Yazarlar ​Trump İrana savaş açar mı? ​

​Trump İran’a savaş açar mı? ​

Abdullah Muradoğlu
Abdullah Muradoğlu Gazete Yazarı

Yemen’deki Husî güçlerinin Suudi Arabistan’daki petrol tesislerine füze saldırısında bulunması ABD ve İran arasındaki gerilimi artırdı. Trump’ın New York’taki BM Zirvesinde İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile görüşme ihtimali vardı. Trump’ın İran’a yönelik azami baskı kampanyasını hafifletmek istediği de biliniyordu. İran’da rejim değişikliği isteyen Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ise Trump’a itiraz ettiği için kovulmuştu.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Abdullah Muradoğlu : ​Trump İran’a savaş açar mı? ​
Haber Merkezi 15 Eylül 2019, Pazar Yeni Şafak
​Trump İran’a savaş açar mı? ​ yazısının sesli anlatımı ve tüm Abdullah Muradoğlu yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Bolton’ın yerine “Bolton Lite (Bolton’ın hafif bir sürümü)” olarak nitelenen Robert O’Brien’ın getirilmesi Trump’ın niyetini değiştirmeyecektir. George W. Bush döneminde BM Büyükelçisi Bolton ile birlikte çalışan O’Brien de şahin bir Cumhuriyetçi olarak biliniyor Washington’da Trump’ın O’Brien’ı tercih etmesi Pompeo’nun bir zaferi olarak görülüyor. Pompeo’nun Bolton’dan farkıysa, Trump’ın “bu noktada dur” dediğinde duracak olması.

Suudi tesislerine yönelik füze saldırılarından İran’ı sorumlu tutan Trump yönetimi İran Merkez Bankası’na ağır yaptırımlar getirilmesinin yanı sıra Suudi Arabistan’a bir miktar asker gönderme kararı aldı. Bu kararlarla birlikte ABD’nin bölgedeki askeri varlığı artırıldı.

Washington’da ABD’nin İran’a askeri müdahalede bulunmasını isteyen bir lobi var. Bolton’ın gitmesiyle İsrail en iyi dostlarından birini kaybetti ama lobi hâlâ Beyaz Saray’da etkili. ABD Başkan yardımcısı Mike Pence, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Jared Kushner ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi David Friedman da bu lobide. Trump’ın Başkanlığına yatırım yapan milyarder iş adamı Sheldon Adelson ve Senatör Lindsey Graham da aynı listede. Trump destekçisi Hıristiyan-Siyonist Evanjelikler ise İsrail’in ABD’deki en iyi dostları arasındalar.

Trump 2016’daki seçimlerde ABD askerlerini dışardaki savaşlardan çekeceği vaat ettiği için İran ile savaş istemiyor. Trump seçim vaatleriyle İran karşıtı lobinin istekleri arasında sıkışmış durumda. Trump’ın 2016’daki seçimlerde en fazla oyu savaşlarda ölen veya yaralanan askerlerin ailelerinin yaşadığı yörelerden almıştı. Trump “İsrail Lobisi”ni küstürmek istemiyor ama 2020 seçimlerinde bu yöreleri kaybetmeyi de göze alamıyor.

ABD Kongresinde de İran ile savaşa şiddetli itirazlar var. Senato ve Temsilciler Meclisi’nde Suudi Arabistan’a silah satışının sınırlandırılması içeren kararlar da alınmıştı. Bu kararların gerekçesi, ABD silahlarının Yemen’de sivillere karşı kullanılmış olmasıydı. Demokratlar Suudi Arabistan’ın “NATO” üyesi olmadığını, yanı sıra Washington ile Riyad arasında karşılıklı savunma anlaşmasının bulunmamasını gerekçe göstererek askeri müdahaleye karşı çıkıyorlar. Nitekim Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, Suudi tesislerine düzenlenen saldırıya misilleme olarak İran’a yönelik askeri bir harekâtı desteklemediklerini açıkladı.

Trump’ın İran’a yaptırımları genişletmesi, Suudi Arabistan’a yeni askerlerin gönderilmesine izin vermesi askerî seçeneğin işletildiği anlamına gelmiyor. Trump ilk başta Kuzey Kore’ye yönelik olarak askeri müdahale seçeneği dahil çok sert söylemlerde bulunmuştu. Trump daha sonra Kuzey Kore lideriyle yüz yüze görüşmeler yapmıştı. Görüşmeler sonuçlanmamış olmasına rağmen iki lider birbirilerine övgü dolu sıcak mesajlar yollamaya devam ediyor.

Trump yönetimi Körfez’de İran’a karşı sözde yeni bir askeri koalisyon inşa etmeye çalışıyor. Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi yönetimiyle bu bağlamda görüşmelerde bulunan Pompeo, ABD’nin Avrupalı müttefiklerini de bu koalisyona katmaya çalışacaklarını söylüyor. Trump ile pek çok konuda farklı düşünen “AB”nin İran’a müdahaleye istekli olduğu ise söylenemez.

Trump’ın bütün bu girişimleri İran’ı masaya çekmek için bir kaldıraç olarak kullandığı söylenebilir tabii ama işlerin rayından çıkması da pekâlâ mümkün. Trump’ın açık desteğine rağmen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu 17 Eylül’deki seçimleri kaybetti. Hiçbir parti tek başına hükümet kuramadığı için seçimlerin bir kez daha yenilenme ihtimali söz konusu. Dolayısıyla bölgede yeni provokasyonların sahne alabileceğini de hesaba katmak gerekiyor.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.