Nükleer sorusuna verilen sessiz yanıt: Hakan Fidan neden sustu?

04:00, 13/02/2026, Cuma
Yeni Şafak
Nükleer sorusuna verilen sessiz yanıt: Hakan Fidan neden sustu?
İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım.

Nükleer bir güce sahip olduğunuzu ilan etmek sizi doğrudan hedef tahtasına oturtabilir ancak sessiz kalarak bu ihtimali masada tutmak rakiplerinizin hareket alanını daraltan muazzam bir diplomatik manevra alanı yaratır.

Abdulkadir Aksöz / Doktorant, İstanbul Medeniyet Üniversitesi

Televizyon ekranlarının ışığı altında bazen öyle anlar yaşanır ki, sarf edilen binlerce kelimenin anlatamadığı hakikati tek bir sükût anı tüm çıplaklığıyla ortaya koyar. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın bir mülakat sırasında Türkiye’nin nükleer silahlara sahip olması gerekip gerekmediği yönündeki soru karşısında büründüğü o derin ve stratejik sessizlik, tam olarak böyle bir kırılma noktasına işaret ediyor. Bu durum, alelade bir cevapsız bırakma eyleminin çok ötesinde Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına girerken devlet aklının hangi koordinatlarda gezindiğini fısıldayan yüksek profilli bir diplomatik hamledir.

STRATEJİK BELİRSİZLİK

Bilinen bir gerçektir ki diplomasi tarihinde söz gümüşse, doğru zamanda ve doğru zeminde kullanılan sessizlik altındır. Uluslararası ilişkiler literatüründe “stratejik belirsizlik” (strategic ambiguity) olarak tanımladığımız bu tutum, muhatapların zihninde devasa soru işaretleri uyandırmayı, potansiyel rakipleri net bir öngörüden mahrum bırakmayı hedefler. Bir devletin kapasitesini ne tümüyle ifşa etmesi ne de bütünüyle reddetmesi üzerine kurulu bu denge, caydırıcılığı salt askeri bir enstrüman olmaktan çıkarıp psikolojik bir üstünlük alanına taşır. Bakan Fidan’ın o an sergilediği tavır, Ankara’nın artık küresel güvenlik mimarisindeki yerini yeniden tanımladığının ve bu tanımı yaparken statükonun konforlu ama kısıtlayıcı sınırlarına hapsolmayacağının ilanı niteliğindedir.

Bu stratejik tutumun dünya üzerindeki en çarpıcı ve sofistike örneği kuşkusuz İsrail’in amimut yani nükleer muğlaklık doktrinidir. Tel Aviv, nükleer kapasitesine dair hiçbir zaman resmi bir teyit yayımlamaz ancak bu güce sahip olmadığına dair inandırıcı bir inkâr sürecine de girişmez. Tahmin edilebileceği üzere bu bilinçli sis perdesi, İsrail’e uluslararası hukukun yaptırımlarına doğrudan maruz kalmadan nükleer bir koruma kalkanı sağlıyor. Bölge ülkeleri için bu durum, her zaman hesaba katılması gereken ama varlığı ispatlanamayan bir dehşet dengesi anlamına geldi. Türkiye gibi etrafı tarihsel krizlerle çevrili bir aktör için bu tarz bir “eşik devleti” (threshold state) imajı çizmek günümüzün bozulan küresel düzeninde hayati bir önem arz ediyor.

