Doğulu kadınlar artık özgür

Aysel Yaşa
00:0013/03/2010, Cumartesi
G: 12/03/2010, Cuma
Yeni Şafak
Doğulu kadınlar artık özgür
Doğulu kadınlar artık özgür

Dünya Kadınlar Günü'nde İstanbul'da toplanan şarkın entelektüel kadınları aynı noktada buluşuyor: “Baskı altında bulunduğu düşünülen doğunun kadınları artık çok özgür. Asıl zorluğu çekenler ise daha önceki kuşak”

Kadınlara adanan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ülke genelinde çeşitli etkinliklerle kutlandı. Kültür AŞ. de bu yıl kadınlar için güzel bir jest düşünerek, doğulu kadın yazar ve sanatçıları panel vermek üzere İstanbul'da topladı. 'Doğunun Kadınları' isimli panel, Ece Temelkuran'ın moderatörlüğünde gerçekleşti. Panelde doğulu kadın olmak üzerine çeşitli görüşler dile getirildi. Dünyaca ünlü yazar ve edebiyat eleştirmeni Salma Jayyusi, Arap şiirinin Sappho'su Suriyeli Şair Maram Al Masri, büyük mistik Hallac'ın izlerini süren ve ismi Bağdat'la özdeşleşen ünlü Iraklı Şair-Çevirmen Amal Al Jubouri, Filistin kökenli ABD'li Şair ve Antolojist Nathalie Handal'ın katıldığı panele gitmişken, dünyaya ve Türkiye'ye doğulu kadınların penceresinden bakalım istedik.


BATILI GÖRÜNSEM DE ASLINDA DOĞULUYUM

Uzun yıllardır Paris'te yaşayan ama hala kendini doğulu bir kadın olarak hisseden Suriyeli Şair Maram Al Masri, doğulu kadınların hepsinin arkasında enteresan bir yaşam öyküsü olduğunun altını çizerek kendi hikayesini şöyle anlatıyor: “Suriye'de bir evlilik yaptım, eşimle Paris'e gittik. Evliliğim uzun sürmedi, ayrıldık ve Paris'te kaldım. Suriye'ye dönmedim çünkü özgürlük istiyordum. Boşanmış bir kadın olarak Suriye'ye geri dönüp, ailemle yaşamak bana çok zor geldi. Kadınlar için özgürlüğün mutlaka bir bedeli var. Ben bunu ağır ödedim. Arkadaşlarım kocalarını ellerinden alacağımı düşündükleri için geri dönmemi istemedi. Orada boşanmış kadına iyi gözle bakılmıyor. Çalışmak da aynı derecede zor.” Maram Al Masri her ne kadar rahat imkanlarla yaşıyor, Paris ona özgür olma şansını veriyor olsa da doğulu olmanın ayrı bir güzellik olduğunu vurguluyor. Ara sıra Suriye'ye gittiğini, oradan da gördüğü kadarıyla kadın için lüks bir hayat olduğunu belirten Masri, Paris'te ise bütün kadınların çabaladığını, Suriye'dekilerin onlara göre prenses gibi yaşadığını söylüyor. Maram Al Masri, “Hiçbir insan eğer her şey dört dörtlük olsaydı ülkesini terk etmezdi. Bir insanın haklarının korunamadığı, kendisini açıkça ifade edemediği, sevdikleri insanların olmadığı bir yerde duramaz ve göç eder. Bu da beni gerçekten çok etkiliyor” diyor.


