Keşmir: İnsan haklarını, uluslararası hukuku ve kendi kaderini tayin hakkını savunmak
04:00, 05/08/2026, ÇarşambaG: Güncelleme: 06:43, 05/08/2026, Çarşamba
Yeni Şafak

Fotoğraf: Arşiv
Dr. Yousaf Junaid - Pakistan Ankara Büyükelçisi
Yaklaşık seksen yıldır Cammu ve Keşmir sorunu, Birleşmiş Milletler gündemindeki en eski çözümsüz ihtilaflardan biri olmayı sürdürmekte, nükleer silaha sahip iki komşu olan Pakistan ve Hindistan arasında tekrarlanan askeri krizlere yol açarak Güney Asya’daki barış, güvenlik ve istikrarın üzerine gölge düşürmeye devam etmektedir.
Ancak Cammu ve Keşmir ihtilafı özünde yalnızca bir toprak meselesi değildir. Temel olarak Keşmir halkının kendi siyasi geleceğini belirleme hususundaki uluslararası alanda tanınmış hakkı ile ilgilidir. Bu ilke, BM Şartı’nın merkezinde ve Cammu ve Keşmir’in nihai statüsünün BM gözetiminde yapılacak özgür ve tarafsız bir halk oylaması (plebisit) ile belirlenmesini öngören 47 (1948) ve 91 (1951) sayılı kararlar da dâhil olmak üzere, BM Güvenlik Konseyi kararlarında yer almaktadır.
HİNDİSTAN ULUSLARARASI HUKUKA AYKIRI DAVRANIYOR
Her yıl 5 Ağustos tarihi, Hindistan’ın 2019 yılında uyguladığı ve Hindistan işgali altındaki Cammu ve Keşmir’in (IIOJK) anayasal statüsünü değiştiren tek taraflı adımların üzücü bir hatırlatıcısıdır. Hindistan’ın bu tedbirleri, uluslararası hukuka ve ilgili Güvenlik Konseyi kararlarına aykırıdır; hiçbir tek taraflı eylem bölgenin uluslararası alanda tanınmış tartışmalı statüsünü değiştiremez.
O tarihten bu yana Hindistan, bölgede demografik değişiklikler yaratma çabalarını yoğunlaştırmıştır. Cammu ve Keşmir yönetiminin 2025 yılında açıkladığı rakamlara göre, önceki iki yılda 3,5 milyondan fazla ikametgah belgesi düzenlenmiştir; bunlardan 83.000’den fazlası eski özerk devletin yerlisi olmayan kişilere verilmiştir. Mülkiyet ve ikamet yasalarında 2019 sonrasında yapılan değişikliklerle birlikte bu adımlar yasa dışıdır. Cenevre Sözleşmesi ve 122 sayılı Güvenlik Konseyi Kararı da dâhil olmak üzere BM Güvenlik Konseyi kararlarının ve uluslararası hukukun açık bir ihlalidir.
Hindistan’ın IIOJK’deki eylemleri; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi ile Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi dâhil çok sayıda uluslararası insan hakları kuruluşlarının kurallarını açıkça ihlal etmektedir.
BATI ŞERİA’DAKİ YASA DIŞI YERLEŞİM PLANLARINA BENZİYOR
IIOJK’deki insan hakları durumu uluslararası toplumda ciddi bir endişe kaynağı olmaya devam etmektedir. 2019’dan bu yana bağımsız insan hakları örgütleri; ifade özgürlüğü, barışçıl toplanma ve siyasi katılıma yönelik sürekli kısıtlamaları belgelemiştir. Gazeteciler, avukatlar, insan hakları savunucuları ve siyasi liderler; tutuklamalar, önleyici gözaltılar, terörle mücadele yasaları kapsamında uzun süreli tutuklamalar, seyahat kısıtlamaları, polis baskınları ve cezai soruşturmalarla karşı karşıya kalmaktadır.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) raporlarında ilk kez 2018 ve 2019 yıllarında dile getirilen endişeler büyük ölçüde yanıtsız kalmıştır. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) de Cammu ve Keşmir’deki insan hakları durumuna ilişkin endişelerini dile getirmeyi sürdürmektedir. 2026 Dünya Raporu’nda HRW; ifade özgürlüğü üzerindeki kısıtlamaları, keyfi göz altıları, işkence ve yargısız infaz iddialarını, mülk yıkımlarını, medyaya yönelik kısıtlamaları ve Nisan 2025’teki Pahalgam saldırısının (düzmece bir bayrak operasyonu) ardından Keşmirlilere yönelik saldırıları belgelemiştir. HRW ayrıca Silahlı Kuvvetler Özel Yetkiler Yasası’nın (AFSPA) güvenlik güçlerine geniş bir cezasızlık ve dokunulmazlık zırhı sağlamaya devam ettiğini not etmiştir.
Hindistan’ın Cammu ve Keşmir’e yönelik planları, İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşim planlarıyla benzerlik göstermektedir. İsrail ve Hindistan’ın eylemleri, sırasıyla Filistin ve Keşmir’de ağır insan hakları ihlalleri ve demografiyi değiştirmeye yönelik yasa dışı girişimler bakımından benzerdir.
ULUSLARARASI TOPLUM HAREKETE GEÇMELİ
Uluslararası hukuk ve BM Şartı açısından, Keşmir ve Filistin meselelerinin her ikisi de kendi kaderini tayin hakkına dayanmaktadır. Kötüleşen bu iki durum, ilgili BM kararlarına ve halkların iradesine uygun olarak barışçıl çözümlere ulaşılması için uluslararası toplumun acil dikkatini gerektirmektedir. Bu ilgi, mevcut durumu meşrulaştırmakla sınırlı kalmamalıdır. Güç politikalarıyla tek taraflı olarak dayatılan hukuk dışı çözümler kalıcı olamaz. Yalnızca adil ve kurallara dayalı bir uluslararası sistem kalıcı barış ve istikrarı sağlayabilir.
Uluslararası toplum küresel krizlerle karşı karşıyayken Keşmir’in gözden kaçmasına izin verilmemelidir. Söz konusu ilkeler coğrafyaların ötesindedir; uluslararası sistemin güvenirliğini ve adaleti sağlama kapasitesini ilgilendirmektedir.
Bu Keşmir Sömürü Günü’nde (Youm-e-Istihsal) dünya, Cammu ve Keşmir ihtilafının BM Güvenlik Konseyi kararları ve Keşmir halkının iradesi doğrultusunda çözülmesi için çabaları teşvik ederek bu ilkelere olan bağlılığını tazelemelidir.
Uluslararası toplum Hindistan’ı, 5 Ağustos 2019’dan bu yana attığı tek taraflı ve yasa dışı adımları geri çekmeye, insan hakları ihlallerini durdurmaya ve durumu incelemeleri için BM, İİT, insan hakları örgütleri ve uluslararası basına engelsiz erişim sağlamaya çağırmalıdır.
Dünya, Keşmir halkının devredilemez ve uluslararası alanda tanınmış kendi kaderini tayin hakkını korumak için kararlı adımlar atmalıdır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.