Menü

Geri

EDİSYON   :

TRTRENENARARFRFRRURUURUR
26

Bildirimler

Şu soruyu sormayan yetişkin, dile getirmeyen anne-baba yok gibi: “Gençlik nereye gidiyor?”

Çoğu zaman bir iç çekişle, ümitsizlikle söylenir bu sözler. Asi ergen evlatlar, komşunun haylaz oğlu, otobüste gördüğümüz bir gencin giyimi kuşamı, sosyal medyada önümüze düşen bir videodaki gariplikler... Bazen tek bir kötü örnekten tüm gençler hakkında hüküm verilir. Benzer sualin bir zamanlar bizler için de sorulduğunu unuturuz üstelik.

Peki ya biz gençken nereye gitmişizdir, yahut nerelerden dönmüşüzdür?

Cuma günü işte bu yakınmanın verilerle ele alındığı önemli bir toplantıdaydım.

Türkiye Gençlik STK’ları Platformu (TGSP), üçüncü kez yaptırdığı “Türkiye’nin Gençleri 2026” araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Mart-Nisan 2026’da 34 ilde, 15-30 yaş arası 8 bin 103 gençle görüşülerek yapılan araştırmanın sonuçları 2020 ve 2023 raporlarıyla da karşılaştırılmış. Yani ortada Türkiye’nin 2020’li yıllar gençliğinin ciddi bir veri bankası var.

Bu tür raporların asıl kıymeti burada. “Gençlik nereye gidiyor?” sorusunu asılı durduğu yerden göz hizasına indiriyor. Gençliğin nereden geldiğini, hangi sebeplerle hangi yöne yürüdüğünü gösteriyor.

Önce iyi haberleri konuşalım.

Gençlerin mutluluk oranı üç yılda yüzde 46,5’e çıkmış. Mutsuzluk ise yüzde 21,3’e gerilemiş. Şu sonuca da şükredelim: Uyuşturucu kullanmadığını söyleyen gençler yüzde 96,1 oranında.

Bana en çok umut veren veri ise rol modeller başlığı oldu. Rol model olarak bilim insanlarını gösterenler 2020’de yüzde 3,2 iken bugün yüzde 17,1’e fırlamış.

“Gençlerin hayatlarına yön veren değerler” başlığında da sosyal medya algısını yerle bir eden güçlü sonuçlar var. Gençler aile, huzur, güven ve vatan sevgisini hayatlarının temel değerleri olarak görüyor.

Ama raporun kaygı veren ve üzerine çok düşünülmesi gereken bölümleri de var.

Gençlerin yüzde 33,8’i her gün sebepsiz yere kendini yalnız hissettiğini söylüyor. Yüzde 46,4’ü ise “bazen” yalnızlık hissine kapıldığını belirtiyor. Yani her on gençten sekizi bu duyguyu yaşıyor.

Gençler neden mi yalnız? Raporda buna dair güçlü bir ipucu var. “Sizi en iyi kim anlıyor?” sorusuna “babam” diyen evlatlar yüzde 3,8, “Öğretmenim” diyenler yüzde 1,8 oranında. 15-18 yaş grubundaki gençlerin yüzde 22,6’sı ise “Hiç kimse beni anlamıyor” diyor.

Bir yandan da ekranlar gençlerin hayatını daha fazla işgal ediyor. Günde yedi saatten fazla internette kalan gençlerin oranı üç yılda yüzde 14,5’ten 21,5’e çıkmış. İlginçtir, gençler kendilerini en az özgür hissettikleri yer olarak da sosyal medyayı gösteriyor.

Bir de liyakat meselesi var. Gençler hayallerine ulaşmak için çok çalışmak gerektiğine inanıyor. Ama istedikleri işe girmede en etkili unsurun “referans ve torpil” olduğunu düşünüyorlar. Güç elde etmenin yolu ise onlara göre ekonomik imkânlardan geçiyor.

Bu verilerin her biri o soruya verilecek yanıtlara çıkıyor. Bana göre de özellikle gençlik STK’ları ve siyaset yapıcılar için belli başlıklarda acil eylem planı gerektiriyor.

Bir örnek vereyim. Gençlerin sadece yüzde 10,7’si bir STK’da üye ya da gönüllü. Gençler, STK’larla iletişim kuramamaktan şikâyetçi. STK’lara sorarsak, muhtemelen onlar da gençlere ulaşamadıklarını söyleyecekler. Peki nasıl olacak? Kim kime erişecek?

Bugün himayesindeki gençleri anlamak isteyen bir dernek, bu istatistikleri okuyarak çok sayıda program yapabilir. Gençlerin yarısına yakını hükümetin gençlik politikalarını başarısız buluyor. O halde siyaset yapıcıların da bu raporu dikkatle okuması gerekir.

Bu ve az sayıdaki benzeri raporlar memleketin insan bakiyesini kayıt altına alıyor. Yol yapımlarını, köprü geçişlerini, ihracatı ve enflasyon rakamlarını düzenli ölçüyoruz. Ancak görülüyor ki insanı ölçmek ve sonuçlarını anlamlandırmak, istatistikleri aşan bir ehemmiyete sahip.

Şimdi sorunun yanıtına dönelim: Gençlik bir yerlere giderken yetişkinler nerede?

Raporu bu soruyla yeniden okuyunca tablo bir anda değişiyor. Gençler derdini babasına diyemiyorsa, bu sorunun kaynağı evladına ulaşamayan babalar değil midir? Gençler öğretmenlerine açılamıyorsa, ortada konuşulması gereken, öğrencisine sığınacak liman olamayan öğretmen karnesi yok mudur? Gençler bir işe ancak torpille girilebileceğini düşünüyorsa, ortada böyle bir düzen yok mudur? Gençler STK’lara ulaşamıyorlarsa, kapıyı çalması gereken kimdir?

Yani bu rapor sadece gençlerin değil, yetişkinlerin de fotoğrafını çekiyor.

Peygamber Efendimiz, vefatından kısa süre önce Bizans sınırına gönderilecek orduya on sekiz yaşlarındaki Üsame bin Zeyd’i komutan tayin etmişti. Ordunun içinde Hz. Ömer gibi büyük sahabiler varken üstelik. Yaşı öne sürülerek Üsame’nin komutanlığına itiraz edenler oluyor. Ancak Efendimiz kararından dönmüyor.

Gençlik, biraz da gösterilen yöne gider ve yüklenen sorumluluğa odaklanır.

Biz ise o yaştaki gençlerimize derdimizi bile emanet edemiyoruz.

Yazının başında sormuştum: Bir zamanlar bizim için de “Bu gençlik nereye gidiyor?” deniliyordu. Sahi biz nerelere gittik?

Galiba bir yerlere vardık. Ama arkamıza bakmayı unuttuk, değil mi?

Yorumlar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

10 saniye sonra yönlendirileceksiniz...

10 saniye sonra yönlendirileceksiniz...