Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda liderlerin konuşmalarını takip edenler, dünyanın nasıl bir arayış için çırpındığını görmüştür. Liderler, belki de ilk kez, bu sancıyı BM kürsüsünden açıkça dile getirmeye başladı. Sancının arayışa dönüştüğü artık gizlenemiyor.
Cumhur-başkanı Erdoğan’ın yıllardır yüksek sesle dile getirdiği “Dünya beşten büyüktür” sözü, BM reformu arayışının çok ötesine taştı. Batılı dünya düzeninin, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan düzenin artık çöktüğüne ve dünyadaki büyük sorunların temel gerekçesi haline geldiğine dair kanaatin ne kadar yaygınlaştığını da gördük.
ABD BÖLGESELLEŞMESİ, TÜRKİYE KÜRESELLEŞMESİ. ERDOĞAN DÜNYAYA NELER ÖNERİYOR?
Cumhurbaşkanı’nın sözleri, özellikle Gazze konusunda insanlığı bir vicdan hesaplaşmasıyla yüzleştirirken aslında daha da öteye geçti:
Bu; yeni soykırımların kapılarının şimdiden kapatılması, insanlığın kendi eksenine dönmesi, bugünkü küresel güç matematiğinin bunu engellemeyeceği, dolayısıyla güçler haritasının yeniden çizilmesi çağrısıydı.
Trump’ın konuşması ile Erdoğan’ın konuşmasını mukayese edenler: ABD bölgeselleşmesine, Türkiye küreselleşmesine tanık oldu.
Dünyanın en güçlü ülkesi kendine ve bölgesine dönerken, Türkiye insanlığın önüne çığır açıcı öneriler sunuyordu. Erdoğan dışında, bugünün liderlerinin hiçbiri, insanlığın ortak iyiliği için bu kadar kaygı ve çabayı öne çıkarmayı başaramadı.
İSRAİL, BÜTÜN ULUSLARIN ORTAK SORUNU. BU ARTIK NETLEŞTİ.
BM Genel Kurul konuşmalarında yine ilk kez, İsrail’in küresel ölçekte ortak sorun algısı güç kazandı. ABD’nin yalın kılıç savunmasına, Trump’ın hiçbir akıl içermeyen desteğine rağmen, Gazze’de korkunç bir soykırım gerçekleştiren bu ülkenin, insanlığın başına daha ne tür belalar açabileceği öğrenilmişti.
Coğrafyamızın; Irak ve Afganistan işgali, Suriye savaşı, Yemen savaşı, Lübnan işgali, Libya parçalanması ve en son Suudi Arabistan’ın hedef alınmasının doğrudan İsrail kaynaklı olduğuna dair kanaati, ABD ve birkaç ülke dışında bütün dünya tarafından paylaşılır oldu.
BU “KOKUŞMUŞ” İSRAİL EKSENLİ SİSTEM ÇÖKTÜ. İSRAİL’E BİR HESAP SORULACAK
İngiltere-İsrail ilişkilerinin kırılmasından Macron’un BM konuşmasına, şaşırtıcı biçimde Ürdün Kralı Abdullah’ın sert konuşmalarına bakanlar, İsrail merkezli coğrafya hatta dünya algısının nasıl çöktüğünü, bu eski, kokuşmuş İsrail eksenli sistemin artık tahammül edilemez hale geldiğine dair cümleleri bulacaktır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Karşımızda öldürmeye doyamayan soykırımcı bir zihniyet var. Yüreğinde insanlık, merhamet olan insaf ve vicdan sahibi kimse bu tabloya gözlerini kapatamaz” sözleri, bunun hesabının sorulacağını teyit etmesi, dünyayı bu soykırım zihniyeti ile mücadeleye davet eden cümleleri dalga dalga bütün dünyaya yayılırken, yüz milyonlarca insanın kalbine işliyordu.
MACRON’UN BU ÇIKIŞI NEDEN? “TEK KELİME İLE UTANÇ VERİCİ”!
Hiç beklemediğimiz bir çıkış da Fransa Cumhurbaşkanı Macron’dan geldi: “Tam bir yıl önce, tam da bu salonda onlarca devlet Filistin’i tanıdı. Biliyorum, bazılarının buna ne kadar samimiyetsiz ve alaycı yaklaştığını gayet iyi anlıyorum.
Kâğıt üzerinde tanıdınız; peki ya sahadaki acı gerçek? Gazze karşısında kılını kıpırdatmayan bir dünyanın inandırıcılığının ne hükmü kalır? Birileri barışın sağlandığını iddia ediyor ama bu iddia insani yardımların önünü açmaya bile yetmedi. Bu, tek kelimeyle utanç verici!”
ÜRDÜN KRALI BİLE ŞAŞIRTTI! BİR ŞEYLER DEĞİŞECEK GİBİ…
Benzer bir şaşırtıcı çıkışı da Ürdün Kralı II. Abdullah’ta gördük: “Bu salondaki hiç kimse onun hırslarının Filistin’le sınırlı kalacağını varsaymamalı. Bu İsrail hükümetinin yayılmacı iştahı artık bölgesel bir tehdit haline gelmiştir. Tekrarlanan akınlar, sinsi toprak genişlemesi de dahil olmak üzere, hesaplanmış adımlarla, İsrail ne kadar ileri gidebileceğini test ediyor.
Ve her seferinde uluslararası topluluk başka yöne baktığında, İsrail sınır hatlarından ve yasal sınırlardan da öteye gidebileceğini öğreniyor.”
ABD VE AVRUPA, ARTIK İSRAİL YÜKÜNÜ TAŞIMAZ. BU TEHDİT ÇOK KÖTÜ ŞEYLER DENEYECEK.
ABD’nin “İsrail yükü”nü taşıyamayacağı vakit gelmek üzere. Coğrafyamızdaki gücünü sürdüremez hale de gelecek. Avrupa, İsrail yüzünden dünyanın büyük bölümüyle zıtlaşmanın bedelini ödeyemeyecek hale gelecek, gelmek üzere.
Bölge ülkeleri İsrail’in “harita parçalama” planlarının sınırsızlığını artık apaçık görüyor. Geçmişte yaşananların fotoğrafı ortada. Gelecekte yaşanacakların fotoğrafı da artık net biçimde belirginleşti.
Tehdit o kadar büyüdü ki, coğrafyanın imhasını planlayabilen bir şizofrenler topluluğu ile karşı karşıyayız. Nükleer soykırım bile düşünebiliyorlar. Bütün ülkeleri beklersek bu tehdidin çok daha büyük, yıkıcı denemeler yapacağı biliniyor artık.
RADİKAL ŞEYLER OLACAK. BU ARTIK KAÇINILMAZ…
En son ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı, belki eski cephelerin devamı gibiydi. Ama Suudi Arabistan’ı parçalamaya dönük yeni girişim, bölge ülkelerini ürpertti.
Bir sonraki adımın Mısır olacağı bir gerçek. Oldukça radikal güç değişimlerinin olacağı bir döneme işte bu yüzden girmek zorunda kalacağız.
ABD’nin Husilerle anlaşıp S. Arabistan’a sırt çevirmesi, İran saldırılarına karşı bu ülkeleri ve kendi üslerini koruyamaması artık son kavşağa gelindiğinin göstergesi.
Tamamen ABD ve İngiltere’ye bağımlı Ürdün Kralı’nın bile BM’de bu tür bir konuşma yapması bıçağın kemiğe dayandığı noktadır.

