Alman
Der Spiegel
dergisi, 2023
başlarında “Yoksa Marx haklı mıydı?” sorusuyla Karl Marx
’ı kapak yapmıştı. Dergi Marx’ı yeniden kapağa taşımış, üstelik bu kez soru işaretini bir kenara bırakarak: “Marx bunu öngörmüştü.” Yazıyı okurken Batı’nın büyük paniğine tanık olduk. Özet: “
İnsan gidiyor, yerini makine devralıyor.
” Derginin Genel Yayın Yönetmeni
Dirk Kurbjuweit
sunuş yazısında diyor ki: “2023 başlarında sorulan soru, bugün yerini net bir kabullenişe bırakıyor. Kapitalizm, teknoloji devlerinin eliyle "turbo" vitesten "çift turbo" vitese geçti. Peki, Batı’yı kasıp kavuran bu “yapay zekâ paniği” gerçekten kapitalizmin sonuna mı işaret ediyor, yoksa insanlık yeni tür bir feodalizmin eşiğinde mi?.. Sorumlular, büyük teknoloji şirketleri Meta
, Google
; bunlara OpenAI
veya Anthropic
gibi yapay zekâ şirketlerini ve elbette Elon Musk
’ı da eklemek gerekiyor.” Anlaşılan o ki, 150 yılı aşkın süredir kapitalizm, üreten, katkıda bulunan insanı ödüllendiriyor; bu ödül de refahı ve sınıf atlamayı getiriyordu. Ancak bugün Silikon Vadisi’nin trilyon dolarlık oligarkları, bu denklemin en kritik unsurunu -
insan emeğini
- tamamen sistemin dışına itmeye hazırlanıyorlar.Üstelik bu kez tehlikede olanlar fabrika işçileri değil; avukatlar, doktorlar, mühendisler, gazeteciler ve yazılımcılar. Yani
liberal demokrasilerin taşıyıcı kolonu olan orta sınıf…
Yazıda yer alan isimlerin tespitleri, Batı’nın içine düştüğü kaygının boyutlarını açıkça özetliyor:
Daniel McKinnon
(Eski Meta Mühendisi): Kendi işini kaybetme sürecini anlatırken acı bir gerçeği dile getirmiş: “Kendi kariyerimin sonunu programlıyordum... Başımıza neyin gelmekte olduğunu ve bunun ne kadar hızlı gerçekleşeceğini tahayyül bile edemiyoruz.”Demis Hassabis
(Google DeepMind): Sürecin hızını vurgulamış: “Bu devrim, Sanayi Devrimi’nden on kat daha büyük olacak ve muhtemelen on kat daha hızlı gerçekleşecek.”Yuval Noah Harari
(Tarihçi): Meseleyi felsefi bir boyuta taşımış: “Bu kez araçlar değil, failler yaratıyoruz. İnsanlık, teknoloji şirketleri ile hükûmetler arasında bir iktidar mücadelesine tanık olacak.”David Autor
(MIT Çalışma Ekonomisti): “Yapay zekâ, toplumu bir arada tutan sosyal harcı katman katman kazıyor” diyerek toplumsal dokunun bozulabileceğine dikkat çekmiş: “İnsanların çoğunun artık verecek hiçbir şeyi olmadığı bir dünyada demokrasiyi ayakta tutmak çok zor olur.”Thomas Piketty
(Ekonomist): Yapay zekâyı “devasa ölçekte mülk edinmeye yönelik şimdiye kadarki en büyük girişim” olarak nitelendirmiş ve eklemiş: “Bu, kolektif servetin çalınmasına benziyor.”ABD’li yapay zekâ şirketi
Anthropic
’in kurucu ortaklarından Dario Amodei
, 2030 yılına kadar işsizlik oranının %20
’ye ulaşabileceğini, SpaceX
sayesinde tarihin ilk dolar trilyoneri olan Elon Musk
ise nihayetinde her türlü işin ikame edilebileceğini
düşünüyormuş.Silikon Vadisi’nin yatırımcılarından ve
OpenAI
’ın yatırımcılarından Vinod Khosla
