7 Ekim 2023’ten sonra dünya bir kez daha büyük bir değişimden geçiyor. Batı merkezli dünyaya olan inançta büyük sarsıntı yaşanıyor. Bu, anlık ve bir defaya mahsus bir değişim değildir. Daha önce de dünya büyük değişimler yaşamıştı. İki büyük savaşın sonunda Anglosakson merkezli bir dünya kurulmuştu. Bu değişimler de anlık ve bir defaya mahsus değildi. 19. yüzyılda Batı merkezli bir dünya kurulmuştu, sonra bu dünyaya Anglosaksonlar hâkim oldu.
Yahya Sinvar’ın İsrail’e yönelik beklenmeyen cevabı belirli bir zamanda meydana geldi ve bitti. Sinvar’ın Filistin meselesinin İsrail’in ve Anglosaksonların istediği biçimde sonuçlanmasına sessiz kalmak istemediğini, beyanlarından biliyoruz. Fakat muhtemelen o da bu kadar büyük bir değişime yol açacağını düşünmemişti.
Gazze’de son üç yılda meydana gelen yıkım Filistin’in kolonileştirilmesi tarihinde görülmüş bir şey değil. Bu küçük yer bir enkaz yığınına dönüştü. Filistinlilerin kaybının resmî olarak kayda geçirilenlerin çok çok üzerinde olduğuna inanılıyor. Sinvar’ın çıkışından sonra Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de siyonist İsrail devletinin yönlendirmesiyle yerleşimciler terör estiriyor. Evet, Batı Şeria ve Doğu Kudüs de Gazze gibi yıkıma uğruyor ve Filistinliler her gün dünyanın gözü önünde öldürülüyor fakat Filistinliler burada da teslim olmuyor. Onların akla hayale sığmayan bu direnişinden Batı ve Anglosakson sisteminin etkilenmemesi mümkün değildi. Eğer aksi olsaydı bütün dünya kaybetmiş olacaktı.
7 Ekim 2023’ten sonra siyonizm ve Hıristiyan siyonizmi gibi düşünce sistemleri bütün gerçekliği ile Filistinlilerin ve dünyanın karşısına çıktı. Filistinliler diz çöküp teslim olmadıkça Batılı filozofların evrensellik iddiaları da sarsılmaya başladı. Onların düşünce sistemlerinin evrensel geçerliliğe sahip olmamasının sebebi de meşhur filozofların kolonyal kibriydi. Onlar da siyonist İsrailliler gibi Filistin’e uygarlık götürdükleri inancındaydılar ve Filistinlileri insan olarak görmüyorlardı. Bu yöndeki düşünceler, Yahudi gücüne boyun eğmelerinden değil, ırkî üstünlük inancından kaynaklanıyordu.
Filistinlilerin muazzam direnişi insanlığa zaman kazandırmış oldu. Aslında uygarlık ideolojisinin bir yansıması olarak Filistin’i kolonize ederken Filistinlilerin ve diğerlerinin uygarlık dışında kaldığına inanıyorlardı. Fakat II. Dünya Savaşından sonra antikolonyal mücadelelerin güçlenmesiyle birlikte din kavramı yayılmaya başladı. Böylelikle Filistin meselesi Yahudilerin yurt arayışına indirgendi ve kolonizasyon kavramı unutuldu. Bu yeni kavram çok daha etkiliydi. Din savaşı üzerine inşa edilen söylem Yahudilerin mağduriyeti inancını pekiştirdi. Bunun üzerine kolonyal bir yapıyı inşa ettiler. Ne yazık ki bu gerçekliğin ortaya çıkarılması ve din söyleminin önemini yitirmesi için çok büyük bedeller ödendi. Gazze’den sonra İsrail’in İngiliz ve ABD kolonyalizmini temsil ettiği fikri bütün dünyada karşılık buluyor. Filistinlilerin öncülüğünde gelişen yerleşimci kolonyalizm paradigması, İngiltere ve ABD tarafından inşa edilen dinî söylem karşısında üstünlük kurmaya başladı. Artık Filistin’de dinî bir savaş yürütüldüğüne inananların sayısı gittikçe azalıyor.
Siyonizmin kolonyal bir ideoloji olduğunun anlaşılmasıyla Batılı filozofların evrensellik iddiaları da önemini yitirdi. Çünkü İngiliz, Alman, Fransız ya da Amerikalı filozofların önemli bir kısmının siyonizme desteği kolonyal ideolojilerle doğrudan ilişkilidir. Onlar da Hıristiyan siyonizminin etkisi altındalar. Hıristiyan siyonizminde ve Protestan evrenselciliğinde ırkî üstünlük inancının üstüne gitmek gerekir. Oryantalist fikirler de kolonyal üstünlük inancından besleniyor. Bu sebeple Batı dışında kalan dünyanın Hıristiyan Siyonizmi gibi fanatik akımları çok farklı bağlamlarda tartışması gerekir. Avrupa düşünce tarihi, fikrî hareketleri ve edebî akımları denince akla çok daha yeni kategorilerin gelmesi artık zorunluluktur. Çünkü siyonizm, Hıristiyan siyonizmiyle doğrudan ilişkilidir ve onları bir arada düşünmemize sebep olan bağlam da Anglosakson kolonyalizmidir. Bu konuların ders kitaplarına geçmesi şaşırtıcı olmaz. Avrupa’yı dünyanın taşrası olarak yerli yerine oturtmak kaçınılmaz bir vazifedir.
Dünya Batı gerçeği ile Gazze direnişi sayesinde yüzleşti. Farklı mecralarda küresel bir uyanıştan bahsediliyor. Bunu doğrulayan örnekler var. Batı başkentlerinde bile antikolonyal fikirler kök salıyor. Evet, Gazze baştan aşağı harabeye döndü fakat dünyayı felakete sürükleyen fanatik fikirlerin kaynağı açığa çıktı. Güneşin Batı’dan doğmayacağını aynelyakin görmüş olduk.

