
Kürt meselesiyle ilgili tartışmalarda özellikle dil ve kimlik hususu ön plana çıkıyor. Beklentilerin yüksekliği, eleştirilerin de dozajını artırıyor. Oysa Türkiye''de son dönemde önemli açılımlar, önemli gelişmeler yaşandı. Daha düne kadar Kürtlük inkar ediliyor, Kürtlerin orijinal bir etnik unsur olmadığı vurgulanıyor, Kürtçe konuşmak bile bir sorun olarak algılanıyordu.
Bugün gelinen noktada Kürt varlığı kabul ediliyor, Kürt dili hayatın bir çok alanında rahatça kullanılabiliyor, kurs açılabiliyor, dergiler çıkarılabiliyor, afişler kullanılabiliyor.
Özellikle TRT''nin Ocak ayı başından itibaren 24 saat Kürtçe yayına başlayacak olması çok önemli bir gelişmedir. Daha yakın zamana kadar yok sayılan bir etnik unsurun ana dilinin gelişimine yönelik devlet televizyonunun 24 saat yayın yapacak olması, bir kanalı buna ayırması sadece dilin gelişimi için değil, siyasi açıdan da sembolik bir değer ifade etmektedir.
İnsanların Kürtçe türkü söylediği için takibata uğradığı bir dönemden, devletin bizzat Kürtçe yayın yaptığı bir döneme geçilmektedir. Farklı lehçeleri de kapsayan bu yayınlar, Kürt dili ve kültürü açıdan ciddi bir katkı sağlayacaktır.
Bu gelişmeyi hafife almak, görmezden gelmek doğru değildir. Terör örgütü ve yandaşları, kendi siyasi hesaplarına uygun daha yüksek beklentileri topluma pompalayabilir. Ancak böyle bir dönüşüm sürecini görmezden gelmenin kimseye bir faydası olamaz.
Kültürün ve kimliğin en dominant unsurlarından biri dildir. Ana dil kullanılamadan, dil baskı altına alınarak ne özgür bir insan şahsiyetinden bahsedilebilir, ne de kültürel haklardan.
AK Parti iktidarının bu tarihi adımı atması, Kürt meselesine yönelik önemli bir açılımdır.
Gerçekten de dil, kültürün en önemli yansımasıdır, aynasıdır.
Bu gelişimi ülke bütünlüğü açısından tehdit olarak gösterenler de yanılgı içindedir. Çünkü asıl tehdit ve tehlike temel hak ve özgürlüklerin baskılanması, kendi insanınızın farklı özelliklerinin yok sayılmasıdır. Bunun doğuracağı tepkisellik, ülke bütünlüğünü sarsacak düzeyde rahatsızlıklar üretir. En önemlisi de terör örgütüne malzeme sağlar.
Her dil ve kültür gelişimi, siyasi entiteye tekabül etmez. Farklı lehçe ve yerel dillerin varlığı, illaki siyasi bir ayrışma ve kutuplaşma ifadesi de değildir. Yüzlerce dilin ve alt kültürün olduğu ülkelerde bölünmeye yönelik tartışmalara hiç rastlamayabilirsiniz. ABD''de, Hindistan''da, İsviçre''de, bir çok Afrika ve Avrupa ülkesinde çok sayıda dil ve lehçe var. Elbette resmi dilin tekliği ve önemi ayrı bir konudur. Dil konusunda hassasiyet gösterilmesi gereken boyutlar elbette vardır. Ama sosyal hayatın içinde farklılıkların bulunması, ana dilin ve lehçenin önemsenmesi mutlaka bir ayrışma sebebi olarak görülmemelidir.
Bireysel gelişimde, alt kültür kimliğinin, öz saygınlığın ve benliğin korunmasında dilin önemi yadsınamaz. Bu noktada iki tutum vardır:
Birincisi, demokratik tutumdur. İnsani ve İslami olan da temel hak ve özgürlükler çerçevesinde bunu gerektirir.
İkincisi, dışlayıcı ve asimile edici tutumdur. Yok sayma, bastırma, görmezden gelme gibi politikaların ulaştığı olumsuz boyutlar herkesin malumudur.
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi''nin ikinci maddesi “Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi veya diğer herhangi inanç, milli veya sosyal köken, servet, doğuş veya herhangi diğer bir fark gözetmeksizin işbu Bildirgede ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanır” der. Kur''an-ı Kerim de, tanışması ve işbirliği yapması için insanların halklar ve kabileler şeklinde yaratıldığını ifade eder. Farklılık mutlaka ayrışma getirmez. Farklılıkları zenginlik olarak görerek birlikte yaşatabilmektir esas olan…
AK Parti hükümetinin bu yolda daha dengeli bir yaklaşım takip etmesi doğaldır. Terör örgütünün meseleyi provoke eden uç yaklaşımlarına karşı gelişim sürecinin de itidalle devam etmesi kaçınılmazdır. TRT yayınının başlaması bu yüzden gerçekten önemlidir.
Türk-Kürt kültürü önemli ölçüde kaynaşmış, ortak bir tarihi tecrübeyle yoğrulmuştur. Kürtlerin altkültür özelliklerinin gelişmesinin mutlaka Türk kültürünün geri plana itilmesi anlamını taşımayacağını görmek gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı üst kimliğinin gelişimi, ortak toplumsal değer ve kültür özelliklerimizin korunması elbette kaçınılmazdır. Terör örgütünün elinden istismar malzemelerinden birinin daha alınmış olması siyaseten de doğru bir adım olmuştur.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.