‘Otomatikten manuele’…

04:0022/04/2026, Çarşamba
G: 22/04/2026, Çarşamba
Nedret Ersanel

‘Antalya Diplomasi Forumu’ daha başlamadan, Türkiye-Pakistan-S. Arabistan- Mısır arasında özel oturum yapılacağına ve anlamına dair bir dosyayı işlememizin sebebi buydu işte. Günlük ve konvansiyonel tartışmalara yön vermesini ummuştuk. Haliyle Forum’un aşağıdaki sözlerle final yapması ferahlatıcı oldu. Çünkü “şişman kadının söylediği şarkı” odur… “Bu bizim için önemli bir başlık. Altyapısını zaten hazırlamıştık. Orta güç olan bütün ülkelerle iyi ilişkilerimiz var; Japonya, Kore, Avustralya, İngiltere,

‘Antalya Diplomasi Forumu’ daha başlamadan, Türkiye-Pakistan-S. Arabistan- Mısır arasında özel oturum yapılacağına ve anlamına dair bir dosyayı işlememizin sebebi buydu işte. Günlük ve konvansiyonel tartışmalara yön vermesini ummuştuk. Haliyle Forum’un aşağıdaki sözlerle final yapması ferahlatıcı oldu. Çünkü “şişman kadının söylediği şarkı” odur…

“Bu bizim için önemli bir başlık. Altyapısını zaten hazırlamıştık. Orta güç olan bütün ülkelerle iyi ilişkilerimiz var; Japonya, Kore, Avustralya, İngiltere, Fransa, Kanada, birçoğuyla. Bu ülkelerle ilişkilerimizin büyük güçlerin ortaya çıkardığı boşluktan dolayı, getirdiği tek bir husus var;
bu boşlukta orta boy güçler bir araya gelerek, sadece ikili ilişkilerde değil, küresel sorunları çözmekte nasıl dayanışma içerisinde olabilirler? Küresel sorunlar bu ülkelerin eliyle nasıl şekillenebilir?
Bu giderek önem kazanmaya başladı. Çünkü herkesin ait olduğu bir ittifak vardı, bu ittifakın içinde hem bölgesel hem ülkesel menfaatler gözetilmeye çalışılıyordu. Şimdi uluslararası sistemde, ulus-devlet tabanlı bu
sistemde büyük kırılmalar yaşanıyor. Kuralların yeniden tanımlanması gerekiyor
. Belirsizlik içerisinde artık
kimse otomatik pilotta
değil. Herkes yoğun bir iletişim, yoğun koordinasyon, yoğun fikir alış-verişiyle konularını yönetmek zorunda. Daha farklı
yapısal çözümler
getirmek zorundayız”…

***

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ‘orta boy ülkeler’ ve bunların arasındaki yeni dönem ilişkilere dair okuması, ‘eski düzenin’ yıkımına dair kabullere yaslanıyor,
zımnen önce o tespit edilmiş
oluyor
. Ki, öyle. Yeni küresel düzenin ilerleyişi o kadar hızlı ki, eskiye hürmeten ‘yas’ dahi tutamadan, “yapı söküm”, kalanlardan faydalı olanların ayrılmasına zaman bile bulunamadı. Bakarsanız, “orta boy ülke” tarifi dahi eski düzene aittir…

Yine aynı okuma, üst üste yaşanan ve bitmeyen, “sürünen” mevcut savaşların da, yani Ukrayna-Rusya, İsrail-Filistin, İran-ABD/İsrail savaşlarının da, kritik Suriye, Irak’ın da eski-yeni yerküre düzenleri arasındaki geçişin unsurları, “eşik/araf” istikrarsızlıkları olduğunun da tespitidir. Haliyle, tek tek ele almak günlük görevlerdendir ama gözle takiptir. Akılla ilgili olan yön arayışları, işte yukarıda alıntıladığımız gerçekliktir…

Tüm orta boy ülkeler açısından bir “boşluk” halidir. Eskiden birileri doldururdu. Şimdi o konfor yok. “Boşluk” doğası gereği “tutunacak” yer aratır. Fakat ‘tırabzanlar’ da sallanıyor. ‘Merdiven korkuluğudur’. Gri alanlar, istikrarsızlık, belirsizlik dönemi ise korkudur…

