İsrail''i özür dilemeye Obama ikna etti
00:00, 23/03/2013, Cumartesi
Yeni Şafak
İsrail''i özür dilemeye Obama ikna etti
İsrail''in Mavi Marmara nedeniyle Türkiye''den özür dilemesi, Obama''nın son ziyaretinin bir sonucudur. İsrail''in 1948''den bu yana kayıtsız şartsız destekçisi olan bir ABD yerine, özellikle Ortadoğu''da Arap ülkelerinin çıkarlarını ve güvenlik kaygılarını da gözetmek zorunda olan bir ABD var. İsrail''i rahatsız eden de bu yeni Amerika''dır. Ancak İsrail''in bu süreci engelleme şansı bulunmamaktadır.
Amerikan Başkanı Barack Obama Başkan seçildiğinden bu yana ilk kez İsrail''i ziyaret etti. En son Senatör olduğu dönemde gittiği İsrail''i ziyaret Obama için kolay bir karar olmadı. Hatta İsrail''de yeni kabine kurma süreci biraz daha gecikseydi muhtemelen iptal edilecekti. Gezinin zorluğunun en büyük nedeni kısmen kişisel, ama daha çok iki ülke arasındaki ilişkileri de etkileyen ABD dış politikasının yapısal dönüşümünden kaynaklanıyor. Kişisel kısmı Obama''nın siyaset tarzı ile İsrail''in radikallerinden kurulu koalisyon hükümetinin başbakanı olan Benyamin Netanyahu arasındaki kan uyuşmazlığından kaynaklanıyor.
YAPISAL KİMYA UYUŞMUYOR
Her iki liderin ve her iki başkentteki yönetimlerin siyasi kimyası uyuşmuyor. Bu nedenle Netanyahu, Amerikadaki Yahudi lobisi ve ABD kongresinden aldığı güçle Beyaz Saray''a karşı ABD içinden ciddi bir kuşatma ve baskı politikası izliyor. Son başkanlık seçimlerinde de İsrail Washington''daki tüm ağırlığını Obama''nın rakibi olan Cumhuriyetçi aday Mitt Romney''den yana kullandı. O nedenle Amerikan seçimlerinin kaybedenlerinin başında Tel Aviv yönetimi geliyor.
Netanyahu ile Obama arasındaki kişisel husumetin arkasında temelde bu siyasal tercihler yatsa da, aslında ilişkilerdeki gerginliği doğuran ve besleyen daha derin ve yapısal başka nedenler var. bunları bilmeden yeni dönemde ABD-İsrail arasındaki ilişkileri anlamak mümkün değil. Obama-Netanyahu ikilisi olmasaydı da muhtemelen iki ülke arasındaki gerginlikler yine yaşanacaktı.
GERGİNLİK VAR
Gerginliği yaratan temel neden küresel ekonomi-politik yapıda meydana gelen tektonik dönüşümlerin bir hegemonik güç olan ABD''nin küresel rolünü köklü biçimde etkilemesidir. Post-hegemonik dönemini yaşayan ABD artık küresel politik süreçleri tek başına belirleyebilecek gücünü kaybettiği için kendi stratejik çıkarlarını korumak adına dış politikasında önceliklerini ciddi biçimde gözden geçirme gereği duymakta; bu nedenle ihtiyatlı bir büyük güç politikası izlemektedir.
Dolayısıyla İsrail''in 1948''den bu yana kayıtsız şartsız destekçisi olan bir ABD yerine, özellikle Ortadoğu''da Arap ülkelerinin çıkarlarını ve güvenlik kaygılarını da gözetmek zorunda olan bir ABD var. İsrail''i rahatsız eden de bu yeni Amerikadır.
Barack Obama dönemi ABD''si, Bush döneminin yeminli İsrail destekçisi Washington''u değildir. Obama içeride sosyo-ekonomik sorunlar ve dış politikada ise derin güven krizleri yaşayan bir ABD''nin başkanıdır. Bu nedenle milyonlarca kişinin işsizlik, sağlık ve eğitim gibi insani sorunlarını çözmek Obama gibi Demokrat partili bir başkanın önceliğidir. Dış politikada ise Obama yönetimi küresel sorumluklarına yenisini eklemek yerine, Irak ve Afganistan''ın yüklerinden kurtulmak istemektedir.
ÖNCELİĞİ DÜNYA DEĞİL ABD
Bir zamanlar Vietnam savaşı sonrasında ABD''nin çevreleme politikasında yaptığı değişikliğe benzer şekilde, Obama dönemindeki Amerika da terör gibi tehditlerle küresel düzlemde mücadele etmek yerine, kendi çıkarlarını önceleyen daha selektif yöntemler kullanmaya başlamıştır. Arap baharı sürecinde Libya ve Mali gibi operasyonlarda dahi zorunlu kalmadıkça sıcak çatışmalardan ve diğer askeri angajmanlardan kaçınmaktadır.
