Menü

Geri

EDİSYON   :

TRTRENENARARFRFRRURUURUR
26

Bildirimler

İstanbul’daki yaklaşık 16 milyon insan müstakil evlere dağıtılsa, şehrin sınırları Anadolu yakasında Kocaeli, Trakya’da da Tekirdağ ile birleşiyor.

Kentsel dönüşüm adı altında büyükşehirlerde eski binalar yıkılıyor yerine yeni ve daha büyük binalar yapılırken herkesin aklına muhtemelen şu soru geliyordur;

Türkiye’de herkesin bahçeli müstakil evde yaşaması mümkün mü?

Neden sıkışık dip dibe yaşıyoruz?

Bu kadar iç içe yaşamamıza rağmen komşuluk yok ve yalnızız.

Zamanımızın önemli bir bölümünü trafikte geçirmek zorunda mıyız?

Hazır eski dikine giden şehirleri kentsel dönüşümle yatay şehirler haline dönüştürebilir miyiz?

Teorik olarak mümkün.

**

Türkiye’de yaşayan herkesin apartman daireleri yerine bahçeli, müstakil evlerde yaşaması için hesaplamalara göre ülke topraklarının sadece yüzde 1 buçuğu yetiyormuş.

Türkiye nüfusunun yüzde 56’sından fazlası apartmanlarda beton kutular arasında yaşıyor. Bu beton kutuların adına daire deniyor ama daireyle alakası yok.

Ülkenin tamamında müstakil ev oranı yüzde 24 civarında.

Yaklaşık 85 milyonluk nüfusu, ortalama 3,2 kişilik hanelere böldüğümüzde 26 milyondan fazla bağımsız eve ihtiyaç duyulur.

Türkiye genelindeki yaklaşık 27 milyon hanenin her birine 300 m²’lik (ev + bahçe) bir alan ayrıldığında toplamda 8.100 km² yer gerekiyormuş.

Okullar, hastaneler ve yollar eklendiğinde bu alan yaklaşık 12.000 km²’ye ulaşıyor.

Bu da Türkiye’nin toplam karasal yüz ölçümünün yalnızca yüzde 1,5’ine denk geliyor.

Yani tüm Türkiye’yi tek katlı müstakil evlere yerleştirmek coğrafi olarak sadece Muş ili büyüklüğünde ya da Yalova, Bilecik ve Bartın’ın toplamı kadar bir alan kaplıyor.

**

Herkes müstakil evlerde otursaydı ne olurdu?

Deprem korkusu azalırdı: Deprem kuşağındaki Türkiye için tek veya iki katlı hafif çelik/prefabrik evler, yüksek katlı apartmanlara kıyasla can güvenliğini maksimum seviyeye çıkarırdı.

Kişisel özgürlük ve huzur artardı: şehrin gürültüsü, otopark sıkıntısı, trafik, hırsızlık biterdi.

**

Ekonomik maliyeti ne olurdu?

Sadece prefabrik ya da en temel düzeyde müstakil evlerin inşaat maliyeti baz alındığında karşımıza 11,5 trilyon TL ile 65 trilyon TL arasında değişen bir fatura çıkar.

Bu maliyete yollar, elektrik hatları, doğalgaz boruları, kanalizasyon sistemleri ve internet altyapısının kilometrelerce uzağa yayılmasının maliyeti dahil değil.

**

Herkese müstakil ev huzuru yaşatmanın ekonomik maliyetini hesap ederek bu hayali imkansız kılmaya çalışan kapitalist zihniyet, müstakil evlerde yaşayan insanların huzur ve mutluluğunun devlete ve vatandaşa yukarıdaki rakamlardan daha fazla getireceği ekonomik kazancı görmezden geliyor, hesaplamıyor.

Neden?

Çünkü yatay şehirleşmede büyük sermayeye yer yok.

Yatay şehirleşmede mahallerde nüfus az olduğu için zincir marketler ve AVM’ler kazanamayacağı yere gitmeyecek.

Onların gitmeyeceği yerlerde AVM yerine eskiden olduğu gibi küçük çarşılar olacak.

Zincir marketler yerine her mahallede bakkal, kasap, manav, fırın ve kırtasiyeci olacak.

Yani küçük esnaf olacak.

Yani ticarette dolaşan para, büyük sermayenin cüzdanında toplanmayacak daha adil dağılacak.

**

Türkiye, kasım ayında, Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

Zirveye 197 ülkeden temsilciler ile medya, sivil toplum, bilim ve iş dünyasından yaklaşık 100 bin kişinin katılması bekleniyor.

Antalya’da 9-20 Kasım’da düzenlenecek COP31’in tematik programında, gıda güvenliği ve enerjiden yeşil finans, yapay zeka, dirençli kentler ve sosyal kalkınmaya kadar iklim krizinin yer alıyor.

**

Antalya’da yarın başlayacak COP31 İklim Zirvesi’ndeki konuşmacılar arasında şehirleşirken “doğayla dikleşmeyelim, evleri yukarı doğru değil yana doğru yapalım, toprağa yakın olalım” diyenler olacaktır.

Olmalıdır.

Deprem, sel, kuraklık, susuzluk, hava kirliliği, hortum, açlık, savaşlar, kavgalar, helal kazançla yetinmeme gibi ekonomik ve sosyal her afet doğa denilen tabiat kanunlarıyla ve insanlarla dikleşmenin ve dik duramamanın sonucudur.

Doğayla da dikleşme insanlarla da.

Yorumlar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

10 saniye sonra yönlendirileceksiniz...

10 saniye sonra yönlendirileceksiniz...