DOĞUNUN KADINI GÜÇLÜDÜR

İran'da doğup çok ufak yaşlarda Amerika'ya taşınan sanatçı Mamak Khadem de Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda sanatseverlerle buluşan bir diğer doğulu kadın. Özellikle 21'inci yüzyılda kadın erkek ayrımı yapmanın kendisine çok doğru gelmediğini söyleyen Khadem, doğulu kadınları tıpkı erkekler gibi özgürlük için savaşan, güçlü kadınlar olarak tarif ediyor. Dünyanın ve fikirlerin değiştiğini, teknolojinin geliştiğini bunun da doğuyla batı arasındaki ayrımı ortadan kaldırdığının altını çizen sanatçı, “Albümümün bir kısmını İran'da hazırladım. Oradaki ses teknisyeni bir kadındı ve başörtülüydü. Başörtülü olmak çok doğulu bir şey ama aynı zamanda kadının çalışması bir o kadar batılı bir şey. Kendi ülkemde ikisini bir arada gördüm. Anladım ki fikirler iç içe geçiyor. Eskiden doğulu kadın için özgürlük çok kısıtlıydı. Kadın dediğin evinde oturur, yemeğini yapar, çocuklarına bakar ve kocasını mutlu ederdi. Ama artık her şey değişti. Kadınlar eğitim görüyor ve iyi bir iş sahibi olmaya çalışıyor. Bu da onları daha çok özgürleştiriyor” dedi. Çarşaflı kadınla modern giyinen kadının Türkiye'de aynı sokakta yürüyebildiğini görüp bundan mutluluk duyduğunu söyleyen Khadem, İran'da böyle olmadığını, yargılayıcı ve baskıcı tavırların olduğunu söylüyor. Mamak Khadem gelecekle ilgili dertleri olduğu için müzik yaptığını anlatırken, “Müzik benim tutkum, kendimi ifade etme biçimim. Müzik benim için farklı kültürleri tanımanın da yolu. Başka kültürlere merak sarıp, onların müziğini dinliyorum” diye belirtiyor. Khadem, “Türk müzisyen Ömer Faruk Tekbilek'le çalıştım. Onunla Amerika'da tanıştık. Elif adlı albümüne misafir sanatçı olarak katıldım ve onun sayesinde Türk müziğini tanıdım. Bu beni Türk müziğini öğrenmeye itti” sözleriyle Türkiye'yle olan yakınlığını dile getiriyor.


DÜNYA DÜŞMANIMIZ DEĞİL

Arap yazar ve edebiyat eleştirmeni Salma Jayyusi doğulu kadının batıya bakan yüzü olarak tanımlanıyor. Panel çerçevesinde daha önce kitabına da konu ettiği İstanbul'a gelen Jayyusi doğulu kadın olmayı iki kat iş olarak tanımlıyor. “Hem doğu hem de kadınlar için çalışmak zorundasınız. Doğunun kadınlarını dünyaya anlatmak ve o kadınları bilinçlendirmek sizin işiniz oluyor” diyen Jayyusi, sanılanın aksine doğulu kadın olmanın hiçbir zorluğu bulunmadığına dikkat çekiyor. Kendilerinden önceki kadınların özgürlük yolunu açtıklarına değinen Jayyusi bu konu hakkında, “Bizden önceki kadınlar bizim için yolu biraz kolaylaştırdı. Bağımsız kadın olma hareketi batıda başladı. Şu anda doğuda bağımsız kadın olmak zor görülebilir. Ama bizden önceki kadınlar daha fazla zorluk çekti bunu unutmayalım” diyor. Türkiye ile kültür alışverişi yaşayamadığına değinen yazar “Türk kültürü ve yaşayışı hakkında çok bilgim yok ama bilmeyi isterdim. Ülkenizde çeviri sorunu var. Türkiye'den yabancı dile çevrilen çok fazla yazar çıkmıyor. Dolayısıyla böyle bir kültür alışverişinde bulunamıyoruz. Oysa Türk kültürü dünya kültürünün bir parçası. Dünyadaki herkesin diğer kültürler hakkında bilgi sahibi olma hakkı var” şeklinde konuşuyor. Çalışmalarıyla Arap edebiyatında fark yaratan ve kadınların önünü açma konusunda sıkı mücadeleler veren Jayyusi, halen günde 12 saat çalışan bir doğulu kadın. İslam medeniyeti hakkında yeni kitaplar yazıyor. Sicilya ve Portekiz'de İslam Medeniyeti ve Cennet Bahçeleri çalışmasında Türkiye'ye de yer veren yazar, İslam Şehirleri kitabında da İstanbul'a yer vermiş. Filistin'e çok destek verdiği için Erdoğan'la gurur duyduğunu belirten Jayyusi, “O tam bir cesur yürek. Kim Filistin'in dostuysa benim de dostumdur” diyor.