Göktürk göklerde düşman çöp bidonunda

Şaban Abak
Şaban AbakYeni Şafak Gazete Yazarı
00:00, 19/12/2012, Çarşamba • Yeni Şafak Haber Merkezi
Göktürk göklerde düşman çöp bidonunda

Bu hafta, Türkiye"nin tarihinde yer alacak iki önemli gelişmeye şahit olduk. Biri sayın Başbakan Erdoğan"ın haklı bir yakınmayla dile getirdiği "kuvvetler ayrılığı" ilkesinin istismarı üzerinden ülkenin gelişmesinin nasıl engellemeye çalışıldığının kayıtlara geçirilmesiydi. Sağlık Bakanı Recep Akdağ tarafından yürütülen ve Türkiye"yi baştan başa devasa modern hastane "külliyeleriyle" donatmayı hedefleyen proje yargı yoluyla durdurulmaya çalışılıyordu ve üstelik bu durum ilk kez de yaşanmıyordu. Hızlı tren de, İstanbul Boğazı"nın altından kara ve demiryolu geçişi de (Marmaray), nükleer santraller de, yerli otomobil fikri de hep benzer engellemelere konu olmuş girişimlerdir. Türkiye"nin gelişip kalkınması için hayati önemdeki bu tür projeleri bırakın durdurmayı; yavaşlatmak bile esasen vatana ihanettir.

Başbakan"ın birçok büyük yatırımın olduğu gibi "şehir hastaneleri" projesinin de yargı yoluyla engellenmeye çalışıldığına dair beyanı; hükümete muhalefet ediyormuş gibi gösterip gerçekte millete ve ülkeye muhalefet eden "işbirlikçi" çevrelerin hâlâ aktif olduğunu da hatırlatmış oldu. Hemen ardından –hem de koro halinde- Başbakan"a saldırıya geçilmesi ise, on yıllık Ak Parti iktidarına rağmen bu "sözde" muhalefetin medyayı da büyük oranda kontrol etmekte olduğunu gösteriyordu.

Kuvvetler ayrılığı gibi devlet olmanın olmazsa olmazı bir ilke, açıkça kötüye kullanılarak yürütme organına çelme takılmak istenmesinin sebebi ne olabilir? Bazılarının söylediği gibi bu durum sadece yargının "uygunluk" denetimi yerine haddini aşarak "yerindelik" denetimi de yapmaya heveslenmesi yüzünden yaşanıyor olabilir mi? Böyleyse şu halde yargı da bir tür hükümet olmaya çalışmış olur ki kuvvetler ayrılığı ilkesinin gerçek ihlali bu tutumdur. Çünkü adına vaktiyle "kuvvetler çatışması" da denmiş olan bu tablo, esasen bütün kuvvetlerin "birinci kuvvet" olmaya çalışmasından doğuyor. Herkes, üstelik anayasal kuvvetlerden sayılıp sayılmadığına bakmaksızın hükûmet etmek istiyor. Hatta bir gazete patronu Turgut Özal"a hitaben "Bize dördüncü kuvvet derler ama biz aslında birinci kuvvetiz" deme gafletinde bile bulunmuştu. Sonradan malı mülkü satıp soluğu yurt dışında alan o adamın zihniyeti, medya başta olmak üzere pek çok çevrede bir vehim olarak varlığını sürdürüyor maalesef.

Güncel tarihin ikinci büyük gelişmesi hiç şüphesiz yapımı 10 yıldır süren "Göktürk" uydusunun Çin"den fırlatılmasıydı. Ben bu satırları yazarken Ankara"ya ilk sinyaller gelmeye başlamıştı bile. Milletçe gurur duyulacak bir gelişme olduğunu, insanların ailece toplanıp ilk yerli uydumuzun uzaya fırlatılışını sevinç gözyaşları içinde ekranlardan izlediğini yakın çevremden biliyorum. Haddim olmayarak emeği geçen herkesi gönülden kutluyorum. Milletimiz sizleri gelecekte de dualarıyla anacaktır.

