Sonunu bildiğimiz bir filmi izlemek, insana ızdırap veriyor. Tur umudu İnönü''de bitmişti. Rövanş formaliteydi. Herhangi bir sürpriz söz konusu bile değildi. Maçı umutsuz gözlerle izledik.
Futbolcu için de bu tür maçlar çok zordur. Her ne kadar isteseler bile oyuna tam anlamıyla konsantre olamazlar. 90 dakikayı angarya olarak görürler. "Şu maç bir bitse de kurtulsak" diye düşünürler. Ne yazık ki o dakikalar bitmek bilmez.
Aksilikler peş peşe geliyor. Bir formalite maçına gidiyorsun ve daha ilk dakikada golü yiyorsun. İyice kahrolursun, iyice çökersin. Tek farklı yenilgiyle oyun devam ederken Beşiktaş hiç de fena değildi. Pozisyonlara da girdi. Ancak ikiyi yer yemez havluyu attı. Skor bir anda 4 oldu. Büyük takım böyle teslim olmaz.
Bu kez ileride Almeida-Bobo ikilisini Schuster denedi. Sonuç yine hüsran. Ferrari''ye, Fenerbahçe maçındaki kırmızının mükafatı olarak forma verildi. Bu nasıl bir anlayıştır, anlamak çok zor. Yoksa rotasyon gereği mi Toraman kenarda oturtulup Ferrari oynatıldı? Bu rotasyon lafları benim canımı çok sıkıyor. Futbolcu Çarşamba-Pazar oynayamayacaksa ne işi var o sahada?
İsmail ne yazık ki savunma yönüyle yetersiz. Yine hatalar yaptı. Özellikle Avrupa maçları böyle hataları affetmez. Sadece İsmail''e yüklenmek de haksızlık olur. Nerede bu çocuğun sağındaki, solundaki, önündeki arkadaşları. Dünyanın hangi takımında bir bekin tek başına bırakıldığı görülmüştür.
Lig bitti, Avrupa bitti. Geride iki hedef kaldı. Biri lig 4.''lüğü, diğeri de Türkiye Kupası. Schuster efendi artık aklını başına toparlamalı. Bu kadro gelecek sezon Avrupa''ya çıkamazsa, Schuster tek sorumlu olarak bu faturayı öder.
Başlıklar :

