Yazarlar Gaflet, dalalet ve hatta

Gaflet, dalalet ve hatta…

Ali Saydam
Ali Saydam Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, YouTube’da izleyebileceğiniz “Bay Kemal ve İttifakları” adlı belgeselde yine pek veciz (!) konuşmuş.

2015 seçimlerinde HDP’nin parti olarak Meclis’e girmesini desteklediğini ifade ederek, “Siyaset kurumunun 35-40 yıldır çözemediği bir Kürt sorunu var. Kürt sorununu çözmek için meşru bir organa ihtiyacımız var. Devlet dediğiniz kurum gayrimeşru bir organla muhatap olmaz" demiş.

Şöyle devam ediyor Kılıçdaroğlu: “Mesela İmralı meşru bir organ değil. Meşru organ kimdir? HDP’yi meşru organ olarak görebiliriz. Halkın desteği var. Parlamentoya gelmiş, dolayısıyla parlamentonun içinde bulunuyor, görevini yapıyor. Bu sorun çözülecekse, meşru bir organla, HDP ile çözebiliriz. Bu nedenle HDP’nin Meclis’te olması gerektiğini düşünüyorum.”

İfadenin özü şu: “Biz Kürt sorununu meşru HDP ile çözeriz.” Dört kavramdan oluşan bir cümlede 4 tane gaf…

1. “Biz” ile Sayın Genel Başkan kimi kastediyor? “Dostlarla iktidar olacağız” dediğine göre CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi, Gelecek Partisi vs. Yani kelamını, bu siyasi partiler adına da ediyor. Oysa onların, böyle bir söylemle yüzde yüz mutabık olduklarına inanmak için hiçbir sebep yok…

2. Koskoca muhalefetin liderinin durumu hâlâ “Kürt sorunu” diye adlandırma çabası hiç de hafife alınmamalı… Ortada bir ‘terör’ meselesi vardır ve bunun adı da PKK’dır… Bu ikisi, öyle az buz değil, birbirine taban tabana zıttır. Kılıçdaroğlu’nun ifade ettiği biçimde adlandırıldığınızda ise işi ‘etnik çatışma’ zeminine taşıyabilir, halkı birbirine kışkırtmak için an kollayanlara zemin hazırlayabilirsiniz…

3. “HDP meşru”, diyor… Bugüne kadarki genel başkanlarından biri bile çıkıp da “Ne münasebet, biz neden İmralı’dan, Kandil’den talimat alalım” diyememiş. Tersine, belediyeler düzeyinde terör örgütünü dibine kadar desteklemiş, bu yüzden de her an yasalar önünde mahkûm edilmek ve meşruiyetini kaybetmek üzere olan şimdilik şeklen meşru bir partiyle iş birliği yaparak devletin yıllardır savaştığı PKK terörünü bitireceğini düşünmek... Bir de bunu bütün yandaşlarını da bağlayacak şekilde ifade etmek gaflet değildir de nedir?!

4. Sorunu HDP ile çözeriz, diyor… Bunun üzerine HDP’den ‘şrak!’ diye bir tokat geliyor: Muhatabın biz değiliz, İmralı… Yani, PKK… Sezai Temelli’nin mesajı çok net. HDP’nin İmralı’yla Kandil’le arasına mesafe koyup koymadığı konusundaki son tereddüt kırıntılarını da ortadan kaldırıyor. Kürt halkını temsil eden yegâne siyasi partinin HDP olduğunu iddia etmek de gaflettir, HDP’ye sırtını yaslamanın CHP tabanında şeklen değil ama vicdanen nasıl algılanacağının farkında olmamak da… Terör sorununu İmralı’dan onay almadan eş başkan seçemeyen HDP ile mi çözeceklermiş? Şaka gibi ama komik değil…

HDP, bir zamanlar iddia ettiği gibi ‘Türkiye partisi’ hâline gelmeyi becerebilseydi olabilirdi belki. Ancak, ülkemizi ilgilendiren hiçbir konuda Meclis’te ortak duruş sergileyememiş bir siyasi partiden bahsediyoruz… Kılıçdaroğlu unuttuysa da biz unutmadık. HDP’nin imzalamadığı ya da katılmadığı TBMM ortak bildirilerini sıralayalım:

1. ABD Başkanı Biden’ın 1915 olaylarını ‘soykırım’ olarak nitelemesine karşı ‘kınama’; 2. ABD’nin Türkiye’ye karşı açıkladığı yaptırım kararının reddedildiği Ortak Açıklama; 3. Fransa Senatosu’nun Yukarı Karabağihtilafına ilişkin aldığı kararın kınanması; 4. Ermenistan’ın ateşkesi ve uluslararası hukuku ihlal etmesi üzerine yayınlanan Azerbaycan bildirisi; 5. Doğu Akdeniz bildirisi; 6. ABD Senatosu’nun sözde Ermeni soykırımı kararına ilişkin kınama; 7. 33 askerimizin şehit edildiği İdlib ile ilgili bildiri; 8. 48 kişinin öldüğü, 166 kişinin yaralandığı 10 Aralık 2016’da Beşiktaş’taki terör saldırısına karşı bildiri; 9. 36 kişinin hayatını kaybettiği 2016 yılındaki Kızılay katliamı bildirisi…

Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarının üzerine Genel Başkan’ın Dış Politika Başdanışmanı Ünal Çeviköz’ün her an ihanet gibi algılanabilecek “Mavi Vatan diye bu 200 mile kadar uzanan alanı da kendi egemenlik alanınız olarak görürseniz, o zaman saldırgan ve yayılmacı bir algı yaratırsınız” sözleri ve de aynı saatlerde Atina Belediye Başkanı ve Yunanistan Başbakanı ile ayrı ayrı kucaklaşan Ekrem İmamoğlu’nun davranışları da sağlam bir tüy dikmiştir.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.