Maden hayattır

04:00, 12/02/2026, Perşembe
Yeni Şafak
Maden hayattır
Arşiv.

Mahmut Çelik / Yazar

Hâlihazırda bir kitle, zeytin ağaçlarını, su kaynaklarını ve bilumum çevreyi bahane ederek Türkiye’de madenciliğe engel olmaya çalışıyor. Bu kitlenin bir bölümü, konudan habersiz şekilde bir manipülasyonun, hatta spekülasyonun adeta kurbanı, bir bölümü ise ne acıdır ki söz konusu spekülasyondan haberdar fakat farklı siyasî saiklerden ötürü bu engelleme gayretlerine dâhil oluyor. Bir diğer bölümü ise, Türkiye’nin diğer pek çok alanda ilerleyişi gibi madencilik alanında yapacağı keşifler vesilesiyle daha da ilerlemesi ve büyümesinden korkan Batı’nın doğrudan hizmetkârları, casusları, etki ajanları…

Yanlış madencilik uygulamaları elbette yaşanmıştır, yaşanabilmektedir. Bu, dünyanın bütün ülkelerinde hem geçmişte mevcuttu, hem de şimdi… Kaldı ki Avrupa, Amerika, Afrika ve Asya’da sömürgeyi son üç yüzyılda meşru bir varlık politikası sayan kapitalizmin, kurduğu şirketler ve ona bağlı devlet yönetimleri eliyle yürüttüğü vahşi uygulamalar, bugün de sessiz ve derinden işlemeye devam ediyor.

Bu gerçeğe karşın Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içerisinde, yüz yaşını geride bırakmış ülkemizin ciddi bir maden sorunu oldu. Zira kömürden demir-çeliğe, bakırdan altına pek çok maden işletmesi bu ülkede işledi fakat ülkemizin kendisine bir hayır bırakmadan çalışmaya ve bu ülkenin sermayesini yok pahasına kaçırmaya doyamadı. Çünkü kökleri dışarıda olan bu işletmeler, ülke yönetimindeki isimleri de dişlilerinin arasında senelerce öğüttüler. Bu ülkenin insanının hakkını koruyan ya olmadı ya da olduğunda bedelini ödedi. Ta ki, Recep Tayyip Erdoğan’ın bilumum paralel yapılanmalara karşı açtığı savaşa kadar…

BÜYÜK TEMİZLİK

Dünyayı, serseri bir tavuk gibi kendi buğday ambarı gören kapitalizm, uşakları eliyle verimli bütün topraklara ve özelinde zengin tüm maden kaynaklarına rahatlıkla ulaşabiliyorsa, medyada maden yağmasına, zeytin ağaçlarına, toprağı zehirlemeye dair tek bir habere rastlanmaz. Ancak kapitalizmin bu mevzudaki vahşi yönü, karşısına geçip, “Ben vatandaşımın hakkını sana gasp ettirmem” diyen bir duruşla yüzleşince ortaya çıkar. Bu anlamda FETÖ tarafından katledildiği kanıtlanan Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu’nun Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası ile Köstebek adlı kitaplarını yeniden ele almak çok önemlidir. Bunun yanında, kömür madenlerinde yitirdiğimiz vatandaşlarımız hakkında hesap sorulan işletmelerin sahiplerinin hangi mihraklara dayandıkları ve örneğin Soma Faciası’nın bütün hasarının FETÖ eliyle örtülerek tek kişiye yönlendirilmesi çabası da bir o kadar mühimdir.

Özellikle 15 Temmuz işgal girişiminin ardından maden alanıyla ilgilenen birimlerde yapılan temizlikler sayesinde FETÖ ve yanında teşekkül eden tüm paralel unsurlardan kurtulan Türkiye, madencilik sahasında çok daha ileri tedbirler alarak, maden işletmelerine çok ciddi yaptırımlar getirerek muazzam bir ilerleme kaydetmiştir. Bu anlamda maden işletmelerine ve maden sahalarına yönelik sürekli şekilde tespitler yapılmasının yanında gerekli müeyyideler uygulanıyor, cezalar kesiliyor, ruhsat iptali işlemi dahi yapılıyor.

