Hüzün

04:0010/04/2025, Perşembe
G: 10/04/2025, Perşembe
Ali Saydam

Nereden nereye… Gazi Mustafa Kemal Atatür k, CHP’nin kurucu başkanı, 105 sene önce ne demiş… Öte yandan Parti’nin son genel başkanı bugün Batı emperyalizmine nasıl yalvar yakar oluyor?.. Hazin bir durum… “Biz, Batı emperyalistlerine karşı yalnız kurtuluş ve bağımsızlığımızı muhafaza etmekle yetinmiyoruz. Aynı zamanda Batı emperyalistlerinin kuvvetleri ve malum olan her vasıtaları ile Türk milletini emperyalizme vasıta yapmak istemelerine de mâni oluyoruz. Bu suretle, bütün insanlığa hizmet ettiğimize

Nereden nereye…

Gazi Mustafa Kemal Atatür
k, CHP’nin kurucu başkanı, 105 sene önce ne demiş… Öte yandan Parti’nin son genel başkanı bugün Batı emperyalizmine nasıl yalvar yakar oluyor?.. Hazin bir durum…

“Biz, Batı emperyalistlerine karşı yalnız kurtuluş ve bağımsızlığımızı muhafaza etmekle yetinmiyoruz. Aynı zamanda Batı emperyalistlerinin kuvvetleri ve malum olan her vasıtaları ile Türk milletini emperyalizme vasıta yapmak istemelerine de mâni oluyoruz. Bu suretle, bütün insanlığa hizmet ettiğimize kaniyiz.”

Atatürk, 20 Haziran 1920, Sovyetler Birliği

Dışişleri Komiseri’ne yolladığı telgraftan

“Nasıl bir gerekçesi var, nasıl bir sebebi var? Bütün Avrupa tepki gösterirken, İngiliz İşçi Partisi’nin, Starmer’ın bu konuda herhangi bir şey söylememesini gerçekten anlamıyoruz. Terk edilmişlik hissediyoruz.”

Özgür Özel, 26 Mart 2025, BBC Röportajı’ndan

CHP’nin genel başkanlarını sıraladığınızda ortaya çıkan tablo, varılan son nokta da çok hazin: Atatürk-İsmet İnönü-Bülent Ecevit-Deniz Baykal-Hikmet Çetin-Altan Öymen-Kemal Kılıçdaroğlu-Özgür Özel… Vah vah vah!..

Peki, İstanbul İl Kongresi’nde ve bir önceki Kurultay’da “Delegeler satın alındı… Sahtekârlık yapıldı” suçlamaları gerçekdışı idi ise, “Neden Olağanüstü Kurultay düzenlediler” sorusunun yanıtı da çok
hazindir…
Peki, kendileri 1950’den bu yana her türden darbeyi, vesayet rejimini desteklemelerine rağmen, halkın oylarıyla iktidar olan, 23 yıldır güven tazelemeye devam eden
AK Parti
’yi ve
Cumhurbaşkanı
’nı “Darbeci, cuntacı” diye suçlamaya tevessül etmeleri ne denli
hazindir
Peki,
Ekrem İmamoğlu
’nun suçu sabit görülüp mahkûm olması hâlinde içine düşecekleri durum
hazin
olmayacak mıdır?..
Belli ki cazgırlığa, provokasyona, kriminal olanı desteklemeye, tencere tava çalmaya devam edecekler… Yine bir
hüzün
çöktü ki sormayın…

“Pre-suasion”
“Pre-suasion” yeni uydurulmuş, o nedenle de henüz tam oturmamış, anlaşılmamış bir kavram… Türkçeye maalesef henüz kazandırılmamış durumda, ancak
Robert Cialdini
tarafından yazılmış bir de kitap var bu konuda…
Esasen “ikna etmek” anlamındaki “persuasion” kelimesine -pre ekinin gelmesiyle türetiliyor. Pre ise “ön” demek… Yani, pre-suasion kavramı ‘
ön ikna
’ sürecini anlatmak için kullanılıyor…
Yaşanmış
’ bir örnekten yola çıkarak anlatalım…
Recep Tayyip Erdoğan
’ı yıllar boyunca İslamofobik davranışların öznesi hâline getirdiler… Onun öncesinde de
İslam
’ı terörle, düşmanlıkla kötülükle ilişkilendirmek için çalışmışlardı… Tabii yalnız ve rehbersiz değillerdi, ta Haçlı Seferleri’nden beri üretilen yalanlar, ‘presuation’ çabaları çok verimli bir taban oluşturmuştu…

Ne oldu? Erdoğan’ı dünyaya kötüle, Batı ile İslam düşmanlığı ve İslamofobi hususunda iş birliği yap… Damlaya damlaya göl oldu… Bu süreçte biz de sesimizin yettiği kadarınca bağırdık durduk: “İslamofobi ile mücadele etmezsek ülkemizin itibarını ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın siyasi konumlanmasını savunamayız!..”