MUAZZAM BİR DİPLOMATİK MANEVRA ALANI

Göz ardı edilemeyecek temel hakikat şudur; nükleer bir güce sahip olduğunuzu ilan etmek sizi doğrudan hedef tahtasına oturtabilir ancak sessiz kalarak bu ihtimali masada tutmak rakiplerinizin hareket alanını daraltan muazzam bir diplomatik manevra alanı yaratır. Örneğin İsrail bu yöntemi kullanarak hem nükleer silahların yayılmasını önleme rejiminin kıskacından kurtuldu hem de bölgesel güvenliğini en üst seviyede konsolide etti. Bugün Türkiye için de benzer bir eşik, tercihten öte stratejik bir zorunluluk olarak ufukta belirmektedir. Zira nükleer caydırıcılık, klasik askeri güç tanımlarının çok ötesinde bir fenomendir. Uluslararası sistemin anarşik yapısı içinde devletler, hayatta kalabilmek adına en kötü senaryoya göre hazırlık yapmakla mükelleftir. Meşhur nükleer caydırıcılık teorisi (nuclear deterrence theory), bir saldırının maliyetini, o saldırıdan elde edilecek kazancın fersah fersah üzerine çıkararak savaşı daha başlamadan bitirmeyi amaçlar. Burada asıl mesele silahın kullanılması değil, silahın varlığının yarattığı “kullanılma ihtimali” üzerinden sağlanan istikrardır. Bir devlet, nükleer eşiği geçtiğinde veya bu eşiğe ulaştığına dair güçlü bir imaj çizdiğinde, artık konvansiyonel tehditlerin doğrudan hedefi olmaktan çıkar. Böylesi bir eşik aslında en saldırgan aktörü bile rasyonel davranmaya zorlayan yegâne güçtür. ABD-Rusya, ABD-Çin, Hindistan-Pakistan ve Hindistan-Çin gibi katı rekabetleri dizginleyen bir bakıma bu dehşet dengesidir ve günümüzde İran da bu ligin içerisine girmek için çaba göstermektedir.

EN GÜRÜLTÜLÜ CEVAPLARDAN DAHA DERİN ANLAMLARI HAİZ

Türkiye’nin içinde bulunduğu jeopolitik coğrafya, nükleer güçlerin tam kesişim noktasında yer alıyor. Böylesi bir ateş çemberinde, bir ülkenin kendi güvenliğini bir başkasının nükleer şemsiyesine veya ittifakların güvenilirliği her geçen gün tartışılan vaatlerine emanet etmesi, dış politikada bir zafiyet alanı yaratır. Nükleer caydırıcılık, Türkiye’nin son 20 yılda savunma sanayii alanında attığı devasa adımların; yani İHA-SİHA’lardan balistik füzelere, yerli hava savunma sistemlerinden uzay çalışmalarına kadar uzanan bu geniş yelpazenin bütünleyici ve nihai parçası olabilir. Bu birikim, ülkenin teknolojik ve askeri kapasitesini tam bağımsızlık statüsüne taşıyacak olan o son halkadır.

Bakan Fidan’ın o mülakattaki sükutu, Ankara’nın artık oyunun kurallarının başkaları tarafından yazıldığı bir düzenin figüranı olmayı reddettiğinin göstergesidir. Stratejik belirsizlik, bu inşa sürecinin en kritik harcıdır. Dolayısıyla bu sessizlikten çıkarılacak ders şudur: Türkiye, kendi bekasını teminat altına almak adına gereken her türlü eşiği aşma potansiyeline sahiptir ve bu potansiyeli bir baskı unsuru olarak kullanırken kimseden onay alma ihtiyacı duymamaktadır. Geleceğin belirsiz ve kaotik dünyasında ancak kendi nükleer ufkunu çizebilen devletler gerçek anlamda egemen kalabilecektir. Ankara bu gerçeğin farkındadır ve sessizliği, tarihin en gürültülü cevaplarından çok daha derin ve kalıcı anlamlar barındırmaktadır.


Dijital katedralin gölgesinde Netflix, Gökkuşağı ideolojisi ve ailenin sessiz tasfiyesi
Düşünce Günlüğü
Dijital katedralin gölgesinde Netflix, Gökkuşağı ideolojisi ve ailenin sessiz tasfiyesi
Maden hayattır
Düşünce Günlüğü
Maden hayattır
Akademisyen kimdir?
Düşünce Günlüğü
Akademisyen kimdir?

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026