Ölü ittifakın mirası…

04:0010/06/2026, Çarşamba
G: 10/06/2026, Çarşamba
Nedret Ersanel

Temmuz ayında Ankara’da gerçekleşecek ve dünyanın merakla beklediği “NATO Liderler Zirvesi”ne giderken, yanımıza almamız gereken soru şudur… Türkiye, herhangi bir uluslararası güvenlik mimarisinin kanatları altında mıdır? “Çatısı” demedim. Evet, NATO üyesiyiz ama küresel tartışma siyasi zeminde cereyan ediyor… NATO’nun tüm hayati fonksiyonlarını sürdürüp-sürdürmediği üzerine genel tartışma zaten yürüyor; Macron’un, “beyin ölümü” metaforuyla başlayıp, Trump ABD’sinin örgüte desteğini kısmasıyla yükselen,

Temmuz ayında Ankara’da gerçekleşecek ve dünyanın merakla beklediği “NATO Liderler Zirvesi”ne giderken, yanımıza almamız gereken soru şudur…

Türkiye, herhangi bir uluslararası güvenlik mimarisinin kanatları altında mıdır?

“Çatısı” demedim. Evet, NATO üyesiyiz ama küresel tartışma siyasi zeminde cereyan ediyor…

NATO’nun tüm hayati fonksiyonlarını sürdürüp-sürdürmediği üzerine genel tartışma zaten yürüyor; Macron’un, “beyin ölümü” metaforuyla başlayıp, Trump ABD’sinin örgüte desteğini kısmasıyla yükselen, Avrupa cephesinden asker çekmeye kadar varan bir dalga bu…

Yıllardır süren
Ukrayna-Rusya
savaşının örtülü tarafı olan ama
Pasifik
’e de sürüklenmek istenen NATO, yeni düzende hayatını nasıl, hangi formatta sürdürecek ya da sürdürecek mi?
“NATO’dan çıkalım-çıkmayalım” münakaşalarının üstünde bir konudur bu. Hiç girmiyoruz;
bu bağlamda yapılan tartışmaların taraftar çoğunluğu ne yazık ki “bağımlıdır”
. Kaldı ki, Ankara’nın görüşü NATO’nun ve buradaki varlığımızın devamı yönündedir. “Türkiye’ye saldırı olsa üyeler yardıma gelir mi, Türk cephesinde mevziye girerler mi” sorusu da ayrıca cebimizde duruyor. Atlıyoruz…
İttifakın dertleri çok ama ABD’nin gittiği veya azaldığı-ki, zirveyi izleyenler önce bu sorunun yanıtını arayacaklar-NATO’yu Avrupa’nın nasıl idame ettireceği ya da
nasıl bir şekil
vermek isteyeceği ana derttir…

***

Avrupa/AB’de, hızla ve büyük paralar yatırarak yeni bir “güvenlik mimarisi” yaratma girişimleri elle tutulur hale gelmiş bulunuyor. Bu şimdilik NATO’yu dışlamıyor. Ama konuşuluyor. Daha çok, savunma sanayine yatırımlar ve AB’nin
çevresini kapsama
adımlarında kendini gösteriyor…

Özellikle Doğu Avrupa ve Balkanlar ile İngiltere ayağına yoğunlaşan, Paris, Londra ve Berlin’in başını çektiği bir süreç izliyoruz. Ve aynı süreç, temel motivasyon/tehdit olarak Rusya’yı gösteriyor…

Bu adımlar Türkiye’ye doğru da atılıyor mu? Maalesef. Kimi ülkelerin AB’ye tam üyelikleri için kolaylaştırıcı girişimler yeniden düzenlenirken, Türkiye’ye yine yüz verilmiyor…

Ankara elbette durumun farkında ve o da, yaklaşımın ne denli yanlış olduğuna dair savlarını yüksek perdeden söylüyor; en güçlüsü de, “Avrupa yeni dünyada jeopolitik bir varlık olarak ileri rol almak istiyorsa, Türkiye olmadan mümkün değil”…

Transatlantik ittifakın Avrupa özelindeki “
ittifaksızlık korkusunun
” durumu kabaca böyle…

