Yazarlar Amerikan gerçekliği

Amerikan gerçekliği…

Abdullah Muradoğlu
Abdullah Muradoğlu Gazete Yazarı

ABD köleci-sömürgeci dönemlerinin bedelini ödüyor bugün. Amerika’nın zenginleşmesinin arkasında da ülkelerinden zorla kopartılarak köleleştirilen “Siyah Afrikalılar”ın büyük acılar ve zulümlerle harmanlanmış emekleri var. ABD’de kölelik tam olarak 19. Yüzyıl’ın ikinci yarısında kaldırılmasına rağmen Siyahlar, Avrupa kökenli Beyaz Amerikalılar tarafından uzun bir süre eşit haklara sahip yurttaşlar olarak kabul edilmediler. İnsanlık dışı ırkçı-ayrımcı uygulamaların kurbanı olan Siyahlar 1960’larda büyük bir mücadeleyle haklarına kavuştular.

Ancak altta yatan bir hastalık türü gibi “Beyaz Amerikan Irkçılığı” da buharlaşıp yok olmadı. Amerika bugün bu hastalığın şiddetli belirtileriyle bir kez daha yüzleşiyor. Dünyaca ünlü Amerikalı romancı William Faulkner’in “geçmiş asla ölü değildir, geçmiş, geçmemiştir bile” sözleri tam da bu gerçekliğe ayna tutuyor. Bugün Amerikan sokaklarındaki hareketliliğin 1960’lar ve 1990’lardaki Siyah isyanlarla ilişkilendirilmesi boşuna değil elbette. En son Siyah Amerikalı George Floyd’un Beyaz polislerce gözaltına alınarak, alenen, sokak ortasında, nefessiz bırakılarak öldürülmesi ‘geçmişin geçmişte kalmadığının’ yeni bir göstergesi oldu.

Siyahlar ırk ayrımının yanı sıra yeni tür koronavirüs salgını ve bu salgınla bağlantılı ekonomik krizle boğuşuyorlar. Siyahlar Beyaz Amerikalılardan üç kat daha fazla zorlukla karşı karşıyalar. Salgında ölenlerin de, işlerini kaybedenlerin de büyük kısmını teşkil ediyorlar. “Siyahlar” ve “Hispanikler” salgının en ön cephesinde adeta yaşam savaşı veriyorlar. Salgın ilk önce Siyah çalışanları ve Siyah yaşlıları vurdu. Sağlık sistemine erişimleri son derece kısıtlı olan Siyah yaşlıların çoğu bakımevlerinde can verdi. Bakımevleri, “COVİD-19”dan ölen Amerikalıların üçte birini teşkil ediyor. ABD sağlık sistemiyse bu insanlar için hiçbir ciddi güvence vermiyor.

Amerikan siyasi sistemi de “Siyahlar” için çok fazla bir anlam ifade etmiyor. Siyah gençlerde seçime katılma oranının bir hayli düşük olmasının sebebi hiçbir şeyin “değişmiyor” olması. 2016’da oy kullanmayan 100 milyon seçmenin önemli yüzdesini Siyah gençler teşkil ediyor.

1870’den 2020’ye kadar Amerikan Senatosu’nda sadece 10 Siyah Amerikalı senatör yer aldı. Halihazırda Senato’da biri “Cumhuriyetçi” olmak üzere 3 Siyah senatör var. “Temsilciler Meclisi”nde durum biraz daha iyi. Meclis’te “Demokrat Parti”den 54 Siyah yer alıyor. Buna karşılık tek bir Cumhuriyetçi Siyah vekil var. Trump’ı eleştiren nadir Cumhuriyetçiler arasında yer alan Teksas’lı Siyah vekil Will Hurd yeniden aday olmayacağını ilân etti. Siyahların ezici çoğunluğunun neden Demokratlar’a oy verdiklerini bu tablo yeterince açıklıyor olsa gerek.

Siyah Demokrat vekiller Joe Biden’ın Başkan adaylığını destekliyorlar. Adaylık yarışında orta yaş ve üstündekiler Biden’ı destekledi. Gençler ise daha çok Bernie Sanders’ın söylemlerine kulak verdi. Şimdi Demokratlar’ın seçim karargâhı genç Siyahların oy sandığına gitmeleri için çırpınıp duruyor. İşin doğrusu, Siyahlar için Demokrat Parti, ‘kötünün iyisi’ pozisyonunda.

Yeni kuşak gençler siyasi ve ekonomik sistemin en üstteki çok küçük bir grubun çıkarlarına hizmet ettiğini düşünüyorlar. “Fosil enerji” ve “Silah” sektörü başta olmak üzere büyük şirketlerin çıkarlarını ilerletmekle görevli lobiler ABD Kongresi üzerinde seçmenlerden çok daha fazla nüfuz sahibi. Örneğin, sözde salgından zarar gören kitleler için devreye sokulan trilyonlarca doların önemli kısmı büyük şirketlere aktarıldı. Salgın sebebiyle işlerini kaybeden kırk milyon civarındaki işçiye düşen pay ise pastanın küçük bir dilimiydi. Önceki kuşaklara kıyasla ekonomik durumları daha kötüye giden yeni kuşak gençler bu duruma isyan ediyorlar.

Gazeteci Greg Palast Amerikan siyasetinin parayla evliliğini ‘Paranın Satın Alabileceği En İyi Demokrasi” başlıklı kitabında etraflıca ifşâ etmişti. Yeni kuşak Demokratlar ise kampanya bağışlarının en alt seviyede tutulması ve daha tabana yayılması için mücadele ediyorlar. Artık hiçbir cazibesi kalmayan sözde ‘Amerikan Rüyası’nın arka fonunda yaşanan gerçekler bunlar.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.