
Konforumuzu bozacak soruları zihnimizden geçirmekten bile korkuyoruz ama kendimize sormaktan korktuğumuz, rahatsız edici, yargılayıcı, küçümseyici, itibarı zedeleyici, davranışlarımızı ve alışkanlıklarımızı sorgulayıcı soruları başkalarına sormaktan keyif alıyoruz.
Neden?
Tam tersi yargılanmak ise yaralayıcı.
Yaraladığı için her türlü eleştiriye kapalıyız.
**
Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayı seviyoruz.
Bilgisiz fikir sahibi olmanın cazibesinden kendimizi korumak çok zor.
Doğru bildiklerimizi ne kadar biliyoruz?
İnandığımız değerler hakkında ne kadar bilgi sahibiyiz?
Çünkü bizi yormuyor, masrafsız ve emeksiz
İşimize gelenleri öne çıkarırken bizi yoracak kuralları es geçebiliyoruz.
**
Mesela Müslümanız diyoruz ama kurallarını ciddiye almıyoruz ya da o kuralları seçerek bize uygun olanlarını alıyoruz.
Peygamber bizim rehberimiz diyoruz ama onun önerilerini bile kendi bireysel anlayışlarımızla ve vazgeçemeyeceğimizi düşündüğümüz alışkanlıklarımızla eğip bükebiliyoruz.
Orada şöyle bir hadis yer alıyor;
Ebû İshâk Sa’d b. Vakkâs (ra) anlatıyor:
Veda Haccı senesinde Resûlullah, ağır hastalığım sebebiyle beni ziyarete
geldi. Ben:
–Yâ Resûlallah, hastalığımın ne kadar ilerlediğini görüyorsun. Ben zengin
biriyim ve bir kızımdan başka da mirasçım yok. Malımın üçte ikisini sadaka olarak dağıtayım mı, dedim.
–Hayır, öyle yapma, buyurdu.
–Yarısını vasiyet edeyim, dedim.
Peygamber yine:
–Hayır, dedi.
–Yâ Resûlallah, malımın üçte birini vasiyet edeyim mi, dedim.
kadar, onlar için yaptığın her türlü harcamadan dolayı sevap kazanırsın,
buyurdu.
İslam dünyasında o kadar çok şey değişirdi ki.
Mesela hali vakti yerinde olan herkes akrabasının yoksulluğundan kendisinin sorumlu olduğunu öğrenirdi. Onun fakir olarak yaşamasına izin vermezdi.
Yardım yapacağı zaman öncelikli olarak akrabalarından başlaması gerektiğini bilirdi.
Kendi mal ve servetinde akrabalarının payının olduğunu bilerek savurganlık yapmazdı.
**
Kitapta şöyle bir hadis daha var;
Ebû Bekre Nufey’ b. Hâris es-Sekafî (ra) anlatıyor:
Peygamber:
–İki Müslüman birbirine kılıç (silah) çekerse, öldüren de ölen de
cehennemdedir, buyurdu.
Bunun üzerine ben:
–Yâ Resûlüllah, öldürenin durumu belli de ölen niye cehennemlik oluyor, dedim.
Peygamber:
–O da arkadaşını öldürmek istiyordu da ondan, buyurdu.
Müslümanlar birbiriyle savaşmazdı.
İngilizlerin, Fransızların, Almanların Amerika ve Rusların oyunlarına gelmezdi.
Ülkelerini sömürmeye gelenlere izin vermezdi.
İslam Coğrafyasındaki altın gibi petrol, doğalgaz gibi hammaddeler batıya peşkeş çekilmezdi.
Müslümanlar kardeş olurlar, kenetlenirlerdi.
Kudüs özgürleşirdi.
Doğu Türkistan, Çin baskısından kurtulurdu.
Müslümanların yaşadığı ülkelerde yoksulluk kalmazdı ya da asgariye inerdi.
Oysa bugün bakıyoruz dünyanın en fakir ülkeleri İslam ülkeleri.
En zengin coğrafyası ve madeni olan ülkeleri yine İslam ülkeleri.
Birbirleriyle savaşan kardeşin kardeşi öldürdüğü ülkeler de İslam ülkeleri.
Bu ne demek?
**
Ya da ne kadar alır?
Yani sorular çok.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.