***

Türkiye bir yandan NATO’nun varlığını/gücünü pekiştirmeye destek verirken, bir yandan da Avrupa’nın güvenlik girişimlerine paydaş olmaya çalışıyor. Her iki güvenlik mimarisi de şu anda tam olmadığından, eksik diyebiliriz, kesin ve güvenilir değil,
alıştığımız düzeni
de karşılamıyor…
Bu yüzden, aynı çapta olmasa da, kimi stratejik çıkarlarımızı da gözetecek birlikteliklere eğiliyoruz;
Ortadoğu’da
şekillenmeye başlayan Pakistan, Suudi Arabistan, Katar, Mısır, vb ülkelerle hareket etmek, hatta öncülük yapmak.
Türk Devletleri Teşkilatı’nı
hızla büyüterek güvenlik ve istihbarat ayaklarını eklemek.
Balkanlarda
tarihten miras nüfuzumuzu etkin/aktif hale getirmek.
Hazar havzasında
Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan’la beraber bir diğer küme oluşturmak. Hele-mümkünse-
hepsini senkronize etmek
gibi…

Türkiye buna, “bölgesel sahiplenme” diyor.

Bunların yanında payandalar da kuruyoruz; güney sınırımızın güvenliğini
Suriye
ve
Irak
’ı huzura erdirerek tamamlamak.
Hürmüz
tecrübesiyle, küresel enerji ve yollarına ev sahipliği yapmak. Irak’ta ‘
Kalkınma Yolu
’ ya da Hazar’dan gelip Avrupa’ya giden
enerji akslarını
tahkim etmek…

Hepsini entegre etmeye de gayret ediyoruz; Irak’ı Suriye’yle, Hazar’ı “Orta Yol’la, toplamını Avrupa’yla birleştirmek gibi. Buna da, “bağlantısallık” diyoruz.

Ayrıca,
ittifakların kritik oyuncuları ile özel ilişkiler
kuruyor. Mesela İngiltere, mesela S. Arabistan. Bir yandan da bölgeyi barış içinde tutmaya didiniyor…
Tamamı
rol/pozisyon/alan büyütmedir
; bir yandan güvenlik şemsiyelerini üzerimize çekmeye çalışırken diğer taraftan her birine güvenlik vaadediyoruz…

Nihayet, ister ana güvenlik ağları olsun ister tali şebekeler olsun, yetmedikleri taktirde, hatta yetsin-yetmesin, kendi güvenliğimizi kendimizin sağlayabileceği kadar Türk Silahlı Kuvvetleri’ni tahkim ediyoruz. “Kurdun boynu niye kalın” prensibidir…

***

Yine de boşluk kendini kuvvetli biçimde hissettiriyor…

Çünkü adı geçen stratejik kümeler veya ittifaklar henüz olgunlaşmış, ham halleri de ihtiyacı karşılayacak nitelikte değil. Üstelik her birinin kendi içinde sorunları var. Dört-dörtlük işleseler, “ittifaksızlık özlemi” ya da “bağımsızlık özlemi”miz de giderilir ama belirsizlik daha hakim…

NATO ve AB’nin durumu ortada ve yazdık. “Türk Devletleri Teşkilatı” büyük ümitler taşımayı sürdürüyor ama üye ülkelerin farklı beklentileri süreci yavaşlatıyor. Yine bu ülkeler, Rusya ile ortak tarihlerinden gelen, etkisini bugün de sürdüren zorlaştırıcı bağlara sahipler. ABD/Batı da burada yer tutmak istediğinden sert rekabet istikrarsızlık yaratıyor. Zaman zaman Türkiye’yi üzen kararlar da alıyorlar. Güney Kıbrıs’ta olduğu gibi veya İsrail’le ilişkiler gibi…

Ortadoğu/Körfez ülkeleri hâlâ savaşın içindeler. ABD’ye bağladıkları güvenlikleri artık tartışmalı. Ekonomilerini çeşitlendirmek istiyorlar ona da şartlar izin vermiyor. İsrail ve ABD’nin çekiştirmeleri kadar bölgesel bir ittifakın yükünü taşıyıp taşıyamayacaklarından da emin gözükmüyorlar…

Balkanlar ve Doğu Avrupa’da, merkezî Avrupa ve Rusya’nın rekabeti kendini hissettiriyor. AB üyesi olma arzuları, bunun aynı zamanda bir tampon bölgeye dönüşebilecekleri riskine onları körleştiriyor.

Türkiye işte bu parçaları/kırıkları yapıştırmaya çalışıyor.

Azını yazabildik. Devam edelim…

#NATO
#politika
#Nedret Ersanel