Mübarek Ramazan Bayramınızı en kalbi duygularımla kutlarım…
Teşbihte hata olmazmış… Stratejik iletişim modellerinde sıklıkla kullandığımız bir tür darbımeseldir; “Gladiator in arena mori debet”… Yani, Gladyatörü arenada öldüreceksin…
Çünkü, eğer arenada değil, başka bir yerde öldürür ya da öldürmeye kalkarsan hak edilmemiş ‘
’ yaratabilirsin…
Son olaylarda arena görevini Mahkemeler görecektir… Ancak, o noktaya varılıncaya kadar geçen süre, hak edilmemiş kahramanlık hikâyelerinin bolca üretileceği bir dönem olarak karşımızda durmaktadır… Orada da ‘
’e karşı istediğiniz kadar söylem geliştirin -ki iddianame henüz ortaya çıkmadığı için
ileri sürme kabiliyetiniz zaten yoktur- karşı tarafın,
kendisini
olarak konumlamasını engelleyemezsiniz…
Bu arada gladyatör örneği, medya alanında da geçerlidir… Muhalif medya daha mı çok izleniyor, reytingi, tirajı daha mı fazla?! İstediğiniz yasaya dayanın, getireceğiniz cezalar, “Susturma” ya da “Sansür” faaliyeti olarak algılanacaktır.
Oysa yapılacak şey yok basittir:
. Dezenformasyonu engellemek için hangi yasalara dayandığınızı çok net ve defalarca ifade etmek (Ayrıca bunu da işlerin kızıştığı zamana bırakmamak)
. Çok daha yüksek tirajlara ve reytinglere ulaşacak yayınlarla sizi destekleyen medyanın güçlenmesini sağlamak…
İşte o zaman Gladyatörü pes ettirirsiniz… Olması gerektiği gibi…
Atı alan, Pasifik’i geçmiş
İstanbul Erkek Liseliler Yöneticiler ve İş İnsanları Vakfı
’ndan kardeşim, Yatırım Danışmanı ve
Danışma Kurulu Üyesi
finans dünyasını neredeyse tersyüz edecek bir haber yollamış…
Dayanamadım, Cuma sabahları
’te yayınlanan ortak programımızda bir araya geldiğimiz
’la da paylaştım… O da konunun yakından incelemeye değer olduğunu söyledi… Anlaşılması pek kolay olmayan bu konuyu danışman arkadaşımız Zehra
ile özetlemeye çalıştık… Olay şu:
, 17 Mart 2025’te dijital RMB (Çin’in resmi parası, birimi Yuan’dır, ama çoğunlukla RMB -Ren Min Bi- kullanılmaktadır) sınır ötesi ödeme sisteminin
Güneydoğu Asya Uluslar Birliği
(ASEAN - The Association of Southeast Asian Nations) üyesi 10 ülkeye ve 6 Orta Doğu ülkesine tamamen bağlanacağını duyurmuş. Bu,
küresel ticaret hacminin yüzde 38
’inin ABD dolarının hâkim olduğu SWIFT sistemini atlayarak doğrudan ‘dijital RMB alanına’ gireceği anlamına geliyormuş.
SWIFT sistemi, sınır ötesi ödemelerde 3-5 günlük gecikmelerle boğuşurken, Çin’in geliştirdiği dijital para köprüsüyle takas hızı 7 saniyeye düşüyor, ayrıca işlem maliyetleri yüzde 98 oranında azalıyormuş. Geleneksel yöntemlerden 100 kat daha verimli olan ve teknik avantaj sağlayan bu sistem, Orta Doğu enerji tüccarları da dahil olmak üzere dünya çapında 23 merkez bankasının dijital para köprü testine aktif olarak katılmasını sağlamış. Bu “yıldırım ödeme seçeneği”nin, ABD dolarının hâkim olduğu geleneksel takas sistemini kadük hâle getirebileceği açık…
Batı’yı daha da korkutan şey ise dijital RMB’nin kullandığı blok zinciri teknolojisinin,
olmasını sağlamanın yanı sıra
aklamaya da izin vermemesiymiş.
