Kar yazısı

Mustafa Kutlu
Mustafa KutluYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 25/01/2017, Çarşamba • Yeni Şafak Haber Merkezi
Kar yazısı

Çok kar yağdı.



Bir “Kar yazısı” yazmak şart oldu.



Ben Erzincan çocuğuyum (Şimdi böyle sözler çok moda: Karşıyaka çocuğuyum, biz de Antep çocuğuyuz gibi).



Erzurum ve Kars kadar olmasa bile çok kar görmüşlüğüm var.



Biz çocukken çok kar yağardı (1950-1960 arası). Şimdi o kadar yağmıyor. Mevsimler mi değişti, nedir. Erzincan'da araba yoktu. Bir tek Köse'nin taksisi vardı. 56 Chevrolet. Eski bir araba idi ama yine düğünlerde gelin arabası olurdu.



Şehirde Askeriye vardı. Ve cemseler. Evimiz ile okul arası iki kilometre kadardı. Karı yarıp gitmek zor. Beklerdik bir cemse geçsin, izine basıp gidelim. Marangoza yaptırılan tahta çantalarımız vardı. Ağır mı ağır. Olsun. Okul dönüşü o çantalara oturup yokuş aşağı kızak gibi kayardık. Ne tuhaf. Hepimiz turp gibi çocuklardık. Hasta olmazdık. Grip salgını falan yoktu. Tatil oldu mu sabahtan akşama karda oynardık. Öyle ki her yanımız su keserdi. Kızarmış yanaklarımız ve ağzımızdan savrulan dumanlarla oyuna doymadan eve dönerdik.



Her evde odun sobası yanıyordu. Şöyle silindir biçimli sac sobalar. Alt tarafında kapağı vardı, kapağın üzerinde hava alsın diye açılan bir küçük dikdörtgen. Soba her odun atıldığında çıtırtılar çıkararak yanardı. O küçük delikten fışkıran kızıllığa dalar çıtırtılar arasında hayal dünyasına uçardım. Bir yanda sandalyeye asılmış yaş çoraplarım kurur, bir yanda ben “Çocuk Haftası” okurdum.



Sobanın altında teneke kaplı soba tahtası. Üzerinde külü süpürmek için bir tavşan aşağı, yan tarafta köz küreği ve maşa derken mangal.



Yatsıdan sonra sobadaki meşe közü mangala çekilir, mangalda patates közlenir, artan közün üzeri küllenerek bırakılırdı. Hepimiz yer yatağında yatıyorduk ve o mangal bizi ısıtıyordu. Meşe közü dayanıklıdır, sabaha kadar sönmez. Sabah annem sobayı yine o közle yakar, üzerine mavi çinko çay demliğini oturturdu. O demlikten yükselen musiki ile uyanırdım. Oda ılık, kahvaltı masası hazır. Kız kardeşlerimle öteki odanın buz tutmuş pencerelerine koşardık. Pencere camlarında çiçekler, ağaçlar, kuşlar, bulutlar desenler. O desenlere çok baktık.



Üniversiteyi Erzurum'da okudum. Bir karlı şehirden bir karlı şehre gidip geliyordum. Erzincan İstasyonu'nda gecenin bir vakti tirenden indiğinizde sizi eve götürecek bir vasıta bulamazdınız. İstasyonla şehir arası uzak. Çantamı sırtlar, diz boyu karda tabana kuvvet yürürdüm. Trabzon Caddesi'nin üstünde sokak lambaları. Kar ağır ağır dökülüyor. Lamba ışıklarına koşan kelebekler gibi. Gece sessiz, ıssız yoldan hiç araba geçmemiş. Sade sizin ayak izleriniz. Bu yolculuğu hiç unutamam. Böyle dökülen kar insanı üşütmez. Yahut o zaman gençtik, biz üşümüyorduk.



Erzurum'da daha fazla kar yağardı. Altmışlı yılların başları. Üniversiteden şehre yürüyerek giderdik. Otobüs yok. Sadece alnında “Mavi kuş” yazan döküntü bir otobüs. O da tıkış tıkış olurdu.



Kar çok temizdi. Demek ki hava temizdi. Kar yiye yiye giderdik. Herhalde kok kömürü yakılıyordu. Sonra kalitesiz linyit yakılmaya başladı, zamanla nüfus arttı; Erzurum'un o güzelim havası kirlendi. Bu yazıyı Sezai Karakoç'un çok sevdiğim “Kar Şiiri” ile bitirmek istiyorum:





Karın yağdığını görünce



Kar tutan toprağı anlayacaksın



Toprakta bir karış karı görünce



Kar içinde yanan karı anlayacaksın





Allah kar gibi gökten yağınca



Karlar sıcak sıcak saçlarına değince



Başını önüne eğince



Benim bu şiirimi anlayacaksın





Bu adam o adam gelip gider



Senin ellerinde rüyam gelip gider



Her affın içinde bir intikam gelip gider



Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın





Ben bu şiiri yazdım âşık çeşidi



Öyle kar yağdı ki elim üşüdü



Ruhum seni düşününce ışıdı



Her şeyi beni anlayınca anlayacaksın





Not: Ecel sevdiğim kişilerden üçünü peş peşe alıp gitti. Nurettin Albayrak, Cahit Çollak, Prof. Dr. Orhan Okay.



Sevdiklerimin ardından yazı yazamıyorum. Ne yazsam eksik kalıyor. Duyduğum acı karşısında yazdığım yazı sıfır. En iyisi susmak. Belki sonra yazarım. Yara iyileşince.



Hepsine Cenab-ı Allah'tan rahmet diliyorum.


Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026