Bu yaklaşım dış politikada Obama doktirini olarak adlandırılmaktadır. Bu çerçevede, İsrail''in aşırı evhamlı güvenlik politikaları ve Musevi lobisinin baskıları karşısında artık ABD daha seçici ve realist davranmaktadırç.
Obama''nın İsrail''i kızdıran bir diğer politikası ise İslam dünyası ile yakınlaşma politikasıdır. Obama''nın ilk döneminde iş başına geldiğinin 75. Gününde Türkiye''yi ziyaret etmesi; 3. Ayında Kahire''yi ziyaret edip islam dünyasına yönelik yumuşak mesajlar vermesi Tel Aviv yönetimini oldukça rahatsız etmiştir.
Ardından 2011 Ocağında Mısır''da başlayan devrim süreci ve Suriye''de başlayan ayaklanmalar da İsrail''in bildiği ve tanıdığı Ortadoğu yerine daha belirsiz ve kaotik bir güven ortamı yaratmıştır. Obama yönetiminin islam dünyasının normalleşmesi sürecinde demokratik seçimlerle iktidara gelen Mursi gibi liderlere gösterdiği hoşgörü ve destek ise Netanyahu yönetimi ve ABD aşırı sağı tarafından şiddetle eleştirilmektedir.
İSRAİL NE İSTİYOR?
Oysa İsrail''in görmek istemediği şey ABD''nin küresel stratejisi gereği dış politikada ve askeri güvenlik konularında ağırlığını Avrupa ve Ortadoğu''dan uzak doğuya kaydırmaya başladığı gerçeğidir. Obama, Ortadoğu''nun Türkiye ve Mısır gibi güçlü devletleriyle ilişkilerini geliştirerek bölgeyi normalleştirerek Çin gibi uyanan bir devi çevrelemeye odaklanmaya çalışmaktadır.
Dolayısıyla bölgenin normalleştirilmesi için bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasına destek vermesi gerekir ki, Obama 2012''de ilk kez bu desteğini açıklamıştır. Tüm bunlardan dolayı bölgenin dinamiklerini ABD üzerinde uyguladığı baskılarla istediği gibi etkileyebilen bir İsrail, istese de bu imkanları artık kullanamayacaktır.
Bu nedenle Obama''nın ikinci kez seçildikten hemen sonra İsrail''e gerçekleştirdiği ziyaret zor bir ziyaretti. Masada görüşülen konu başlıkları arasında ise İran''ın nükleer silah üretiminin nasıl engelleneceği, Suriye''de derinleşen kriz ve İsrail-Filistin barış sürecinin nasıl canlandırılacağıydı. Yeni kurulan Netanyahu koalisyonunun bu konulardaki tutumu henüz bilinmediği için hiçbir konuda somut karar çıkmadı. Ziyaretin önemli gündemlerinden biri de Türiye ile ilişkilerdi. İsrail''in Mavi Marmara için dilediği özür, Obama ziyeretinin bir sonucudur.
ZİYARETİN AMACI
Esasen Başkan Obama da İsrail''e bu ve benzeri diğer konularla ilgili üzerinde çalışılmış dosyalarla gelmemiştir. Bu nedenle Amerikan Basını ironik bir dille Obama''nın turistik bir geziye çıktığı şeklinde başlık atmaktadır. Doğrusu Obama''nın ziyareti sırasında ölü denizi ve Ürdün''deki Petra antik kentini ziyaret etmesi de bu iddiaları güçlendirmektedir.
Aslında Obama''nın bu geziye çıkmaktaki iki temel amacı olduğu söylenebilir. Birincisi, Obama İsrail''i başkanlığı döneminde ziyaret eden beşinci ABD başkanı olarak en azından ikinci döneminde Musevi lobisinin iç politikadaki baskılarını azaltmaktır. İkincisi ise, bu ziyarette Obama esasen politik aktörler kadar İsrail halkına hitap ederek kendi dış politikası ve yeni dünya gerçeklerini Yahudi halkına anlatarak onları ikna etmeye çalışmıştır.
Obama İsrail parlamentosunda konuşmayı reddetmiş, doğrudan İsrail halkına ve üniversite öğrencilerine seslenmeyi tercih etmiştir. Suriye ve İran''a deginse de geziden akılda kalan tek somut cümle de galiba Obamanın Filistinlilerin en az Museviler kadar kendi devletlerini kurma hakları olmasıydı.
Başlıklar :
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.