Fon krizinin arkasında CIA, MOSSAD, KGB, MI6, BND, FETÖ, Siyonistler, Masonlar, Soros, dünyayı yöneten 5 zengin aile mi var? Bu bir darbe girişimi mi?
Geçtiğimiz günlerde Nepal’de büyük bir tabii afet yaşandı, nedeni şu: Himalaya Dağları’nda sürekli hareket halinde olan buzul kütlelerinin önlerine kattıkları taş, kaya, toprak bir nehir ağzında toplanıyor. Eriyen kar suları bu doğal setin arkasında birikiyor. Set, arkasında biriken milyonlarca ton suyu tutamaz hale gelince yıkılıyor. Devasa hacimdeki su hızla dağlardan iniyor, her şeyi önüne katıp sürüklüyor, köyleri, kasabaları, şehirleri haritadan siliyor, binlerce insanı öldürüyor.
Fon krizi tamamen “doğal” nedenlerle ortaya çıktı. Cılız bir setin arkasında tatmin olmayan iştiha, hırs, tamahkarlık, açgözlülük, dolandırıcılık, hırsızlık, yağmacılık biriktikçe birikti. Set, arkasında biriken bu günah yığınına dayanamadı, çatırdayarak yıkıldı, şimdi önü sıra her şeyi yıkarak ilerliyor. Setin ardındakiler kadar yanındaki borsa yatırımcıları, dar gelirliler, emekliler, esnaf, şirketler, Türkiye ekonomisi, iktidar ve muhalefetiyle siyaset selin önünde sürükleniyor.
Başından sonuna kadar her şey doğal. İç ya da dış mihraklar yok. Bu bir darbe girişimi de değil.
Ama bu sel durdurulmazsa, önüne set çekilmezse, bu cenaze hızla kaldırılıp gömülmezse, işte o zaman bir darbe girişimine dönüşebilir.
Süreç ne kadar uzarsa yıkım o kadar artacak; cenaze ne kadar ortada kalırsa, koku artacak, etrafını da enfekte edecek.
Gezi olayları, basit bir protesto eylemiyle başlamıştı. Saman aleviydi, parlayıp sönecekti. İşin içine siyasetçiler girdi, medya girdi, sosyal medya girdi ve kurgu, plan, tasarım, uluslararası medya, iç ve dış mihraklar ardından geldi. Saman alevinin üzerine benzin döküldü ve sonradan bir darbe tasarımına dönüştürüldü.
Fon krizi, önüne kattığını alıp götüren bir sel olarak, ortada yatan bir cenaze olarak, Hükümete ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik darbe tasarımına dönüşme potansiyeli taşıyor.
Öncelikle, süreç uzadıkça söylentiler artıyor. Yalan ile hakikat birbirine karışıyor. İftiralar, ithamlar için uygun bataklık oluşuyor. Dedikodu ayyuka çıkıyor. Sapla saman, at izi ile it izi birbirine karışıyor.
Yine süreç uzadıkça, homurtular artıyor. Yerli yersiz çıkışlar yaşanıyor. Güveni sarsacak, moralleri bozacak, insicamı dağıtacak adımlar atılıyor.
Süreç uzadıkça komplo teorilerinin yeşereceği uygun zemin oluşuyor. Dış mihrak bahaneleri, iç hesaplaşma iddiaları, felaket senaryoları, tuzak tasarımları, iktidar kurguları havalarda uçuşuyor.
Süreç uzadıkça mağduriyetler artıyor, katlanıyor.
Süreç uzadıkça ekonomi ve siyaset zehirleniyor, virüs kapıyor, kontrol zorlaşıyor, güven aşınıyor, çöküntü derinleşiyor.
Süreç uzadıkça kriz yönetimi zorlaşıyor, iletişim iletişimsizliğe dönüşüyor.
Süreç uzadıkça kriz derinleşiyor, yıkım yaygınlaşıyor, maliyet yükseliyor.
Daha fazla vakit kaybetmeden bu krizin bütün ülkeyi tatmin ve mutlu edecek şekilde çözülmesi, dosyanın kapağının kapatılması, rafa kaldırılması, Türkiye’nin gündeminden artık çıkarılması gerekiyor.
Sorumlular bir an önce bütünüyle ortaya çıkarılmalı, adalet hızla tecelli etmeli, adli ve siyasi cezalar verilmeli, mağduriyetlerin giderilmesi için plan hemen açıklanmalı.
Bu istismar, dedikodu, homurtu, komplo, söylenti, hesaplaşma, yıpratma, iftira, itham bataklığı hepimizi, tüm Türkiye’yi içine çekecek. Artık her saniye kayıptır. Selin önüne hemen şimdi set çekilmeli, cenaze kaldırılmalı ki Türkiye yoluna kararlılıkla devam edebilsin.
Fon krizi bir darbe girişimi değil ama süreç uzadıkça içerden dışardan omuz verilecek bir darbe girişimine dönüşme potansiyeli de artıyor. Acilen önlemi alınmalı.

