AK Parti’yi 2002’de siyaset sahnesine çıkan, demokrasiyi güçlendiren, vesayet rejimini ortadan kaldıran, din ve vicdan hürriyeti üzerindeki baskıları sonlandıran ve insan hak ve hürriyetleri alanında Batılı demokrasilerden daha ileri bir iklim oluşturduğu üzerinden tanımlayan birisi, doğru bir AK Parti tarifi yapmış olur.
Yine AK Parti’yi bu ülkede dar bir kesimin eline sıkışmış vesayetçi ekonomiyi tabana yayan, orta sınıfı güçlendiren, Anadolu insanını siyasetin öznesi hâline getiren, kalkınmacı ve yatırımcı bir parti olduğunu iddia edenler de doğru bir AK Parti tanımı yapmış olurlar.
Yine dış politikada Batı bağımlısı, kendi dış politikasını ABD ve AB ekseniyle sınırlayan Türkiye’yi; kendi diplomasisini üreten, tarihsel misyonu olan ve ekonomik ve stratejik iş birliği yapması gereken ülkeleri yeniden keşfederek Türkiye’yi bir dünya devletine ve merkezî güç hâline getiren bir ülkeye dönüştürmesi üzerinden anlatım yapanlar da doğru bir AK Parti tanımı yapmış olurlar.
Geri kalmışlığı kader olarak görüp her konuda geri kalmışlığa razı olan bu ülkeyi, başta ulaşım, sağlık, enerji ve eğitim altyapısı açısından dünyanın gelişmiş ülkelerinin üzerine çıkaracak bir kalkınma programı uygulayarak son 20 yılda Çin ve birkaç ülkenin dışında Batı desteği olmadan kalkınmasını tamamlayan bir ülke olması üzerinden tanımlama yapanlar da doğru bir tanım yapmış olurlar.
Bütün bu anlatılanların ötesinde:
Bu millet, tarih sahnesine çıktığı ilk asırlardan bugüne büyük imparatorluklar kurmuş, büyük devletlerle rekabet etmiş, dünyanın var olan bütün imparatorluklarının yarıdan fazlasını kurmuş ve Osmanlı Devleti’ni bir medeniyete dönüştürmüş bir millettir.
Birinci Dünya Savaşı’nda bütün toprakları işgal edilmiş, daha sonra yüzyıl süren kültürel emperyalizm çabalarıyla umutları çalınmış bir milletin tarih sahnesinde yeniden var olma mücadelesinin adı ve adresi, bir misyonun temsilcisi açısından bakıldığında AK Parti’yi ve onun liderini asıl büyük kılan budur.
Türkiye sınırlarının dışına adımınızı atın; Uzak Doğu’da, Afrika’da, Orta Doğu’da, Latin Amerika’da, Balkanlar’da, hatta Avrupa’da ve Amerika’da ortalama bir Müslümana ya da gadre uğramış bir mazluma dokunun. Size Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dan ve Türkiye’den bahseder.
Batı’ya karşı sürekli yenilmiş, sürekli aşağılanmış, her ayaklanması kanlı bir şekilde bastırılmış, topraklarına, zenginliklerine ve kaynaklarına el konulmuş, kaderleri sömürülmüş insanların nezdinde Türkiye ve Recep Tayyip Erdoğan bir umuttur, bir hayaldir, bir misyondur, bir Anka kuşudur.
Belki kendi ülkeleri Türkiye kadar büyük değil, bu misyonu taşıyacak liderleri yok. Fakat her bir mazlumun kendisini Erdoğan’la özdeş hâle getirmesi size ilginç gelmiyor mu?
Dünya mazlumları AK Parti’den ne istiyor?
Son günlerde bu büyük misyon, yeni ittifaklar, yeni anlaşmalar ve gücüne güç katmak için koşar adım ilerlerken birdenbire aşağılık adamların, ülke düşmanlarının, yukarıda zikrettiğimiz büyük misyona ihanet eden kan emici vampirlerin ihanetiyle karşılaştık.
Bu ihanet doğrudan yabancı güçlerin, içerideki vesayet kurumlarının ve darbecilerin ihaneti değil. Adını doğru koymak lazım: Bu aşağılık iş adamları, kamu kurumlarındaki imza yetkilileri ve onları koruyan siyasiler eliyle doğrudan AK Parti yönetiminin iç travmasıdır.
Sistem bir sorunla karşılaştığı zaman buradan doğru sonuçlar çıkarması gerekir:
1. Bu işe bulaşan dolandırıcı, amir, memur, siyasetçi kim varsa hukuk karşısında hesabını vermeli ve milletin sisteme olan güveni yenilenmelidir.
2. Başta sistem revizyonu tartışmaları dâhil olmak üzere bu mekanizmalar, dünyadaki en başarılı örnekleriyle mukayese edilerek bir daha aksamamak üzere yeniden yapılandırılmalıdır.
3. AK Parti’nin büyük devrimi siyasi devrimidir. Bu ülkeyi vesayet ve memur devleti olmaktan çıkarıp büyük devlet yapan siyasi misyonu tekrar güçlendirilmelidir.
Son dönemlerde bazı zevat, sistem eleştirisini Sayın Cumhurbaşkanı’na yapılan bir eleştiri gibi göstererek güçlenen bürokratik oligarşiyi savundular.
Lider bir misyondur, bir ruhtur. Sistem ise teknik bir mekanizma ve aygıttır. Mekanizma aksaklık gösterince işlemeyen dişli sökülüp atılır.
Aksi takdirde vesayetçilerin kendi adlarına kullanmak için kutsallaştırdığı devlet, vesayetçi eski devlet zihniyeti geri gelir ve kaderimize hâkim olur.
Bu milletin başka bir partisi yok, başka bir misyon taşıyacak güçlü bir organizasyonu yok. AK Parti tabanı konuşarak, kötüye razı olmayarak büyük bir sınav verdi.
En tepe yönetimden oy veren AK Partiliye kadar her bir vatandaş partisini hayal ettiği yerde görmek istiyor. Dolayısıyla bu milletin AK Parti ile meselesi var. Meselesi olmasa ne eleştirir ne konuşur ne de isyan eder.
Görelim Mevla neyler.
Bu yorumu Spam olarak bildirdiniz. Talebiniz değerlendiriliyor.