***

Yeni düzen arayışlarına dair düşünceler içinde “kümeler dönemi”nden bahsetmiştik. Kimileri bağımsız kimileri birbirleriyle de kesişen ve/veya çatışan kümeler ortaya çıkacaktı, çıktı…

Türkiye-Pakistan-S.Arabistan-Mısır, ‘büyük Ortadoğu’nun orta boy ülkeleridir. Keza, Hindistan-Körfez-İsrail-Rum Kesimi-Yunanistan gibi kümeler de var ve bunların üyeleri kimi zaman büyük (Hindistan) kimi zaman da cüce (Rum Kesimi) ülkelerdir. Bu kümeler arasında da rekabet vardır ve yaşıyoruz…

Avrupa’da da durum aynı. İngiltere, Fransa, Almanya, İspanya, İtalya gibi ülkeler aynı sert rüzgârların etkisiyle kendi korkuluklarını yapıp, tutunmaya çalışıyorlar. Yeni NATO, Avrupa ordusu, Çin’le ilişki arayışları, Macaristan ve Bulgaristan’daki seçim sonuçlarının hep bu bağlamda ele alınması, Balkanlar ve Doğu Avrupa tasarımları, Karadeniz, vs…

Artı, Hazar Havzası...
Ermenistan
ve
Azerbaycan
denklemi, Türk Cumhuriyetleri,
Rusya
’nın bir yandan da buraya dikkat kesilmesi. Türkiye’nin enlem-boylam tüm yönlerde ana aktör olarak öne geçmesi, herkesin bir eliyle Ankara’yla tokalaşmaya çalışması, hep aynı “tutunma” ihtiyacının doğasından geliyor…

***

Gelgelelim ‘yerleşik düzenin’ de tutunma gayretleri var ve onlar çok vahşi.
Bölgesel kümelerin küresel kümelerle ilişkilerinin nasıl olacağı en tartışmalı bölümü oluşturuyor…

İngiltere artı Avrupa’nın Ortadoğu ve Hazar’ın nasıl olacağına dair-el yordamıyla olsa da-bir tasavvuru var ama bu ABD’yle uyumlu mu? Çin’in tahayyülleriyle belki, Rusya’yla hiç değil…

Kaldı ki, mesela AB eskiyle vedalaşamıyor. AB Komisyonu Başkanı von der Leyen hâlâ, “
Avrupa kıtasını tamamlamalıyız ki, Rus, Türk, Çin etkisi girmesin
” diyebiliyor…

Süper güçler, geri çekilseler de arkalarının en azından etki alanlarında kalmasını istiyorlar. Mesela ABD için İsrail’in ne olacağına dair kaygı, Ortadoğu’nun yeni geleceğini etkiliyor…

Filistin’in, Suriye’nin, Körfez’in, nihayet İran’ın düzenlenmesi bir yandan bununla ilgili ama diğer yandan da Çin’le rekabette muhakkak elde kalması gereken coğrafyalar…

Ortadoğu aynı zamanda ulaşım, enerji ve tedarik zincirlerinin, hatta dijital yolların stratejik bağlantı noktası olduğundan, yeni dünya düzeni arayışları/savaşları da burada kilitleniyor. Aslında cephe hattı burası oluyor…

***

Bölgesel ittifakların, orta boy ülke kümelerinin politikaları da süper güç rekabetlerinden burada etkileniyor. İster istemez, özü “münhasır stratejik alan” yaratma gayretleri olan bu adımlar, bilhassa
güvenlik kavrayışlarında eski referanslara dönmek zorunda
kalıyorlar…

ABD’nin İsrail’i arkalamasından, İran’a savaş açmasından rahatsız olan ülkeler İngiltere ve Avrupa’ya yaklaşıyor. Bu sefer de, Hazar, Karadeniz, Doğu Avrupa ve Balkanlar’da Rusya üzerinden baskı oluşuyor…

Bunun
Batı Asya
örneği var,
Akdeniz
ayağı var,
Kuzey Afrika
ve
Adriyatik
kümesi var ve hepsi de ayrı ülkeler ve kümeler demek…

Türkiye’nin fırsat ve risklerinin diğer/benzer orta boy ülkelerden farkı da burada. Birden çok alanda etki/baskı/ittifak yaratma mecburiyeti. Altyapısını bitirdik. Şimdi ‘incesine’ geçiyoruz…

#Antalya Diplomasi Forumu
#Türkiye
#Pakistan
#Suudi Arabistan
#Mısır
#politika