Nitekim
Trump
, Cumhurbaşkanı’mızı yere göğe sığdıramasa da Avrupa’nın en etkili dergisi
Der Spiegel’
in 13. sayısının "Yüzsüzlük Çağı" başlıklı başyazısında bakın ne deniyor:

"Son yıllarda Türkiye'yi hâlâ bir demokrasi olarak adlandırmak için çok fazla iyi niyet gerekiyordu. Recep Tayyip Erdoğan, iktidarda bulunduğu 20 yılı aşkın sürede yargıyı zayıflattı, medyadaki çıkıntıları törpüledi ve muhalifleri hapse attırdı. Ancak ne kadar otoriter yönetirse yönetsin, ülkesini Rusya veya İran gibi diktatörlüklerden ayıran bir fark vardı: Başkan, düzenli olarak, serbest ve en azından kısmen adil seçimlere katılmak zorundaydı.

Şimdi, Erdoğan’ın, tek adam yönetimine giden yolda son engeli de kaldırmak istediği anlaşılıyor: İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, sözde terör suçlamasıyla gözaltına alınması, sadece muhtemelen en tehlikeli muhalifi saf dışı etmekle kalmadı; aynı zamanda seçim ilkesini de temelden sorgulamaya açmış oldu."

Onlar dışarıdan, bizimkiler içeriden diledikleri kadar karalasınlar… Türkiye, yoluna devam edecektir…


Kriz, krizin mayasıdır
Vestel Şirketler Grubu
CEO’su
Ergün Güler
, 1 Mayıs 2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere
Zorlu Holding A.Ş.
Yurt Dışı İştirakler ve Yatırımlar Başkanlığı görevine atanmış.
“Ne var bunda” diyenler için durumu anlatalım. Konu, ‘
manşetlik
’ haber oldu… Haber portallarından anlık bildirimler, web sitelerinde koca koca haberler…
Şimdi de “Neden bu kadar büyütüldü” diye düşünenleri aydınlatmaya çalışalım… Aslında bu denli büyütülecek bir şey yok da; bazılarının
sansasyon hevesi
iş başında… Başlıklar, “CEO görevinden ayrıldı” minvalinde… Sanki istifa etmiş gibi…

Ne olmuştu; hatırlayalım: Zorlu Holding’in CEO’su Cem Köksal, çalışanlara gönderdiği eposta’yla Ramazan’ı kutlayan Ergün Güler’e yine tüm çalışanlara gönderilmiş başka bir mesajla cevap vermişti… Holding’in 70 yıllık tarihinde “Ramazan ayı kutlaması”nın yer almadığını belirtmiş, “Şirket olarak dinden bağımsız bir duruşumuz var. Çok uluslu bir şirket olmaya çalışırken, her dinden ve milletten de çalışanlarımız olmasını bekliyoruz” demişti.

Söz konusu maillerin basına sızmasının ardından hakkında soruşturma başlatılan Köksal gözaltına alınmış, daha sonra ise görevinden istifa etmişti.

Zorlu Holding hasarı hiç büyütmeden olayı başarıyla yönetmiş, herhangi bir
krizin
ortaya çıkmasını engellemişti…
Bütün bu ‘sorunsuzluğa’ rağmen, olan olmuştu bir kere… Ancak olayın hafızalarda kalan
tortusu
, sansasyon meraklılarının, çok da kötü niyetli olmadan hazırladıkları içeriklere dikkat çekmek isteyenlerin aradıkları malzeme hâline gelmişti… Ve aynı kurum ya da kişilerle ilgili bir gelişme gündeme geldiği andan itibaren kurgulanacak mesajlara ‘temel’ teşkil edecek biçimde kullanılmaya elverişliydi…
Sözün özü… Çelişkiler iyi yönetilseler dahi hafızalarda bıraktıkları tortu, yeni çelişkiler yaratmaya, onları büyütmeye elverişli bir
maya
olabilir… O nedenle, iletişimin uzun soluklu ve aslen krizlere karşı dayanıklılığı artıran
itibarı
güçlendiren bir iş olduğunu unutmamalı…
#politika
#AK Parti
#CHP