Türbeler, mezarlar, serviler semti olan Eyüp’ün ahşap dokusu ile birlikte, küçük lokantaları, fırınları, evleri de yok olacak. Yerine bir beş yıldızlı otel yapmasalar bari.

BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.