Türkiye genel manada "Batıcı" bir devlet olduğu halde, güya en büyük dost ve müttefiklerimizin kimi Batılı ülkeler olduğunu söylememize rağmen, NATO"ya üye, AB"ye aday olduğumuz halde uydumuzu uzaya fırlatma imkânını ancak Çin"de bulabilmiş olmamızda da öğretici dersler vardır.

Ancak dersin büyüğü şanına yaraşır biçimde(!) ODTÜ"de sahnelendi. Ne de olsa büyük ve köklü üniversite! Başbakan ve Genelkurmay Başkanı başta olmak üzere uydumuzun fırlatılış töreni için ODTÜ"ye giden devlet büyüklerini öyle bir protesto ettiler, öyle çöp bidonlarını ateşe verip yaktılar ki gece karanlığında ülkemiz ve bahtımız ışıl ışıl aydınlandı sağolsunlar! İşte TEKNİK üniversite böyle olur dedirttiler.

Protesto etmeyip de ne yapacaklardı yani?! Bu yoksul milletin taa Demokrat Parti zamanında kamu bütçesinden oluk gibi para akıtarak kurup inşa ettiği bir kurum olarak bilim üretip de millete borcunu mu ödeyecekti? Adına "Ortadoğu" dendiği, "Teknik" dendiği için kan ve gözyaşı yurdu Ortadoğu"yla mı ilgileneceklerdi? Teknik üniversite olarak yerli uydu, yerli araba, yerli bilgisayar yazılımı, yerli cep telefonu mu yapacaklardı yani? O tosuncuklar böyle ulvî ve şerefli işlerle ilgilenmeyi tarihleri boyunca lüzumsuz bulmuşlardır. Onlar daha büyük görevlerin peşindedirler, daha şanlı hizmetlerin içindedirler: Uydu fırlatılışına gelen Başbakan"ı ve beraberindekileri protesto etmek! Daima karşı çıkmak, sadece engel olmak! Görevleri budur.

Sivil ve askeri haberleşmede kullanılacak bu uydudan rahatsızlık duyacak olan ülkeler bellidir. Hadi yumuşatarak sorayım, bu sözüm ona muhalif beyler, bayanlar, İslam dünyasını bir bütün halinde açık/gizli işgal ve baskı altında tutmak isteyen, bu manada Türkiye"yi sorunlarını çözememesi için eli kolu bağlı halde tutmak isteyen, haberleşmede bile kendilerine muhtaç olmamızı bekleyen düşman güçlerle açıkça aynı safa düştüklerinin farkında mıdırlar acaba? Nitekim protestoculara destek amaçlı orada bulunan (marxist, ateist vs. de olmayan) ve durumun vahametini sonradan fark eden bazıları diyormuş ki, efenim biz uyduya karşı değiliz, Başbakan"a karşıyız! Bu gülünç ve acınası duruma düşmüş kişilere ne diyeyim bilmiyorum. Oğuz Atay gibi konuşacağım: Daha beter olun inşaallah!

Bu iki gelişmeye ("Göktürk" uydusunun fırlatılması ve "Şehir Hastaneleri" yapılması) gösterilen tepkiler de anlatıyor ki, muhalefetimiz, yargımız, basınımız ve üniversitemiz Türkiye"nin gelişip kalkınmasını istemeyen, her alanda kendilerine muhtaç ve bağımlı kalmamızı bekleyen düşman güçlerin düşmanca tutum alışlarına kolayca adapte olabilen, kullanılabilen kişileri de bünyesinde barındırıyor.

İçlerinde bu işi "işbirlikçi" olarak "gönüllü" yapanlar da var mıdır, dersiniz?

Onu da artık "Göktürk"ten göreceğiz. "Asıl film şimdi başlıyor!".

abaksaban@hotmail.com
Başlıklar :
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026