Şimdiye kadar dünyadaki
dijital RMB sistemine entegre olmuş ve bu sistemi kullanarak yapılan
ödemelerin büyüklüğü 1,2 trilyon ABD dolarını
aşmış…
ABD, “Bu bir tehdit mi” diye kafasını kaşımaya devam ederken, “Atı alan Çin, Pasifik’i geçmiş” ve 200 ülkeyi kapsayan dijital ödeme ağını kurmuş. “Sessiz finansal devrim” olarak nitelenen bu durum, yalnızca parasal egemenlikle ilgili değil, aynı zamanda gelecekteki küresel ekonominin can damarını kimin kontrol edebileceğiyle de ilgili olarak yorumlanıyor.
Bakalım Trump’ın karşı hamlesi ne olacak?!
Bir Türkiye markası: ‘Sıfır Atık’
Yarının, yani 30 Mart’ın, “Uluslararası Sıfır Atık Günü” olduğunu biliyor muydunuz? Bu nasıl oldu derseniz; Türkiye’nin ana sunuculuğunda, 105 ülkenin de ortak sunucu olduğu 14 Aralık 2022’deki
’ndaki oylamayla kabul edilmiş ve üç yıldır da kutlanıyormuş.
Bundan haberdar olmayışınızın sorumluluğunun yüzde 50’si sizdeyse, yüzde 50’si de ülkemizde bu projeyi yöneten kadrolardadır…
‘
’ yaklaşımının önce Türkiye’de sonra da dünyada çok önemli sonuçlara erişmesinde en büyük pay, herhâlde
hanımefendinindir… 2017’de başlattıkları,
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı
’nın koordinasyonunda yürütülen “
”nde 7 yıl geride kaldı…
Atık oluşumunun önlenmesi, atıkların kaynağında ayrı toplanması, geri dönüşüm ve kaynak verimliliğinin artırılması hedefleriyle yürütülen “Sıfır Atık Hareketi”ne ilişkin veriler 2024 yılı sonunda açıklanmıştı.
İşin ciddiyetini ve başarısını gösteren bu rakamlar çocuklarımız için bugünden verilen emeklerin somut birer de göstergesi… Buna göre “Sıfır Atık Hareketi” kapsamında:
- 2017’de yüzde 13 olan
oranı, 2023’te yüzde 34,92’ye çıkarılırken, 2035’te ise bu oranının yüzde 60’a yükseltilmesi hedefleniyormuş.
- Sürdürülebilir üretim ve tüketim alışkanlıklarını teşvik eden projenin başlangıcından bu yana Sıfır Atık Yönetim Sistemi’ne geçen bina sayısı 193 bine ulaşmış.
- Bakanlığa bağlı İller Bankası Genel Müdürlüğü, Türkiye’nin farklı noktalarına 7 yılda 46 depolama, ayrıştırma ve transfer tesisinin kurulmasına destek olmuş.
- Devreye alınan katı atık tesislerinde,
ayrıştırılıp ürün veya enerjiye dönüştürülüyormuş.
- Sıfır atık konusunda yaklaşık 22 milyon kişiye eğitim verilmiş.
-
kesilmekten kurtarılırken
su tasarrufu sağlanmış. 127 milyon varil petrolden tasarruf edilirken, 5,9 milyon ton sera gazı salımı önlenmiş.
-
2,6 milyar kilovatsaat enerji tasarrufu
sağlanmasının yan sıra, 104 milyon metreküp depolama alanından tasarruf edilmiş ve geri dönüşümle
ekonomiye geri kazandırılmış.
11. Kalkınma Planı’nda (2019-2023) da yer alarak devlet politikası hâline getirilen,
Yeşil Mutabakat Eylem Planı
ile döngüsel ekonomide uygulanmasına karar verilen “Sıfır Atık Hareketi”ne sahip çıkmak, millî bir sorumluluk, vicdani bir meseledir…