Önceden sadece sömürülen maden sahalarında, atını alan Üsküdar’ı geçip gidiyordu. Şimdi ise kapanan maden sahaları rehabilite ediliyor ve rehabilite edilen arazilere fidanlar ekiliyor. O fidanlar tutuyor, boy veriyor. Öyle ki, diktiği ağaçlardan mahsul almaya başlamış şirketlerimiz bile var…

ALTIN ARARKEN ORMAN KATLEDİLİR Mİ, SİYANÜR KULLANILIR MI?

Maden kaynağı, bir ülkenin en değerli varlığı, en özel sermayesi. Bu anlamda iyi düşünmeliyiz; zira ağaç taşınabilir, madense taşınamaz. Uzmanlarımızın dilinde tüy bitti bunu söylemekten, ama yine buradan da belirtmiş olalım; altın araması sırasında asla siyanür kullanılmaz. Altın ararken belki birkaç ağaç kesilebilir ama asla orman katliamı yapılmaz.

Altın ararken jeofizik yöntemler (ultason gibi), sonrasında da sondajlar (biopsi gibi) yapılır. Çıkan verilerin ardından madendeki kaynağın maliyetleri karşılamaya yetip yetmeyeceği ve ülke ekonomisine bir katma değer sağlayıp sağlamayacağı doğrultusunda bir kanaat oluşur ve böylece maden planlamasına gidilir.

Arama ruhsatı aşamasından tesisleşme aşamasına, (arama, modelleme, fizibilite, arazi alımları, kamulaştırma, tarım dışı kullanım izni, projelendirme, ÇED vs.) en az 7-8 yıllık bir süre geçiyor. Türkiye’de hepsi orman vasfında olmasa da orman olarak kayıtlı alan büyüklüğü, ülkemizin yaklaşık 3’te 1’i. Yani 245 bin kilometrekare. Türkiye’de bu alan içerisinde madencilik yapılan alansa hepi topu 660 kilometrekare. Yani kayıtlı orman alanının “binde 3’ü”. Tüm toprakların binde 1’i bile değil!

Orman, kesilebilir ve sonra tekrar dikilebilir ve geliştirilebilir bir alanı ifade eder. Ancak bir yerde maden varsa, ancak orada vardır ve çıkarılabilir ürün de oradadır. Bunun için kaynağı önce tespit etmek gerekir. Tespit için de aramak lâzım. Değer mi, değmez mi, değerlendirmesi yapılır. Ayrıca tüm maden sahaları devlet tarafından ihale edilir. Üretime geçilmeden önce ÇED raporuyla onlarca kurum tarafından değerlendirme yapılır. İzin süreci tamamlandıktan sonra, uygulamada bir problem varsa hukuk yoluyla yürütme durdurulur.

HAYATIMIZDA NE KADAR YER KAPLIYOR?

Türkiye’de üretilen altının tamamını Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası satın alır. Yıllardır siyasî fikri malûm olan meslek odaları ve dernekler, başta belirttiğimiz kök sebepler üzerinden bu ülkede “Altın çıkarılmasın” diye mahkemelerde koştururlar. 2000’lerin başlarında, adeta “Altın üretimi başlamasın, üretim teknolojisi yurdumuza gelmesin” şeklinde verdikleri sözde mücadeleyi anlatan ve dillere destan olmuş (!) hikâyeler var. Fakat bugün, yerli ve millî firmalarımız ve yetişmiş kadrolarımızla Türkiye olarak bizzat hem yurt içinde, hem de yurt dışında altın arıyor, buluyor ve üretiyoruz.

Tüm birimleriyle dünyaya örnek olacak uygulamaların var olduğu Türkiye’de, içinde altın bulunan cep telefonunu, kulağındaki küpeyi, boynundaki altın kolyeyi, hatta alyansını hesaba katmadan, yeteri kadar bilgi sahibi olmadan, tribünlük çapta eksik ve yanlış bilgilerle maden karşıtlığı yapan paylaşımların üreticilerine seslenerek bitirelim: Sadece bir dakikanızı ayırarak düşünün bakalım; maden, hayatınızda ne kadar yer kaplıyor?



Akademisyen kimdir?
Düşünce Günlüğü
Akademisyen kimdir?
Kartvizitlerin ötesi
Düşünce Günlüğü
Kartvizitlerin ötesi

Başlıklar :madenToplumaktüel
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026