ise 2030’dan itibaren “tüm işlerin yaklaşık %80’inin yapay zekâ tarafından üstlenilebileceğini
” tahmin ediyormuş.Bu büyük teknolojik fırtınadan sağ çıkabilmek ve dijital dünyaya uyum sağlayabilmek için yazıda ortaya atılan çözümler de var:
Evrensel temel sermaye
: Alman-Amerikalı milyarder Nicolas Berggruen
, sadaka olarak gördüğü "temel gelir
" yerine, yurttaşların şirket hisselerine ortak edilmesini önermiş. Avustralya ve Singapur’daki gibi, devlet ve bireysel tasarruf fonlarının yapay zekâ kârlarına yatırılmasını ve halkın kendi ekonomisinden pay almasını savunuyormuş.Yapay zekâ sermayesini vergilendirmek ve kamulaştırmak
: ABD Senatörü Bernie Sanders
yapay zekâ sermayesinin kısmen kamulaştırılmasını isterken; ekonomist Thomas Piketty
, en üst dilimdeki milyarderlere %90’a varan servet vergileri getirilmesini öneriyor.Öte yandan, “bireysel direniş ve analoga dönüş” şiarıyla yola çıkan "
Neo-Ludditler
" gibi, bireylerin ekran bağımlılığından silkelenmesini, kamusal bilgi alanının teknoloji şirketlerine teslim edilmemesini ve dijital diktatörlüğe karşı bilinçli bir duruş sergilenmesini savunanlar da var.Der Spiegel, Batı’nın rasyonel aklıyla çizilmiş rasyonel bir kâbus senaryosu koyuyor önümüze. Rakamlar büyük, kârlar astronomik, tehdit ise soğuk ve mekanik.
Ancak gözden kaçırılan çok temel bir hakikat var:
Yapay zekâ kod yazabilir, vergi beyannamesi doldurabilir, hatta tıbbi teşhis koyabilir. Ama ne yaparsa yapsın, bir
vicdan
geliştiremez. Çünkü
yapay zekânın ruhu yok
. Hiçbir zaman da olmayacak.İnsan emeğini bir "maliyet kalemi" olarak görüp yok etmeye çalışan teknoloji oligarkları, aslında insanın en büyük gücünü göz ardı ediyorlar:
Anlam arayışını
ve ruhunu
. Kapitalizm, insanı dişlilerin arasından çıkarmaya çalışabilir; fakat ruhu olmayan bir sistemin uzun vadede üreteceği tek şey derin bir kitle bunalımı ve kaos olacaktır.Avrupa’da Batı Roma İmparatorluğu’nun çöküşünden, MS 476’dan MS 1000’e kadar yaklaşık 500 yıl sürmüş bir dönemden söz edilir:
Dark Ages
(Karanlık Çağlar)… Der Spiegel’in araştırmacı makalesine göre benzer bir Karanlık Çağ insanlığa yaklaşmakta… “Roma çöktü ve Avrupa yaklaşık 500 yıl boyunca barbarlık ve cehalete gömüldü” dense de, aynı dönemde İslam dünyası, Çin ve başka coğrafyalarda bilim, felsefe, sanat ve ticarette önemli gelişmeler yaşanmıştı.
Teknoloji devlerinin yazdığı, “
Tekno Kolonizasyonu
” da içeren felaket senaryoları belli bir bölgede lokalize olabilir ve yukarıda sözünü ettiğimiz gibi, insanlık bir kez daha “Işık Doğu’dan yükselir
” (Ex Oriente Lux) gerçeğiyle yüz yüze gelebilir… Bu söz genellikle “Kanun Batı'dan gelir
” (Ex Occidente Lex) sözüyle birlikte anılır ki, ikisi bir arada, bilgeliğin
ve aydınlanmanın
Doğu'dan, hukuk
ve düzenin
ise Batı'dan (Roma) geldiği fikrini tamamlar.Marx’ın belirttiği gibi hukuk ile düzen çökebilir ve ruhun tekâmülüne bağlı bilgelik ve aydınlanma insanlığı bir kez daha kurtarabilir…Tıpkı, Karanlık Çağlar’dan çıkışta olduğu gibi…

