Siyasetin doğası gereği, iktidarından muhalefetine kadar her aktör her an ağır iddiaların, soruşturmaların veya adli süreçlerin muhatabı olabilir. Ancak mevzu “rüşvet” gibi kamu vicdanını doğrudan yaralayan bir iddia olduğunda, mesele sıradan bir siyasi polemik olmanın çok ötesine geçer.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Memur ve Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosu’nun, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba hakkında düzenlediği en son fezleke tam da bu türden bir ağırlık taşıyor. Fezlekede yer alan başlıklar yenilir yutulur cinsten değil:
“31 Mart 2024 yerel seçimleri öncesinde belediye başkan adaylığı süreçlerinde nüfuz kullanılarak maddi menfaat temin edildiği ve CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda çıkar sağlandığı iddiaları” zincirleme şekilde rüşvet almak suçu kapsamında dosyaya girmiş durumda. Yasama dokunulmazlığının kaldırılması talebiyle Adalet Bakanlığı üzerinden TBMM’ye sevk edilen bu fezleke, Sayın Özel hakkındaki dosya sayısını 60’ın üzerine çıkarmış bulunuyor.
Şimdi burada durup soğukkanlılıkla düşünmek gerekir.
Hukukun en temel ilkesi bellidir: Bir suçlama, yetkili mahkemelerce kesin hükme bağlanana kadar herkes masumdur.
Fakat meselenin bir de siyasi ahlak ve liderlik boyutu var…
Bir siyasi partinin genel başkanı ve ana muhalefetin lideri konumundaki bir isim, üzerinde bu denli ağır bir şaibe varken “nasıl olsa iddialar ispatlanmadı” diyerek kenara çekilemez. Kamuoyu önünde lekelenmeme hakkı ne kadar kutsalsa, toplumun liderlerden beklediği “şeffaflık ve hesap verebilirlik” talebi de o kadar meşrudur.
Adalet Bakanlığı ve TBMM önüne gelen bu fezlekenin gereği neyse hukuki prosedür çerçevesinde yerine getirecektir. Bir parti liderinin, üzerindeki gölgeyi tamamen silip atması ve kamuoyu vicdanında aklanması kendi siyasi geleceği açısından bir tercih değil, kaçınılmaz bir zorunluluk olmalı.
Siyasi itibar, şeffaf bir şekilde yargının önüne çıkıp, suçsuzluğunu net bir biçimde kanıtlayarak ve temize çıkarak korunur. Türkiye’nin temiz siyasete ihtiyacı var; bunu sağlamanın tek yolunun da her iddiayla hukuki zeminde yüzleşmektir.

Zeki Sözer (solda) ve Mesut Mertcan
İlklerin insanı: Zeki Sözer
1978 yılında Milliyet Gazetesi’nde genç bir muhabir olarak mesleğe başladığımda, kendilerinden çok şey öğrendiğim efsane isimler vardı; başta Gazete Sahibi Ercüment Karacan, Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi, Yazı İşleri Müdürü Zeki Sözer, HEY Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şener, sinema yazarı Erman Şener, Milliyet Sanat Dergisi Yazı İşleri Müdürü Zeynep Oral… Mesleğin inceliklerini, tavizsiz habercilik etiğini, disiplinli duruşu, mesleğin kültür ve değerlerini öğrendiğim ilk üniversitelerim…
Bu ustaların arasında Zeki Sözer ağabeyimin özel bir yeri vardır. Yakınlığımızı, sonradan uzun süre iletişim alanında birlikte çalışma fırsatı bulduğum kızı, Elif Sözer Dumlu kardeşimiz vasıtasıyla perçinlemiştik.
Zeki Ağabey şu anda 92 yaşında. Emekli olduktan sonra resim sanatına merak sarmıştı. Eserlerini, Brieflyart Sanat Galerisi’nin kurucu ve yöneticisi Baran Curoğlu Hanım’ın teşvik ve ısrarıyla sergileme kararı almış. 6 Ağustos’ta sergi açılışına gittik.
21 Ağustos’a kadar açık olan serginin adını “İlklerin İnsanı Zeki Sözer” olarak belirlemişler. Birbirinden nahif, olağanüstü resimler ve meslek hayatından kesitler sunan fotoğraflarla üstat, bana bir ders daha verdi: İnsan, ancak üretemediği, tekâmül edemediği, durduğu zaman yaşlanır. Zeki Ağabeyim 92 yaşında bir delikanlı… Nice uzun, verimli yıllara üstadım.
Doğduğu toprağa borcunu ödemek…
Kurumsal Sosyal Sorumluluk, sadece bütçe ayırıp ajanslara teslim edilen bir “iletişim projesi” değildir. Bir kurumun varoluş nedeninin içinde; “doğduğu, doyduğu ve büyüdüğü topraklara karşı hissettiği vicdani aidiyet” duygusunun yer alması o kurum için birinci derecede sorumluluktur. NG Grup’un ev sahipliğinde Kütahya, Domaniç’te düzenlenen buluşma bu bağlamda çok kıymetli.
Porselen, seramik, ambalaj, turizm/otelcilik, makine sanayisi ve gayrimenkul sektörlerinde yatırımları bulunan NG Grup, Kütahya Valisi Musa Işın, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, iş dünyasından davetliler ile Bursa, İnegöl, Kütahya’dan gelen 70’i aşkın basın mensubunun katılımıyla bir program düzenlemiş.
Şirketin Kurucu Başkanı Nafi Güral “Kalkınmanın ilk adımı, değerlere sahip çıkmaktır. Önce kendi şehrini, ilçesini ve sahip olduğumuz değerlerin farkına varmalı, ardından bunları Türkiye’ye ve dünyaya en doğru şekilde anlatmalıyız” diyerek vizyonlarının altını çizmiş.
Haziran ayında, bölgenin değerlerini geleceğe taşıyan projeleri büyütmek üzere Domaniç Hanımeli Kooperatifi ile başlatılan iş birliği ve paydaşların elini taşın altına koymaları ile tarihi mirasa, doğal zenginliklere sahip çıkarak ulusal ve uluslararası turizm destinasyonu yaratma hedefini de kapsıyor.
NG Grup, doğduğu topraklara borcunu sadece fabrika bacaları tüttürerek değil, o coğrafyanın ruhunu ve kültürel mirasını geleceğe taşıyarak ödüyor.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.