Kürtleri yazmak

04:0010/06/2026, Çarşamba
G: 10/06/2026, Çarşamba
Taha Kılınç

Geçtiğimiz hafta çarşamba günü Bingöl’de bir konferansım vardı. Dönüşte, İstanbul’a gelmek üzere Diyarbakır Havaalanı’nda uçağımı beklerken, genç bir kardeş yanıma yaklaştı. Son derece kibar bir şekilde selam verdi, kendisini tanıttı: “Ben sizin sadık okurlarınızdan biriyim. En son Dil ve İşgal adlı kitabınızı okudum. Şimdi sizinle karşılaşmaktan dolayı da çok mutlu oldum.” Mardinliymiş aslen. İstanbul’da avukatlık yapıyormuş. Bayram tatili için memleketine gelmiş, tatilini de biraz uzatmış, şimdi

Geçtiğimiz hafta çarşamba günü Bingöl’de bir konferansım vardı. Dönüşte, İstanbul’a gelmek üzere Diyarbakır Havaalanı’nda uçağımı beklerken, genç bir kardeş yanıma yaklaştı. Son derece kibar bir şekilde selam verdi, kendisini tanıttı: “Ben sizin sadık okurlarınızdan biriyim. En son Dil ve İşgal adlı kitabınızı okudum. Şimdi sizinle karşılaşmaktan dolayı da çok mutlu oldum.” Mardinliymiş aslen. İstanbul’da avukatlık yapıyormuş. Bayram tatili için memleketine gelmiş, tatilini de biraz uzatmış, şimdi tekrar İstanbul’a dönüyormuş.

Sohbet ilerlerken, beni yakından takip eden bütün okurlarımın yüz yüzeyken genellikle sorduğu o soru da geldi: “Üzerinde çalıştığınız yeni eserler var mı?” Birkaç kitabın hazırlıklarını aynı anda sürdürdüğümü belirtip ikisini ismen zikrettim: “1900’lerin başından Arap Baharı’na, Ortadoğu’nun bir asırlık serencâmını ayrıntılı biçimde anlattığım bir modern tarih metni yazıyorum. Nasipse yaklaşık 1000 sayfalık temel bir başvuru kaynağı olacak. Bir de, 1897-2025 arasında düzenlenen toplam 39 Siyonist Kongre’yi ele aldığım bir kitap üzerinde çalışıyorum. Bu kongreler nasıl toplandı, hangi kararlar alındı, bu kararlar nasıl uygulandı, iki kongre arasında neler yaşandı, Siyonistler arasındaki ayrışma ve çatışma noktaları nelerdi? Tüm bu soruları da cevaplamış olacağım…”

Beni ilgiyle ve dikkatle dinleyen muhatabım birdenbire “Peki, şimdiye kadar Kürtler hakkında bir kitap yazdınız mı?” diye sordu. İslâm dünyasını oluşturan çeşitli milletlerin hiçbiriyle alakalı özel bir çalışma yapmadığımı, meseleleri daha genel bir çerçeve içinde değerlendirdiğimi, yazılarımda ve kitaplarımda bu bağlamda Türklerden, Kürtlerden, Araplardan vb. bahislerin geçtiğini belirttim. Konuya hususi bir ilgisinin bulunduğu belli olan kardeşimiz, soruyu bir de şöyle sordu: “Kürtler hakkında yazmayı düşünür müsünüz?” İkinci soru, en az ilki kadar şaşırtıcıydı benim açımdan. Zira herhangi bir ırka veya millete odaklanarak çalışmamıştım şimdiye kadar. İslâm coğrafyasına baktığım pencere, ırklar ve milletler üstü bir “ümmet” ve “İslâm kardeşliği” perspektifiydi. Ancak yine de muhatabıma bir cevap vermiş olma adına, “Yazılabilir tabii ki, neden olmasın?” dedim.

Doğrusu, Filistin ve Kudüs konusundaki çalışmalarla alakalı “Neden Arapları bu kadar gündemde tutuyorsunuz?” şeklinde sakil eleştirilerle çokça karşılaştığımdan, sohbet ettiğim kardeşimin -tamamen ırk bağnazlığı saikiyle- “Kürtlerle neden ilgilenmiyorsunuz? Kürtleri yok mu sayıyorsunuz?” şeklinde bir serzenişte bulunduğunu düşündüm ilk önce. Ama o maksadını şu samimi cümlelerle açıkladı: “Abi, Kürtlerle ilgili müstakil bir kitap yazmalısınız. İslâmî bir bakış açısıyla ve İslâm kardeşliği temelinde, Kürtleri anlatacağınız bir kitaba ihtiyaç var. Ben kendim Kürt bir Müslümanım, fakat maalesef kendi ailemde ve çevremde bile, İslâm’ın artık bağlayıcı olarak görülmemeye başladığını fark ediyorum. Yaşadığım bölgede Ezidîler ve Süryaniler var. Tanıdığım bazı Müslüman Kürtler, bu iki farklı inanca karşı büyük bir hayranlık içindeler. İslâm’ın kıymetini ve üstünlüğünü unutmuş durumdalar. Zaten biliyorsunuz, sözde Kürtlerin haklarını savunduğunu iddia eden birileri, Kürtleri İslâm’dan tamamen koparmak ve Kürtlere İslâm dışı bir tarih ve kimlik uydurmak için gayret gösteriyor. İslâm yok sayılıyor, bizi Zerdüştlüğe nispet ediyorlar…” Lafın tam burasında şunu ekledim: “Aynı şey Türk cephesinde de var maalesef. Birileri de, Türkleri İslâm’dan koparmak için, onlara İslâm dışı bir tarih ve kimlik uydurmaya çalışıyor. Gök Tengiriciler filan var, biliyorsun. İslâm’ı Araplaşmak sayıp Türkleri Müslümanlıktan ayırmaya çabalıyorlar. Aynı şey.” Sonra devam etti: “Ben bu yaşananlardan büyük ızdırap duyuyorum. İslâmî şuurumuz ortadan kaldırılıyor ve biz Kürtler hızlı bir şekilde kimliğimizi yitiriyoruz. Bu yüzden, sizin gibi birinin Kürtler hakkında yazması ve Kürtlere İslâm kardeşliği şuurunu yeniden hatırlatması çok yerinde olur.”

Kardeşim öyle samimi ve yürekten konuşuyordu ki, “Ah, bu şuur ve eksen kayması keşke bir kitap yazmakla halledilebilecek olsaydı…” diyemedim. Ortak kaygıları paylaşmış iki Müslüman olarak, dualaşıp ayrıldık.


#Diyarbakır
#Bingöl
#Taha Kılınç